bulunması ile cümle

bulunması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Adına rağmen, oksidasyon reaksiyonunda oksijenin bulunmasına gerek yoktur.I atmosfæren finnes det ikke oksygen.
Bunun içinde her şeyden önce yeni bir anlatım yolu, yeni bir dil bulunmasını gerekli görür.I tillegg får vi i denne perioden en ny viktig kilde – språket vårt.
Çoğu tarihçiye göre tarih çağları, yazının bulunması ile başlar.Blant historikere er det mest vanlig å la historien starte på det tidspunkt hvor der finnes skrevne kilder.
Bu durumda ise, bize doğru sinyal vermeyen oldukça fazla cisimlerin bulunması gerekmektedir.I tillegg mener man at det kan finnes flere figurer som ennå ikke er avdekket.
Mevcut kuvvetler ihtiyaca yetmiyor ve elde devamlı bir ordu bulunması gerekiyordu.Denne kampen ville bli langvarig, og han hadde behov for en hær som var konstant i beredskap.
Bunun nedeni, hemen arkasında dağlar bulunmasıdır.Ia khawatir gunung itu akan mendatangkan kematian bagi mereka.
Diğer iddia ise bu âyetteki kıtal (öldürme) emrinin bulunmasıdır.Menurut Ibnu Katsir, kata sajnan (سَجنًا) berarti sempit.
Devletin hakim gücü, yeni kralın bulunmasından sorumlu olan Senato haline geliyordu.Kekuasaan tertinggi negara akan berpindah ke Senat, yang bertanggung jawab untuk mencari raja baru.
Önceliğimiz her zaman uçağın bulunması oldu.”Yang pertama adalah “pesawat pengebom selalu dapat mencapai targetnya”.
Bu suretle kağıdın damlayacak şekilde ıslak bulunması ve döşemenin ilacı iyice emmesi sağlanır.Kertas nantinya akan basah dan diukur panjang kertas yang basah tersebut.
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.Berkat aksinya tersebut ia dilarang berpolitik.
Ancak devletin sınırları konusunda bir tartışma bulunması mümkündür.Karena status kemantren dalam pemerintahan mungkin ada batasan tertentu.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Penyebaran organisme mudah terjadi jika faktor risikonya ada.
Ayrıca kendi görüşlerinin de kitapta bulunmasını istemişti.Selain itu ia juga menuangkan pikirannya dalam bentuk buku.
Yani işlem maliyetleri ekonomik kurumların bulunması maliyetleridir.Apa yang dikerjakan harus memberikan nilai ekonomi.
Ancak Celâl Bayar'ın cezası, 65 yaşının üstünde bulunması sebebiyle müebbet hapis cezasına çevrildi.Namun, setiap hakim di Ukraina diwajibkan untuk pensiun di umur 65.
Aralarında liseyi konu alan birkaç manga bulunmasına rağmen çoğunluğu yetişkin kadınların hayatlarını anlatır.Tuy có vài truyện nói về trường trung học, nhưng hầu hết là về cuộc sống của phụ nữ trưởng thành.
Neden Manon hakkında iki değişik opera bulunmasın?Có 2 câu chuyện khác nhau về việc Lennon gặp Ono.
Valentinianus'un odasında asılmış şekilde bulunmasından sonra yeniden sorunlar çıktı.Vấn đề phát sinh một lần nữa, sau khi Valentinian đã được tìm thấy treo cổ trong phòng của mình.
Olayın sorumlularının bulunması ve şehirde denetim sağlanması için başlatılan harekât ise başarısız olacaktır.Gõ cửa từng nhà để thẩm vấn và tìm kiếm tại địa phương cũng không thành công.
570 yılı civarında, Yemen Kralının yarı kardeşi "Ma'd-Karib" I. Hüsrev'in müdahelede bulunmasını talep etti.Khoảng năm 570, "Ma'd-Karib", một người anh em cùng cha của vua Yemen, đã cầu xin Khosrau I can thiệp.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Phát hiện bệnh ở giai đoạn mãn tính dựa vào tìm kháng thể kháng T. cruzi trong máu.
Kırgızlara göre Kuğuçu'nun hastanın yanında bulunması yeterlidir.Trong trường hợp ngược lại, cần bảo đảm là bệnh nhân vẫn còn tình trạng bài niệu.
Bu yeşil görünüm ağacın dalları arasında zor bulunmasınıda sağlar.Màu xanh lá cây của nó làm cho nó rất khó để nhìn thấy trong số những chiếc lá xanh của các tán rừng.
Teorem : Yönlü graflarda Hamilton yolunun bulunması NP-tamdır.Đồ thị ví dụ có đường đi Hamilton.
Skynet tarafından izinin bulunmasına imkân yoktur.クリスティンを追った描写はない。
NGC 5866'nın en belirgin özelliklerinden birisi oldukça geniş bir toz diskinin bulunmasıdır.NGC 5866の最も顕著な特徴は、ほぼ真横から見える拡張した塵の円盤である。
Bunların giderilmesi için halktan son bir kez özveride bulunması istendi.他の人を引っ張っていく(リードする)人であって欲しいという願いをこめて命名されていた。
Fotoğrafçı Adams sadece infaz yerinde bulunmasına rağmen, Güney Vietnamlıların beyanını doğrulamıştır.カメラマンのアダムズは南ベトナム側の説明を確認したが、彼は処刑のために居合わせただけだった。
Bu sırada Papa II. Julius Fransa'nın İtalya'da bulunmasından tedirgin olamaktaydı.しかし、ここにきてユリウス2世はイタリアにおけるフランスの影響力の大きさを危惧するようになった。
Çünkü bu arama uzayı içinde en iyi çözümlerin bulunması çok zaman alır.この質量が探索空間の最適解を表していることが望まれる。
Devam eden çalışmalarda yakında bir tandır bulunması da bu yaklaşımı desteklemektedir.新しい訳は先の訳から助けを受ける一方、さらに前進する必要があります。
Yine yüksek enlemlerde bulunması, ülkenin gündüz uzunluklarını oldukça çeşitli kılmaktadır.また「身延山坊跡録」でも日朗の開基、日元は2世とされている。
Torbanın vücut dışında bulunmasının nedeni budur.バッターボックスの外側に立つのもそのためであった。
Her evde 5 hane halkının bulunmasına dayalı bir varsayım yapılabilmekteydi.五界の住人のあらゆる能力をコピーする事が出来る。
Johnston organı, eşeylerin bulunmasında çok önemlidir.シス体のジアゼンは、有機合成にとって有益なことがある。
Her geminin bağlama limanı bulunması zorunluluğu vardır.すべての船舶に搭載が義務付けられているわけではない。
Çin’de bulunmasına karşın Çince konuşamamaktadır.国籍は中国だが、中国語は話せない。
Poliçenin üzerinde bulunması gereken bilgiler: "Madde 1266.^ 『名機の系譜』p.126。
Halkın bir arada bulunmasını istemiyorlardı.大衆におもねる必要は全くなかった。
Two Pairs / Dö per: 2♣ 2♦ K♥ K♠ 6♠ Açıklama: Elde çift per bulunması durumudur.出題パート1:「2分割クイズ」・全6問 2点満点で6問出題。
Bu hizmetten yararlanmak için evinizin kampüsün yakınında bulunması gerekiyor.この部から、役宅に奉公するおはなが登場する。
Bu tabakalarda da Neolitik Çağ’ın yontma taş aletlerinin bulunması bir karışıklık yaratmaktadır.爆縮過程でどのようにしてこのようなビームが作られるかはいまだに謎のままである。
İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında (yaptıklarını) gözetleyen (ve kaydeden) hazır bir melek bulunmasın."據《古蘭經》所說,天使沒有自由意志,有別於人類,他們是完全服從真主的。
Cuma günleri namazda kendisi ile beraber bulunmasını irâde ile taltif eder.至魚兒海,貴等以芻餉不繼,留十日引還。
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.对于其是否是一次政治运动也没有定论。
Richard Crowe, Jackal'ın ortaya çıkmamış cesedinin bulunması için gerekli emri veriyor.雇佣军的指挥官,上校理查德·克洛(Richard Crowe)命令他的部下寻找杰克,因为没找到他的尸体。
Bu yazı türü papirüsün bulunması ile son bulmuştur.这是郗虑在史书上最后的记载。
Fermi paradoksunu çözümlemenin yollarından biri, dünya dışı zekaya dair kesin kanıtların bulunmasıdır.解决费米悖论最显而易见的方法就是找到地外文明存在的证据。
Böyle bir hastalıkta çok değişik oluş nedenlerinin bulunması doğaldır.这一类的疾病性质根据不同的疾病,严重程度并不一样。
Onlarca değişik milletten insanların bulunması İngilizceyi ikinci bir millî dil haline getirmiştir.演职人员来自十六个不同国家,英语使他们唯一的共同语言。
Cihazın bulunmasının ardından denetim birimi hâlâ cihaz hakkında çok az bilgiye sahiptir.当一个控制点检测到一个设备时,它对该设备仍然知之甚少。
OSB lerin bulunması sebebiyle ekonominin büyük bir kısmına katkı sağlamaktadır.共享屬於禮物經濟,同時也是市場經濟的範圍。
Kısa duruşmada avukatların bulunması ve avukat bakış açısıyla değerlendirme yapılması çok işe yarar.法庭会通过一个权衡性的测试来考虑律师的言论。
Dava sırasında kadının dava ile ilgili kişilerle münasebette bulunması yasaktı.在审判过程中当局拒绝这些人接受探视。
Yazının bulunmasıyla “Tarih Öncesi Dönemler” sona ermiş, “Tarihî Dönemler” başlamıştır.至此,影片结束,“约会”开始。
İsmini mahalledeki kalenin göneyinde bulunmasından almıştır.汐留從港區的官方地名中消失。
Bonoda bulunması gereken unsurlar, TTK m.你必须掌握这个谜,小柯南。
Bunun nedeni, hemen arkasında dağlar bulunmasıdır.城陷之後,鞏焴逃到山中隱居。
Bu etkiler bazen diğer kimyasal ve sitokinlerin bulunmasına oldukça bağlıdır.这些效应强烈依赖于其他化学因子和细胞因子的存在。

İlgili Sayfalar