İnsanlar eski alışkanlıklarından vazgeçmeyi zor buluyorlar.Human beings seem to find it difficult to give up their old habits.
Çiftçiyi buluyorlar ama kalbi kırılmış olan Shaun'u tanımıyor.They find the farmer, but he does not recognise Shaun, who is heartbroken.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Sometimes, they find a hair in the food. That's my hair.
Ve bu hissi kullanarak açık denizlerde yollarını buluyorlar.And they can use that sense to navigate hundreds of miles of open ocean.
Bu bitkileri arıyorlar, bu bitkileri çiçek halinde buluyorlar.They search for them. They find them in flower.
Bugün bazı insanlar beyne yerleştirilen elektrikli uyarıcılarla huzur buluyorlar.Now some people have gotten some solace from electrical stimulators that are implanted in the brain.
PROGRAMCILAR SUÇLANMAYACAKLARI BİR YAZILIM YAZMAYI ESKİYE GÖRE DAHA ZOR BULUYORLARPROGRAMMERS FlND IT INCREASlNGLY DlFFlCULT TO WRlTE SOFTWARE THEY WON'T BE LlABLE TO BE SUED FOR
Değeri buluyorlar, özellikle kendi aralarında.We're founding value, basically in the ether amongst themselves.
Sahip oldukları mevcut sorunlara çözüm buluyorlardı.They were responding to immediate concerns.
Her iki şekilde de, sivrisinekler bizi karanlıkta koklayarak buluyorlar.Either way, mosquitos find us in the dark by sniffing us out.
[Ve toplumun en eski sorunlarını çözmenin yeni yollarını buluyorlar.][And they're finding new ways of helping to solve society's oldest problems.]
Ve insanlar... neden olduğuyla ilgili suç buluyorlar.And the company who was supposed to construct are just shrinking from their responsibility.
Bugün, sudan çıkıp karşılarında tatil köyü buluyorlar.And today, they crawl out and see condominiums.
Haftalarca, tüm gönüllüler ve yerliler benzer şeyler buluyorlardı.For weeks, all the volunteers and locals alike had been finding similar things.
Fotoğraflar ve fotoğraf albümleri, kameralar ve SD kartlar buluyorlardı.They'd been finding photos and photo albums and cameras and SD cards.
Dolayısıyla "Bu kadınlar niye bu erkeklerlerle çıkıyor?", "Neden bu erkekleri çekici buluyorlar?",And we say things like, why do these women go out with these men?
Hidrotermal menfezleri bununla buluyorlar.It's how they find the hydrothermal vents.
Bu RNA moleküllerü daha sonra kendilerini yeniden bu kılıfların için buluyorlar. .That these RNA molecules then find themselves back in these capsids.
Her seferinde bu proteini nereden buluyorlar?And every time you say, where do they get this protein?
Yapmamaları gerekir ama bir yolunu buluyorlar.They're not supposed to, but they figure out a way.
Bununla birlikte planı proaktif değil, “engelleyici” buluyorlar.At the same time, however, they view the plan as preventative, not proactive.
Onlar sizinle kafa buluyorlar.Они над вами издеваются.
Oyuncular oyun sırasında yeni silahlar, gereçler ve aletler buluyorlar.De speler heeft nieuwe wapens en voertuigen tot zijn beschikking.
İyi ama bunlar güneşi, ayı ve yıldızları göremedikleri halde yönlerini nasıl buluyorlardı?V noci pak nebylo ani vidět hvězd či měsíce.
Alman komutanlar bu birliklerin muharebe kapasitesini düşük buluyorlardı.Trên thực tế, các tướng lĩnh Đức không coi trọng năng lực chiến đấu của các đơn vị này.
Oyuncular oyun sırasında yeni silahlar, gereçler ve aletler buluyorlar.玩家在遊戲時可以獲得咒語、武器和裝甲。
Onlar Kathar kökenli bölgeyi günahkar buluyorlardı.정철은 동인들의 죄상을 추궁하였다.
Araştırmacılar sedir ağacı ile kamp arasında üç ceset daha buluyorlar.Atkarpoje tarp kedro ir palapinės rasti dar 3 kūnai.
Oyuncular oyun sırasında yeni silahlar, gereçler ve aletler buluyorlar.Dar žaidimo žaidėjas savo inventoriuje turi naujus ginklus ir daiktus.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.Az ember, aki a cipőket készíti, elmegy aludni, azután felkel, és minden cipője csodálatos módon elkészül.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.De schoenmakers gaan slapen, worden 's ochtends wakker, en alle schoenen werden magisch voor hen afgewerkt.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.Il calzolaio andava a dormire, si svegliava la mattina, e tutte le scarpe erano state magicamente prodotte.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.구두장이가 잠을 자고 아침에 일어나면 요정들이 신발을 완성해 놓는 이야기 입니다.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.Pantofarii se culcă, se trezesc dimineața și toți pantofii sunt miraculos terminați.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.Сапожник ложится спать, а просыпаясь обнаруживает, что за ночь кто-то уже изготовил все туфли.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.הסנדלרים הולכים לישון, מתעוררים בבוקר, וכל הנעלים באופן קסום, יוצרו בעבורם.
Ayakkabıları yapan insanlar uyuyup sabah uyanıyorlar ve bütün ayakkabıları yapılmış buluyorlar.小人が靴を作っておいてくれるのです すべて 現実には考えられないことでした
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Algunas veces las personas encuentran un cabello en la comida, pues ese es mi cabello.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Câteodata găsesc păr în mâncare; acela e părul meu.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Ce sont mes cheveux. Parfois on en trouve, dans la nourriture.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Czasami znajdują włos w jedzeniu - to jest mój włos.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.어느 날 그 들은 음식속에서 머리카락을 하나 발견하죠. 제 머리카락입니다.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Manchmal finden sie ein Haar im Essen, eins von mir.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Néha hajat találnak az ételben. Ez az én hajam.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Někdy najdete v jídle vlas; je to můj vlas.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Nogle gange, finder de et hår i maden. Det er mit hår.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Soms vinden ze haar in eten. Dat is mijn haar.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Sono i miei capelli; a volte se li ritrovano nel cibo.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Ну порой же мы находим волосы в еде. Это мои волосы.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.Понякога откриват косъм в храната; от моята коса е.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.לפעמים מוצאים שערה באוכל; כן זה השיער שלי.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.بعض الأحيان يجد الناس شعر في الأكل، هذا شعري.
Bazen yiyecek içinde saç buluyorlar; bu benim saçım.私の髪の毛は清潔なので、大丈夫です。
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.Chúng phát triển một vài kỹ năng thay thế như thế này mà chúng tôi không nhất thiết phải chấp nhận.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.Concep diverse astfel de tehnici alternative pe care noi nu le-am aprobat neapărat.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.Desenvolvem várias destas técnicas alternativas que nós não aprovamos necessariamente.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.De udvikler adskillige af disse alternative teknikker som vi ikke nødvendigvis synes godt om.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.De utvecklar flera av dessa alternativa tekniker som vi inte nödvändigtvis godkände.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.Ellos desarrollan varias de estas técnicas alternativas que no aprobamos necesariamente.
Bizim her zaman onaylamadığımız bu alternatif yöntemleri buluyorlar.Ils développent plusieurs de ces techniques alternatives que nous n'approuvons pas nécessairement.