bununla beraber ile cümle

bununla beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Şarkı bununla beraber, Güney Afrika'daki en büyük 80 hitlerinden biridir.Es ist eine von acht Radrennbahnen in Südafrika.
Bununla beraber şarkının yeni versiyonu Kelly Clarkson tarafından söylenmiştir.Die beiden verband das Lied Because of You von Kelly Clarkson.
Bununla beraber değişik şekilde olanları da vardır.Doch es kommen ihm viele andere Dinge dazwischen.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.Damit war er fast während des ganzen Krieges im Militäreinsatz.
Bununla beraber, 80386'ya yeni 3 veriyolu kontrol sinyali daha eklendi.Außerdem trug der 308 neue Klarglasscheinwerfer.
Bununla beraber, o gün yayılan olaylar “de facto devrim” olarak algılanabilirdi.Deshalb werden diese Ereignisse heute auch als die „singende Revolution“ bezeichnet.
Bununla beraber, 5 yıl Türkiye'de yasaklı kalmıştır.Auch wurde ihm zu diesem Zeitpunkt der Zugang zum Internet für fünf Jahre verboten.
Bununla beraber buhar basıncı ve sıcaklığı da devamlı olarak arttı.Zusätzlich sind Temperatur und Luftfeuchtigkeit konstant.
Bununla beraber fıkıhta hocası Alkame olarak kabul edilir.Zu ihrer Überraschung wird sie auch noch zur Abschlusskönigin gewählt.
Bununla beraber İznik imparatoru bu haberi gizli tuttu ve Theodoros'u oğluyla uzlaşması için gönderdi.Cependant, l’empereur réussit à garder cette nouvelle secrète et envoya Théodore négocier avec son fils.
Bununla beraber, ailesinin çelişkilerinin etkisiyle yetişti.Cependant, il se heurte aux difficultés de sa vie familiale.
Bununla beraber, Yunan çalışmaları, koordinat sistemini tam olarak tanımlayamamıştır.Cependant les Grecs ne l’étendront pas à un système de coordonnées complet.
Bununla beraber Sezar, karısı Pompeia'dan "karım hakkında hiçbir şüphe olmamalı" diyerek boşanmıştı.César n'en divorça pas moins d'avec Pompeia, disant : « Ma femme n'a même pas le droit d'être soupçonnée ».
Bununla beraber bazı durumlarda patolojik de olabilmektedir.Elle peut, dans certaines conditions, être pathogène.
Bununla beraber İslâm vergi sistemi, birdenbire ve topyekûn vaz' edilip uygulama sahasına konmamıştır.Châtiment et rétribution n'incombent qu'à la nefesh et au ruah.
Bununla beraber Naruto, bundan kolayca ürker.Les enfants, à l'exception de Mary, ne leur apportent que peu de satisfaction.
Bununla beraber dengesiz dağılmış piyonlar iki tarafa da şanslar verir.Des sacrifices de pions positionnels sont usuels des deux côtés.
Bununla beraber, yapıldığı yer neresi olursa olsun, kaynak çeşitli tehlikeler barındırır.Quel que soit le choix fait, la vie est pleine de dangers.
Bununla beraber dünyada kişi başına en çok cola tüketilen ülkedir.C’est aussi le pays de la région le plus émetteur de CO2 par personne.
Bununla beraber, 1862'de Yeni Zelanda'da da tanımlanmıştır.En 1864, il est également introduit en Nouvelle-Zélande.
Bununla beraber büyük çoğunluğu yok edildi.Toutefois, la grande majorité périt.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Écrire, c'est toujours prendre des risques.
Bununla beraber asalar diğer büyücüler tarafından da nispeten daha az yetkinlikle kullanılabilir.De plus les magiciens épient le moindre de leur gestes.
Bununla beraber manga da popülaritesini Japonya'da ve dünyada zirveye taşımıştır.Le manga a eu une énorme popularité, tant au Japon que dans le reste du monde.
Bununla beraber, Ahmet An kurumun "bir tabela örgütü olmanın ötesine geçemediğini" belirtir.Elle y alerte aussi sur le fait que le Grenelle II devrait être plus qu'un simple « catalogue de mesures ».
Bununla beraber cevaplanması gereken iki soru var.Par contre, il avait le droit de passer deux questions.
Bununla beraber Carter'ın hapishaneden çıkmasında önemli bir rol oynamıştır.Pendant ce temps, Carter passe un entretien primordial pour la suite de son internat.
Bununla beraber, Kutuzov iki hafta boyunca halefinin geri çekilme uygulamasını devam ettirdi.Cuneus a pris deux jours pour se rétablir.
Bununla berâber Konfüçyüs ve Konfüçyüsçülük arasındaki ilişki çok zayıftır.Or, pour lui, la frontière entre conviction et délire est très mince.
Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.De surcroît, elles coûtent moins cher.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.Il est ensuite mobilisé durant toute la guerre.
Bununla beraber Lamborghini anlaşmadaki şartları yerine getirememiştir.Bien sûr, Henri ne respecta pas les termes de cet accord.
O bir yazar, bununla beraber bir siyasetçidir.Él es escritor, y además político.
Bununla beraber yeni bir terminal Kasım 2008 de açılmıştır.Una nueva terminal se inauguró en enero de 2008.
Bununla beraber ziraat teknisyenliği binası bulunup henüz kullanılmamaktadır.Para ello se instalaron todos los dispositivos tecnológicos necesarios y todavía no se encuentra en uso.
Bununla beraber şarkının yeni versiyonu Kelly Clarkson tarafından söylenmiştir.All I Ever Wanted, canción de Kelly Clarkson.
Bununla beraber, panik odasına dışarıdan ulaşmak mümkün değildir.Aunque no podemos meternos en el dormitorio equivocado.
Bununla beraber şarkıda bazı farklılıklar vardır.Pero en esa canción hay algo más.
Fakat bununla beraber dilin tarihîliği şüpheli görülür olmuştur.A pesar de todo, el diario era en verdad sospechoso.
Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir.En invierno, no obstante, aparecen en tierra sólo durante o después de los vendavales.
Bununla beraber bir çelik fabrikasında da çalıştı.Así mismo operó en el sector siderúrgico.
Bununla beraber bir çok karar vericiler riski nötr olarak ele almaz.En cambio otros siguen siendo tan aversos al riesgo que no lo hacen.
Bununla beraber organizasyonun geleceği konusunda tartışmalar başladı.Otras polémicas se suscitaron en cuanto a la organización del programa.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Aun así, tomando precauciones siempre hay riesgos.
Bununla beraber akciğer kanseri, sigara içmeyenlerde de görülebilmektedir.Carcinoma de pulmón en no fumadores.
Bununla beraber, bir durumda üstün olmayan herhangi kimse dahi bu duyguyu yaşayabilir.En este, incluso un hombre alto no sobreviviría.
Bununla beraber Avrupa sermayesinin etkinliği artmıştır.Paralelamente se consolidaba la implantación europea.
Bununla beraber Command and Conquer 3'ün müthiş çekişmesinin sonucudur.En ese momento se desvela la despreciable colaboración entre Kai y el III Reich.
Bununla beraber m1 epeyce büyükse birleşik ivme göz önüne alınmalıdır.Para apreciarlo hace falta una masa de H2O relativamente grande.
Bununla beraber Federasyon Kupası farklı bir formata büründü.La Copa Federación volvió entonces con un formato de participación y estructura totalmente distinto.
Bununla beraber hastaların %5-10'nda hiç semptom olmayabilir.Puede estar sin embargo ausente en 15 % de los pacientes.
Bununla beraber bazı önemli Fransız soyluları bu sefere katılacaklarına ant içtiler.A muchos otros nobles franceses les sucedieron desgracias similares.
Bununla beraber teleskilerin bazı sakıncaları bulunmaktadır.Alá ama a quienes Le temen.
Bununla beraber maliyetleri çok ucuzdu.Su paga era muy baja.
Bununla beraber 1869 yılına kadar toplam 63 element bulunabilmiştir.Hasta 1893 salieron al público 369 números.
Bununla beraber neredeyse bütün bir savaş boyunca kullanıldılar.De todos modos, el sistema funcionó durante toda la guerra.
Bununla beraber, gecenin final şarkısını da beraber söylediler.¿Sabes lo que dicen justo al final de la canción?
Bununla beraber, ikisi rekabetçi ilişkilerine de devam ettiler.Desde entonces ambos mantienen una rivalidad.
Bununla beraber, günümüz koşullarında teleskopları yörüngeye taşımak bir hayli pahalıdır.Comunque, attualmente risulta costoso mandare telescopi in orbita.
Bununla beraber, göründüğünden çok daha iyi kalpli ve zekidir.È più intelligente di quel che sembri .

İlgili Sayfalar