Ana içeriğe geç
Sözlük

bulunmaz ile cümle

bulunmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Boyuncuk vardır veya bulunmaz.مع أو بدون قلنسوة.
Büyük Britanya'da İskoçya'nın ortalarına kadar görülür, İrlanda'da bulunmaz.في الجزر البريطانية، يوجد في إنكلترا ولكنه ليس منتشراً في اسكتلندا أو أيرلندا.
Balıksız çevrimde tankın içinde hiçbir balık bulunmaz.ولا توجد أي سمكة مهرج في المحيط الأطلنطي.
Gök âleminin de yeraltı âlemi gibi yeryüzü ile benzerlikleri varsa da bu âlemde insanların ruhları bulunmaz.Céu e Terra são opostos entre si e assim se assemelham ao Um (Yin) e Yang chinês.
Bazı kaynaklarda hikâye 1027 yılında tarihlenir ve Papa bulunmaz.Amado data a história depois de 1027 e não menciona o papa.
Bıyıkları haricinde tüyleri bulunmaz.Carecem totalmente de pelos, exceto bigodes.
Dişlerin kenarlarında - buralarda minenin altında dentin bulunmaz - renk bazen mavi tonlarında olabilir.Nas bordas dentárias, onde não há dentina subjacente ao esmalte, a cor às vezes pode ser levemente azulada.
Sistematik hata bulunabilir ama bunların ele alınması regresyon analizi içeriğinde bulunmaz.O erro sistemático pode estar presente, mas seu tratamento está fora do escopo da análise de regressão.
Şarkı, albümün kaset versiyonunda bulunmaz.A música não aparece na versão cassette do álbum.
Genellikle puanlama ya da kazanan-kaybeden bulunmaz.Normalmente, trata-se de ganhos ou perdas.
Alexandre Vallaury’nin çocukluk ve gençlik yıllarına dair fazla bilgi bulunmaz.Dobrev não se lembra dos anos de sua juventude e escola .
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Geralmente não possuem um serviço de mesa atendido.
Bu dönemler diğer ülkelerde bulunmaz.Este fenómeno não se verifica noutros países.
Dolaşım, solunum ve boşaltım sistemleri bulunmaz.Ausência de sistema circulatório e respiratório.
Derilerinde kemiksi plaklarda da bulunmaz, ancak, kıkırdak gibi kalın ve katıdır.Há também a química sexual entre eles, é tão carregado e em camadas.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Nunca irá se decepcionar novamente.
Döteryum radyoaktif değildir, ve önemli bir zehirleme tehlikesi bulunmaz.O deutério não é radioactivo, e não representa um risco significativo de toxicidade.
Hiçbir hayvansal üründe bulunmaz.Não houve abuso de animais.
Hiçbiryerde iki farklı tür bir arada bulunmaz.Isso não requer necessariamente dois sexos distintos.
Böyle bir yol pek bulunmaz.Esse é um caminho sem volta.
Tüm bu gruplar arasındaki ayrımlar takribidir ve aralarında her zaman keskin sınırlar bulunmaz.As divisões entre todos esses grupos são duras e suas fronteiras não são sólidas.
İçinde sanduka bulunmaz.Não temos caixa dois.
Başka bir biyomda bulunmaz.Não há em outra direção.
Şairin ölümü hakkında da bir bilgi bulunmaz.Desconhece-se qual a sorte do poeta.
Parapatrik türleşmede bu anlamda gen akışını önleyen özel bir dış engel bulunmaz.Nessa especiação, não há nenhuma barreira extrínseca específica para o fluxo gênico.
Gerçek bir gövde bulunmaz.Não há real envido.
Bu isimler Yunan tercümesi Septuagint'te bulunmaz.Em algumas passagens os tradutores usaram claramente a Septuaginta grega.
Yan çizgi bulunmaz.Não apresentam linha lateral.
Boğaz'ın kıyılarında geniş düzlükler bulunmaz.Não havia cosmonauta a bordo.
Lindwormların ya ayakları ya da kanatları bulunmaz.Sementes aladas, ou sem asas.
Hâlbuki neler, neler bulunmaz söylenecek?Wat (Datgene wat) waar is moet gezegd worden.
Avrupa'da yalnızca İzlanda adasında bulunmaz.Ze ontbreken alleen op IJsland.
Onlar üç krallıkta bulunmazlar.Het land valt uiteen in drie koninkrijken.
Lindwormların ya ayakları ya da kanatları bulunmaz.Ze hebben geen poten en vleugels.
Masada genellikle bıçak bulunmaz.Geen mes op tafel.
İçinde sanduka bulunmaz.Er is hierbij geen binnenkist.
Şehirlerde doğal düşmanları alıcı kuşlar bulunmaz.Deze dieren kennen in Nederland geen natuurlijke vijanden.
Cody SummerSlam 2012, Night of Champions 2012 gibi şovlarda bulunmaz.Humo's Comedy Cup kende tot de editie van 2012 geen voorrondes.
Kalp bulunmaz.Er is geen harttak.
Kur'an'da peygamberlerin sayısına dair bir ifade bulunmaz ve 25 peygamber ismen anılır.De late profeten (schrijvende profeten) bestaan uit de grote profeten en de twaalf kleine profeten.
Kum kırlangıcına benzer, ama ondan daha büyüktür ve göğüs bandı bulunmaz.De snuit is aldus niet sterk bol van voren maar meer spits.
Kelimelerle kapalı imalarda bulunmaz.Ergens zonder bedenkingen van overtuigd zijn.
İrlanda'da bulunmaz.Het is gevestigd in Ierland.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Eigenlijk is zijn nooit bevrijd.
Üst çenelerinde kesici dişleri bulunmaz.In het bovenkaaksbeen zijn geen tanden gevonden.
Süt dişlenmede mandibular premolarlar bulunmaz.In het melkgebit komen geen premolaren voor.
Türkiye'de bulunmaz.Maar niet alleen binnen Mexico.
Köyde cami veya Cemevi bulunmaz.Olaf is echter in geen velden of wegen te bekennen...
Çünkü eşit şartlar altında bir iktidar yarışı bulunmaz.Tijdens de oorlog kende de competitie geen normale omstandigheden.
Külotlarda bacak uzantısı bulunmaz ya da çok kısa bir şekilde konulur.Schouderstrepen ontbreken of zijn sterk gereduceerd.
Büyük Britanya'da bulunmaz.Het kwam niet in Engeland aan.
Üremeyen yetişkinlerde ise, uzun bir kuyruk bulunmaz.Met het dragen van volwassenen heeft hij ook geen enkele moeite.
Böyle bir yol pek bulunmaz.Zo ver komt het niet.
Avrupa boyunca yaygın olup, Britanya'da bulunmazlar.In Europa komen ze overal voor, maar zijn nergens algemeen.
Boyuncuk vardır veya bulunmaz.Een lip ontbreekt of is niet verkalkt.
Hiçbir zaman serbest halde bulunmaz.Nigdy nie mógłbym zrezygnować z własnej wolności!
Avrupa'da yalnızca İzlanda adasında bulunmaz.W Europie omija tylko Islandię.
Kraterler çevresinde fazla bitki örtüsü bulunmaz.Nie obserwuje się tu prawie żadnych kraterów uderzeniowych.
Dağ üzerinde akarsu bulunmaz.Nie ignorujmy gór!
İçerisinde kuarklar bulunmaz.Od wewnątrz nie było klamki.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod