Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.Trong lúc ấy, với tất cả ý nghĩa và mục đích, đối với chúng ta, không gian vũ trụ có vẻ giới hạn.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.W rzeczywistości jednak obserwujemy ograniczoną przestrzeń.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.Εν τω μεταξύ, με κάθε δυνατή έννοια, ο χώρος δείχνει πεπερασμένος για εμάς.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.В същото време, за всички намерения и цели, пространството ни се струва ограничено.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.Пока что, во всех отношениях пространство кажется нам конечным.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.בינתיים, מכל הבחינות, החלל נראה לנו כסופי.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.في هذه الأثناء، لمقاصدنا و أغراضنا، فإن الفضاء يبدو محدوداً بالنسبة لنا.
Ama bütün bunlara rağmen, bizler için evren sonlu görünüyor.宇宙には限りがあるように見えます 有限かも無限かもしれませんが
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.Ale nebudeme schopni se postarat o žádný z těchto problémů, pokud nevyřešíme ten skutečný, který Mexiko má.
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.Ám egyikkel sem tudunk majd megbirkózni, ha a tényleges problémát nem oldjuk meg, ami Mexikóban van.
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.하지만 우리가 멕시코 안의 진정한 문제를 해결하지 못한다면 아무것도 해결할 수 없을 것입니다.
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.Men vi vil ikke kunne tage os af disse ting hvis vi ikke først løser det rigtige problem vi har i Mexico.
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.אני לא מתכוון שאינם ראויים לתשומת-לב. אבל לא נוכל לטפל באף-אחד מאלה אם לא נפתור קודם את הבעיה האמיתית
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.ولكن لن نستطيع معالجة كل ما سبق ان لم نحل اولاً مشكلة المكسيك الحقيقية التي تستشري في المكسيك
Ama Meksika'da var olan gerçek sorunu çözmeden, bunlara da çare bulamayacağız.真の課題を解決しなければ以上の どの問題も解決できません。 真の課題とは
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.A čo do chrámu, mal štvorhranné podvoje a predok svätyne mal tú istú podobu.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.As ombreiras das portas do templo eram quadradas; e diante do santuário havia uma coisa semelhante
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.A szenthelynek ajtófélfái négyszegûek valának, és a szentek szentje elõtt vala mint egy oltárnak a formája.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Chrámu veřeje byly čtverhrané, a předek svatyně podobný jemu.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Gli stipiti del santuario erano quadrangolari. Davanti al Santo dei santi c'era com
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Khuôn cửa của đền thờ hình vuông, và mặt trước của nơi thánh cũng đồng một hình như hình trước cửa đền thờ.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Khuôn cửa của đền thờ hình_vuông , và mặt trước của nơi thánh cũng đồng một hình_như hình trước cửa đền thờ .
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.외전 문설주는 네모졌고 내전 전면에 있는 식양은 이러하니
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Les poteaux du temple étaient carrés, et la face du sanctuaire avait le même aspect.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Podboji v templju so bili na štiri vogle; in tisti na pročelju svetišča so imeli enako podobo.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Podwoje kościelne były na cztery granie, a kształt świątnicy był jako kształt kościelny.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Tempelsalens dörröppning var fyrkantig, och framsidan av det heligaste hade sitt givna utseende.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Temppelisalissa oli nelikulmaiset ovenpielet. Mutta pyhimmän edessä näkyi
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Und die Türpfosten im Tempel waren viereckig, und war alles artig aneinander gefügt.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Uşiorii Templului era în patru muchi. Şi în faţa Locului prea sfînt erau ceva care se vedea
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Ved Indgangen til det Hellige var der firkantede Dørstolper. Foran Helligdommen var der noget, der så ud som
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.Οι παρασταται του ναου ησαν τετραγωνοι και το προσωπον του αγιαστηριου, η θεα του ενος ως η θεα του αλλου.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.В храме были четырехугольные дверные косяки, и святилище имело такой же вид, как явидел.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.ההיכל מזוזת רבעה ופני הקדש המראה כמראה׃
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.وقوائم الهيكل مربعة ووجه القدس منظره كمنظر وجه الهيكل.
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.殿 的 門 柱 是 方 的 . 至 聖 所 的 前 面 、 形 狀 和 殿 的 形 狀 一 樣
Ana bölümün kapı söveleri kare şeklindeydi, En Kutsal Yerin önündeki kapı söveleri bunlara benziyordu.殿 的 門柱 是 方 的 . 至 聖所 的 前面 、 形狀 和 殿 的 形狀一樣
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.그러나 저는 이런 것에 관심을 가지는 주체성을 가지는 것은 이런것에 관심을 가지지 않는 주체성보다 훨씬 더
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.Musím vás varovat: Mít takovou identitu je mnohem náročnější, než nestarat se.
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.Muszę was ostrzec, że ten rodzaj tożsamości jest o wiele większym wyzwaniem, łatwiej jest nie zwracać uwagi.
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.עכשיו אני מזהיר אתכם שזהות כזו היא זהות מאתגרת הרבה יותר
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.والآن علي أن أحذركم أن ذلك النوع من الهوية تنطوي على تحدياتٍ أكثر
Ancak sizi uyarıyorum: bu tarz bir kimliğe sahip olmak bunlara önem vermediğiniz durumdan çok daha zordur.こんな"アイデンティティ"を持つのは "不公正" に注意を払わない "アイデンティティ" を 持つのと比べると非常に困難なものです
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.A mestá, oddelené pre synov Efraimových, boly medzi dedičstvom synov Manassesových, všetky mestá a ich dediny.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.Efraïm kreeg tevens enkele steden in het gebied van de halve stam van Manasse.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.Fiii lui Efraim aveau şi cetăţi deosebite în mijlocul moştenirii fiilor lui Manase, toate cu satele lor.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.그 외에 므낫세 자손의 기업 중에서 에브라임 자손을 위하여 구별한 모든 성읍과 촌락도 있었더라
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.Người Ép - ra-im cũng có những thành và làng riêng ra giữa sản_nghiệp của người Ma-na-se .
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.Người Ép-ra-im cũng có những thành và làng riêng ra giữa sản nghiệp của người Ma-na-se.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.termasuk beberapa kota kecil dan desa yang terletak di dalam wilayah Manasye
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.И города отделены сынам Ефремовым в уделе сынов Манассииных, всегорода с селами их.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.Имаше и градове отделени за ефремците между наследството на манасийците, - всички тия градове със селата им.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.והערים המבדלות לבני אפרים בתוך נחלת בני מנשה כל הערים וחצריהן׃
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.مع المدن المفرزة لبني افرايم في وسط نصيب بني منسّى. جميع المدن وضياعها.
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.另 外 在 瑪 拿 西 人 地 業 中 、 得 了 些 城 邑 、 和 屬 城 的 村 莊 . 這 都 是 分 給 以 法 蓮 子 孫 的
Ayrıca Manaşşeoğullarına düşen payda da Efrayimoğullarına ayrılan kentler ve bunlara bağlı köyler vardı.另外 在 瑪拿 西人 地 業中 、 得了 些 城邑 、 和 屬城 的 村莊 . 這都 是 分 給 以法 蓮子 孫的
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Abermals sandte er andere Knechte, mehr denn der ersten waren; und sie taten ihnen gleichalso.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.A mai trimes alţi robi, mai mulţi decît cei dintîi; şi vierii i-au primit la fel.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Åter sände han åstad andra tjänare, flera än de förra, men de gjorde med dem sammalunda.
Bağ sahibi bu kez ilkinden daha çok sayıda köle yolladı. Bağcılar bunlara da aynı şeyi yaptılar.Atter sendte han andre tjenere, flere enn de første, og de gjorde likeså med dem.