Böylece boşuna delme zahmetinde bulunmaz.Nie robi tego jednak całkiem bezinteresownie...
Seçilmişler hiçbir canlıyı incitmezler ve asla cinsel ilişkide bulunmazlar.Nie obwiniaj: ofiary/osoby, które przetrwały nigdy nie są winne wykorzystaniu seksualnemu.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Jego tron jest tak rozległy jak niebiosa i ziemia; Jego nie męczy utrzymywanie ich.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Zwykle nie znajduje się tam piór.
Ayrıca çağırı 1.10'da eklenmiştir daha önceki sürümderde bulunmaz.Od godziny dziesiątej nie zaganiano już więcej do nas, jedynie w wyżej wspomniany kąt.
Bu canlılarının hepsi aynı anda cesette bulunmaz.Wszystkie żywe istoty nie są tożsame z ciałem, które obecnie posiadają.
Hiçbir hayvansal üründe bulunmaz.Nie ma poważniejszych zagrożeń dla tego zwierzęcia.
Şartröz manastırlarında keşişlerin başında bir başrahip bulunmaz.W Mytkach nie rezyduję obecnie żaden duchowny.
Ancak Hogwarts'takiler evet anlamında hiçbir harekette bulunmazlar."Tytuł Hokage nic nie znaczy.
Bu ikisi arasında en ince bir fark dahi bulunmaz.Nie ma między nimi zasadniczej różnicy.
Pleblerin siyasal hakları bulunmaz, devletin yüksek kademelerinde görev alamazdı.Niewierni byli obywatelami drugiej kategorii i nie mogli zajmować wysokich pozycji państwowych.
Kuzey Kutbunda bulunmazlar.Nie zalatuje północnej tundry.
İkili WrestleMania 29 ve Extreme Rules 2013'te bulunmaz.Bądź wytrwały mimo niesprawiedliwego traktowania, 29.
Vücutta sölom bulunmaz.Nie kumuluje się w organizmie.
Küçük azılar yalnızca kalıcı dişlerde bulunur, süt dişlerinde küçük azı bulunmaz.Zęby stałe oznaczał tak samo, inaczej jedynie zęby mleczne.
Kuyruklarında ya da kanatlarında siyah tüy bulunmaz.Nie ma żadnych czarnych piór na skrzydłach.
Normal biyolojik koşullarda bulunmaz.Nie ma żadnego znaczenia biologicznego.
Türkiye'de bulunmaz.Finns inte i Turkiet.
Döteryum radyoaktif değildir, ve önemli bir zehirleme tehlikesi bulunmaz.Deuterium är inte radioaktivt och utgör inte någon betydande risk med avseende på toxicitet.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Han kommer aldrig att bli frigiven.
Orkestrada sürekli kullanılmaz, hatta bazı orkestralarda bulunmaz.Vid repetitionerna fanns heller inte orkestern alltid representerad.
Kalp bulunmaz.Ej samtidig infart.
Bu dönemde yüksek kaliteli silindir mühürler genelde bulunmaz.Verken i sådana ur brukar hålla en hög kvalitet.
İrlanda'da bulunmaz.Det saknas på Irland.
Eski Mısırlılar ender olarak komşularıyla ticari ilişkilere girdiler, yabancı mallar Mısır'da pek bulunmazdı.De forntida egyptierna bedrev handel med grannfolken för att få tillgång till sällsynta, exotiska varor.
Memelilerin akciğerlerinde bulunan çok kapsamlı dallı havayolu yapısı sürüngenlerde bulunmaz.Sverige har inte de extremt instabila luftblandningar som bygger upp dem.
Yüksek reaktif özelliğinden dolayı, doğada hiçbir zaman saf ve elementel halde bulunmaz.Hög prestation, oavsett typ av förmåga, är aldrig resultatet av natur eller miljö.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.Naturligtvis är detta en grov indelning och hela skalan mellan dessa är vanlig.
Dağ üzerinde akarsu bulunmaz.Numera är det förbjudet att bestiga berget.
Böylece boşuna delme zahmetinde bulunmaz.De väntar inte förgäves.
Bu yüzden ATA protokolünde bir aygıt diğerine kanalı kullanması için talepte bulunmaz.Med andra ord drivs inte vajersystemet tillbaka i motsatt riktning för användning av den andra kabinen.
Türkiye'de doğal olarak bulunmazlar ancak süs bitkisi olarak yetiştirilmektedir.I Sverige förekommer inga arter naturligt, utan de är alla införda som trädgårdsväxter.
Buna zıt olarak, millleştirme sosyal mülk veya ekonomik sistemin yeniden yapılandırılmasına atıfta bulunmaz.Då riskerar man inte att värdehandlingen försvinner eller förstörs.
Kalp bulunmaz.Серця немає.
Döteryum radyoaktif değildir, ve önemli bir zehirleme tehlikesi bulunmaz.Дейтерій не є радіоактивним, і не становить значну небезпеку токсичності.
Yeni doğan çocuklarda bulunmaz.Вони не впізнають рідного сина.
İçerisinde kuarklar bulunmaz.Ступенів всередині немає.
Bu piller AAA pil veya AA piller kadar popüler değildir ve dolayısıyla yaygın olarak bulunmazlar.Ці батарейки не такі популярні, як батарейки типів AAA чи AA, а, отже, й не настільки доступні.
Kafada yüz bulunmaz, ama dalgalı bir saç stili dikkat çeker.Не часті, але спостерігаються пилові бурі.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Деякі місця ніколи не відпустять тебе.
Kök ayaklılarda bulunmaz.Біль в горлі не турбує.
Üst çenelerinde kesici dişleri bulunmaz.На верхній щелепі відсутні зуби.
Sözleşmeli Erlerin elbiselerinde herhangi bir rütbe bulunmaz.Абсолютно не має значення, у що одягнені їхні опоненти.
Küçük türlerde ise hiç solungaç bulunmaz, bunlar vücutlarının bütün yüzeyiyle solunum yaparlar.Органів дихання немає — дихають всією поверхнею тіла.
Dolaşım, solunum ve boşaltım sistemleri bulunmaz.Антиблокувальної системи гальм і систем курсової стійкості немає.
Kulak püskülleri bulunmaz.Вушних раковин немає.
Göl içinde bitki bulunmaz.Водні рослини в озері не виявлені.
Kıyı Platformu bulunmaz.Залу очікування на платформі немає.
Büyük Britanya'da bulunmaz.Це було неможливим у Великій Британії.
Bu alıntı Jack London'ın yayınlanmış eserleri içinde bulunmaz.Джек Лондон не описував що було далі.
Geleneksel cenazelerde çiçek bulunmaz.Не існує поховальних традицій.
Pleblerin siyasal hakları bulunmaz, devletin yüksek kademelerinde görev alamazdı.Він не має права голосу в політичних питаннях, не може займати посад в державних установах.
Kalp bulunmaz.Srdce ne.
İrlanda'da bulunmaz.Nevyskytuje se v Irsku.
Tüm türlerinde koku bulunmaz.Co všechno vašemu tělu nemusí vonět?
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Oni skoro nikdy nebyli svobodní.
Hiçbir hayvansal üründe bulunmaz.Jiná zvířata jim nevadí.
Onlar üç krallıkta bulunmazlar.Žijí v sedmi královstvích.
Bu dönemler diğer ülkelerde bulunmaz.Současné priority jsou jinde.
Büyük Britanya'da bulunmaz.Do Británie ale zatím nemohl.