Çocuk bunaltıdan hasta oldu.The boy got sick from anxiety.
Burada hava çok bunaltıcı.It's boiling in here.
Hava bunaltıcı.It's sweltering.
Bahar için biraz fazla bunaltıcıydı.It was a little too muggy for spring.
Dün gece sıcak ve bunaltıcıydı ve uyumak zordu.Last night was very hot and muggy and it was difficult to sleep.
Dün gece çok sıcak ve bunaltıcıydı ve çok iyi uyumadım.Last night was very hot and muggy and I didn't sleep very well.
Dün gece çok sıcak ve bunaltıcı idi, bu yüzden çok iyi uyumadım.Last night was very hot and muggy, so I didn't sleep so well.
Tom buradaki sıcak ve bunaltıcı yazlara dayanamıyor bu yüzden dağlara gidiyor.Tom can't stand the hot and muggy summers here, so he heads for the mountains.
"Bugün hava gerçekten bunaltıcı" "Şaka etmiyorsun""It's really muggy today." "You're not kidding."
Okul beni bunaltıyor.School bores me.
O bunaltıcı bir hikaye.That's a depressing story.
İçeride hava bunaltıcıydı.It was sweltering inside.
O bunaltıcıydı.That was depressing.
O bunaltıcı mı?Is that depressing?
Bu kasaba bunaltıcı.This town is depressing.
Bu kasaba çok bunaltıcı.This town is so depressing.
Bu yer çok bunaltıcı.This place is so depressing.
Florida nemli ve bunaltıcı havasıyla bilinir.Florida is known for it's humid, muggy weather.
Gerçekten bunaltıcıydı.It was really muggy.
Bugün çok bunaltıcı, değil mi?It's muggy today, isn't it?
Bugün hava çok bunaltıcı değil.Today isn't so muggy.
Gabe ve Pj'in yaramazlıkları onu oldukça bunaltır.Her friends and workmates at the ABC will miss her greatly.
Yazlar ise bunaltıcı sıcaktır.When they’re hot, they’re hot.
Ve bu problemler çok büyük çok küresel, çok karışık ve bunaltıcı."And these problems are so large and global, and it's just overwhelming."
Bunun sebebi senin kendi iç dünyanda bu kadar sessiz ve bunaltıcı olman değil mi?Isn't that why you were so quiet and suffocating in your own bubble?
Çok bunaltıcıydı, çünkü yapmanız gereken şeylerin sayısı, tek kelimeyle inanılmaz.It was so overwhelming, because the amount of things you have to do, it's just mind-boggling.
Yoksa, bu bunaltıcı havadan keçileri kaçıracağım.If not, this oppressive atmosphere will drive me crazy.
Beni bunaltıyorsun!Stop suffocating me!
Bodumda kalmak çok bunaltıcı.I was feeling stuffy just staying in the basement.
Sabahın köründe orada olmak çok bunaltıcıydı ve çok kalabalıktı.And it's a very depressing place to be in the morning, it's very crowded.
Gelen kutuları bunaltıcı olabilir.Inboxes can be overwhelming.
Evet öyle ama bunaltıcı.Yes, but sultry.
Şehri "bunaltıcı" bulmuştu.She found the city to be "overwhelming".
Hava çok bunaltıcı.Die Luft ist schwül.
Bu mevsimde sıcaklar bunaltıcı olmaktadır.Les printemps y sont très capricieux.
Uçak seyahati bunaltıcıydı.El trayecto en avión fue agobiante.
Hava çok bunaltıcı.Il tempo è così opprimente.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.L'estate è calda, ma non secca.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.Лето жаркое, но не знойное.
Bunaltıcı havalardan kaçmak için ideal bir yerdir.Это было идеальное место для улетающей души.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.Os verões são quentes, mas não úmidos.
Kış ise can sıkıcı ve bunaltıcıdır; zalim bir padişaha benzetilir.Den håller ingen vinterdvala men kan tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Bu mevsimde sıcaklar bunaltıcı olmaktadır.På sommaren är hettan tryckande.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.Літо тепле, але не спекотне.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.A nyár meleg, de nem párás.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.Det bliver mørkt, men det er ikke koldt.
Gabe ve Pj'in yaramazlıkları onu oldukça bunaltır.Persahabatan Mezty dan PJ pun jadi berantakan.
Güneybatıdan esen lodos sıcak ve bunaltıcıdır.Tanah genting di sebelah selatan selalu panas dan lembap.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.夏季温暖但不炎热。
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.През лятото е топло, но не горещо.
Yazları sıcak fakat bunaltıcı değildir.Poletja so topla, niso pa vroča.
Ben bir kişiyim. Bireyim. Ve bu problemler çok büyük çok küresel, çok karışık ve bunaltıcı."Я один, я сам по себе, а эти проблемы настолько крупные и глобальные, что кажутся непреодолимыми".
Beni bunaltıyorsun!Arrête de m'étouffer!
Beni bunaltıyorsun!Para de me sufocar!
Beni bunaltıyorsun!Σταμάτα να με πιέζεις!
Beni bunaltıyorsun!Тебе нельзя. И перестань преследовать меня.
Bireyim. Ve bu problemler çok büyük çok küresel, çok karışık ve bunaltıcı."És ezek a problémák olyan óriásiak és globálisak, és olyan elsöprő erejűek."
Bireyim. Ve bu problemler çok büyük çok küresel, çok karışık ve bunaltıcı."Hanya seorang diri. dan masalah-masalah ini sangatlah besar dan global, dan agak berlebihan."
Bireyim. Ve bu problemler çok büyük çok küresel, çok karışık ve bunaltıcı."Tyto problémy jsou tak velké a globální, je to zdrcující."
Bodumda kalmak çok bunaltıcı.Aku merasa pengap kalau cuma di basemen.