bununla beraber ile cümle
bununla beraber kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
15
HARF
6
HECE
10
ORT. KELİME
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Niektoré projekty na miestnej úrovni môžu navyše súvisieť s otázkami národnej a európskej politiky.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Niemniej jednak współpraca transgraniczna nie może dotyczyć tylko poziomu lokalnego.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.No entanto, a cooperação transfronteiriça não se limita, e nem se deve limitar, apenas à escala local.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Rajatylittävässä yhteistyössä ei kuitenkaan ole eikä voi olla kyse yksinomaan paikallisesta tasosta.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Sin embargo, la cooperación transfronteriza no afecta, ni puede llegar a afectar, sólo al ámbito local.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Toch is en kan grensoverschrijdende samenwerking niet alleen op lokaal niveau worden bekeken.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Totuşi, cooperarea transfrontalieră nu este şi nu se poate desfăşura doar la nivel local.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Εντούτοι, η διασυνοριακή συνεργασία δεν αφορά αpiο-κλειστικά το τοpiικό εpiίpiεδο.
Bununla beraber, sınır ötesi işbirliği, basitçe yerel düzeyi ilgilendiren bir husus değildir ve olamaz da.Обаче, трансграничното сътрудничество не е, и не може да бъде, само на местно ниво.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Aja, trik je v tem, da ne greste spat, dokler niste napisali dnevnega števila besed.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Apropó, a trükk az, hogy ne menj el aludni amíg meg nem írtad a napi szószámot.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Apropo, secretul e să nu te culci până nu ţi-ai scris cuvintele pe acea zi.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.A propósito, o segredo é não irmos dormir enquanto não tivermos escrito as palavras do dia.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Au fait, le secret c'est de ne pas aller dormir avant d'avoir écrit vos mots de la journée.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Dicho sea de paso, el secreto es no irse a dormir hasta que no hayas escrito tus palabras diarias.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Du vil måske mangle søvn, men du vil færdiggøre din roman.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.E comunque, il segreto è di non andare a dormire finchè non si è raggiunto il numero di parole prefissato.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Hemligheten är, förresten, att inte gå och lägga sig förrän man skrivit dagens ord.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.참, 여기서 소설쓰기의 성공 비결은 하루 분량을 다 채우기 전에는 잠자리에 들지 않는 겁니다.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Mimochodem, tajemství je nejít spát dokud jste nenapsali vaše slova pro ten den.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Mimochodom, tajomstvom úspechu je neísť spať, kým nemáte napísané slová za ten deň.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Muuten, salaisuus on siinä, ettei mene nukkumaan ennen kuin päivän sanat on kirjoitettu.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Nebenbei bemerkt, das Geheimnis ist, nicht zu Bett zu gehen, ehe man seine Wörter für diesen Tag zusammen hat.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Nhân tiện, bí quyết ở đây là không đi ngủ cho tới khi bạn đã viết được số từ yêu cầu cho một ngày.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Tak na marginesie, nie idźcie spać dopóki nie napiszecie wszystkich słów przewidzianych na dany dzień.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Tussen haakjes, het geheim is om niet te gaan slapen totdat je je woorden voor de dag geschreven hebt.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Yah, rahasianya adalah tidak tidur sampai Anda selesai menulis seluruh jatah kata pada hari itu.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Παρεπιπτόντως, το μυστικό είναι να μην πας για ύπνο έως ότου έχεις γράψει τις λέξεις σου για την ημέρα.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Весь секрет в том, чтобы не лечь спать раньше, чем напишешь дневную норму слов.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Весь секрет успіху в тому, щоб не лягати спати, доки не напишеш денної норми слів.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.Между другото, тайната е да не отивате да спите преди да сте написали думите за деня.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.דרך אגב, הסוד הוא לא ללכת לישון עד שכתבתם את כל המילים לאותו יום.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.بالمناسبة, السر في ذلك ان لا تخلد الى النوم حتى تكتب العدد المطلوب من الكلمات في كل يوم.
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.その日のノルマを書くまでは寝ないということです 睡眠不足になるかもしれませんが
Bununla beraber, sır gün içinde kelimelerinizi yazmadan uykuya gitmemek.我嘅秘密係未寫完果日嘅字數 我唔上床瞓覺。
Bununla beraber, suçlunun üç ay içerisinde tahliyeContudo, esse direito não é aplicável caso o
Bununla beraber, suçlunun üç ay içerisinde tahliyeDer er officielt adgang til fængselsbaseret
Bununla beraber, suçlunun üç ay içerisinde tahliyeDet finns däremot ingen sådan rättighet om brottslingen förväntas
Bununla beraber, suçlunun üç ay içerisinde tahliyeΝέα 1 έ τρ α τα ο p i ο ία 1 p i ορ ού ν να σ υ 1 β άλ ου ν στην ικ αν ο p i ο ί η σ η
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Cu toate aceste a, agricultura exercit înc o presiune considerabil asupra biodiversit =ii.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Desalniettemin staat de biodiversiteit nog altijd sterk onder druk als gevolg van landbouwactiviteiten.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.J ed n a k G e rolnictwo nadal wywiera znaczcy wpływ na r ó G n or od n o ; ć biologiczn.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Jordbruket påverkar likväl fortfarande den biologiska mångfalden i mycket stor utsträckning.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Maatalous aiheuttaa silti luonnon monimuotoisuudelle vielä tuntuvia paineita.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Napriek tomu po‑nohospodárstvo ešte stále vyvíja značný tlak na biodiverzitu.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Nonostante ciò, l’agricoltura continua a esercitareenormi pressioni sulla biodiversità.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Porém, a agricultura ainda exerce uma pressão considerável sobre a biodiversidade.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Sin embargo, la agricultura sigue ejerciendo una presión considerable sobre la biodiversidad.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Toutefois, l’agriculture exerce toujours une pression importante sur la diversité biologique.
Bununla beraber, tarım hala biyolojik çeşitlilik üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.Vendar pa kmetijstvo še vedno izvaja precejšen pritisk na biotsko raznovrstnost. Speciičen cilj politike, tj.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Cependant, les programmes de dépistage de drogue varient selon les pays.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Cu toate acestea, †≤rile variaz≤ în ceea ce priveªte schemele de testare antidrog.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Der er imidlertid forskelle landene imellem med hensyn til deres ordninger for narkotikatestning.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.De systemen voor de drugtests variëren echter per land.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Hinsichtlich der für Drogentests geltenden Regelungen gibt es jedoch Unterschiede zwischen den Ländern.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Jednak sposoby ich prowadzenia w poszczególnych krajach są różne.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Jednotlivé země se však liší ve schématech testování.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Krajiny sa však líšia z hľadiska ich programov testovania drog.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Le differenze si rilevano, piuttosto, negli schemi usati per la conduzione dei test.
Bununla beraber, uyuşturucu testi programları bakımından ülkeler farklılık göstermektedir.Maiden huumetestausjärjestelmissä on kuitenkin eroja.