O sizi bulur!Quizá tú la encuentres!
Oyuncular diski (pakı) kaleye sokarak sayı bulurlar.Y sé que las mujeres se conectarán mucho con el disco.
Sonunda onu Kuş Memet bulur.Al final la cría huye.
Kriger'ı bulur yok eder.Estaría nueces para matar a Krusty.
Ama birden, Tara kendini parkta Glory'nin yanında otururken bulur.Buffy está sentada junto a Tara.
Edward yanlış anlaşılmış bir dev olan Karl'da kafa dengi bir ruh bulur ve birlikte yola çıkarlar.Tras conocer a Karl, un gigante incomprendido, inicia un viaje junto a él.
Fakat Behzat sonunda kızının katilini bulur.Al finalizar la batalla encontró el cadáver de su hermano.
Beş kahraman yerin altına giderler ve Jasmine'in büyüsüne kapılmamış bir insan birliği bulurlar.Los cinco atacan a S.H.I.E.L.D. y capturan a un Hombre Araña desenmascarado.
Her biri de redlerine farklı bahaneler bulur.Cada uno le aconseja cosas diferentes.
Ölüm oranı %100 bulur.La mortalidad puede ser hasta el 10%.
Okur beni yazdıklarımda bulur....Escritos tras mis lecturas.
Aynı şekilde kendini uçurumdan aşağıya atarak kendini evinde bulur ve her şey yoluna girer.Cuando regresa a su dimensión, se lleva el cubo a casa y se las arregla para resolverlo.
Babam, büyüdüğümde bir iş bulurken okulun ne kadar da önemli olacağı hakkında konuştu.Mio padre mi ha parlato di quanto sia importante la scuola per trovare un lavoro quando sarò grande.
Beni merhametsiz bulursanız şaşırmayın.Non stupitevi se vi sembrerò spietato.
Sen hayatıma müdahale etme yetkisini kendinde nasıl olur da bulursun?Com'è che credi di avere il diritto di interferire nella mia vita?
Mağaralara giden ekip orada iki insan cesedi bulurlar, Locke onlara "Adem ile Havva" adını takar.Nelle grotte vengono ritrovati due corpi, che Locke definisce i loro "Adamo ed Eva".
Nate Harlow ve ortağı "Griff", Bear Dağı'nda altın bulurlar.Nate Harlow ed il suo socio Griffon hanno trovato l'oro sul Monte Orso.
En yakın arkadaşı Enrico La Talpa'dır, ancak çoğu zaman başı belada bulur.Il suo migliore amico è Enrico La Talpa che però il più delle volte lo fa finire nei guai.
Sabah, Fred yine bir video kaset bulur.La mattina dopo, Fred trova un'altra videocassetta fuori da casa sua.
Küçük bir sandık bulurlar.Trovarono solo un piccolo coltellino.
Yardımcı olarak Meryl Silverburgh'u bulur.Tra questi vi è Meryl Silverburgh.
Spider-Man onu bulur.Verrà ucciso da Spider-Man.
André Goldenberg ve Simon Lévy ikinci açıklamayı daha uygun bulurlar.André Goldenberg e Simon Lévy sono alcuni dei sostenitori di questa seconda interpretazione.
Sonunda onları bulur.E alla fine lo trova.
Bulmacalarda da kendine Muğla'nın 3 harfli ilçesi olarak yer bulur.Pe rl'innamoramento necessita di mangiare 3 Jameleon.
İşte bu anda karşısında şeytanı bulur.A questo punto, non resta che trovare Satana.
Ama onun yerine bir uyku kapsülü bulurlar.In primo luogo, lo addormentano con un altro sonnifero.
Dövüş esnasında, Starkaður hile yapar ve Gunnar kendini yepyeni bir kavganın içinde bulur.Nel corso del combattimento i suoi avversari imbrogliano e Gunnarr si ritrova in un vivace alterco.
Terim, fizyoloji ve ekonomi alanında da kullanım alanı bulur.Il termine viene utilizzato anche nel campo della fisiologia e dell'economia.
Meliorn, Clary'e der ki eğer bu boyutta başka bir geçit bulursa o geçit onu babasına götürecektir.Dice a Clary che se riesce a trovare il resto del portale sarà portata dal padre.
Eragon bir ejderha yumurtası bulur.Grossman compra un camion carico di uova.
Yörünge son derece eksantriktir (e=0,07) ve bizim bakış açımızdan yörünge eğikliği 72,0° yi bulur.L'orbita è relativamente eccentrica (e=0,07) ed è inclinata rispetto alla nostra visuale di 72,0°.
Ve sonunda Dr. X'in izini bulur.Alla fine diviene un pupillo di Max.
Persse sonunda Angelica'yı bulur.In finale sfiderà Angelique Kerber.
Deckard, Gaff tarafından bırakılmış bir origami kağıdı bulur.Qui trova un piccolo origami fatto da Carol.
Destan bütün “ölmesi gerekenlerin” ölümü ile son bulur.Parteciperà comunque a quella che sarà la "Battaglia Finale" con tutti gli altri.
Bu öyle bir isimdir ki kemalini bulursa vuslat hâsıl olur.E, quando lo vedi, è probabile che tu stia sparando a un'esca...
Fakat onları son anda Beyaz Sürtük bulur.Alla fine si trova attaccata da elefanti marini.
Hemen sonra da bu mağarada gömülü olan bir altın hazinesi bulur.Qui scopre un tesoro sepolto.
Ve onu bulur.Riesce poi a trovarlo.
Çiftleşme genelde Eylül ile Aralık arasında yer bulur.L'accoppiamento in genere si verifica tra settembre e aprile.
Kendini çok yakışıklı bulur.Lui è molto bello.
Ölüm nerede vuku bulursa kişi orada kalır.Chi muore lascia al mondo, chi resta se la spassa.
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.Il muro venne demolito e fu così scoperto il cadavere della donna, con sulla testa il gatto che miagolava.
Polisler yatı arar ve büyük miktarda kokain bulurlar.I Carabinieri perquisiscono il negozio e trovano una grossa quantità di eroina.
Adada köpeği Vincent'ı aramakta olan Walt, yerde bir kelepçe bulur ve babası Michael'a gösterir.In cerca del suo cane, Vincent, Walt trova un paio di manette, che mostra al padre Michael.
Bir striptiz kulübüne gider ve onu orada bulur, ondan ziyareti sırasında Michael'a ne verdiğini sorar.Parla poi con Morgan, che gli spiega cosa è accaduto durante il suo coma.
Sesleri takip edip ormana girince kendini Kabuslar Evi'nde bulur.Inseguendo lui, anche Nightmare raggiunge il palazzo.
Ayıldığında kendisini annesinin yanında bulur, kötü bir rüya gördüğünü söyler.Piedino si sveglia spaventato, e ella gli dice che è stato solo un brutto sogno.
Pan da üzülür ama bir yol bulur.Bob acconsente, ma si troverà nei guai.
O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz.Forse sto scoprendo chi sono.
Katniss, ciddi bir şekilde yaralanmış olan Peeta'yı bulur ve onu iyileştirmeye çalışır.Katniss va quindi alla ricerca di Peeta e lo trova gravemente ferito a una gamba.
Çocuklarını korkmuş bir halde bulur.Può spaventare i ragazzi con la sua forza.
Böylece bir çadırda yaşamaya başlar ve kendisini kalkındırmak için bir de hademelik işi bulur.Per allevarla, devono trovare un posto dove vivere e si mettono a cercare anche un lavoro.
Charlie onu bulur ve yine kandırarak evlenmeleri için ikna etmeye çalışır.Tom la nasconde e in seguito decide anche di assumerla.
Njalsson'lar kendilerini Althing'de, yardım için yalvarırken bulurlar.I figli di Njáll si ritrovano a dover implorare aiuto all'Alþingi.
Kavuklu ona bir ev bulur.Il concierge gli dà una chiave.
İkinci baskında Ana Lucia, Diğerleri'nden birini öldürür ve üzerinde bir liste bulur.Ana Lucia uccide uno di loro e trova un elenco con le descrizioni delle vittime.
O sırada Dean ve Sam, Frank'in hard diskindeki GPS sayesinde yerini bulur ve Charlie'ye ulaşırlar.Lascia quindi le informazioni criptate per Sam e Dean nel suo hard-disk, che viene consegnato loro da Charlie.
Biraz sonra da Cassie'nin babasını bulurlar.Farà successivamente delle indagini sul padre di Sarah Reese.