bulunması ile cümle

bulunması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu döneme tarihlenen kayaçlarda bolca tebeşir bulunması, döneme bu adın verilmesine neden olmuştur.Abban az évben rengeteg őrültség történt, emiatt nevezetes is a történelmünkben.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.A krónikus szakaszban a fertőzést a vérben lévő T. cruzi antitestek kimutatásával diagnosztizálják.
1960'tan bu yana bu tür kanıtların bulunmasına yönelik çalışmalar yapılmış ve yapılmaktadır.1960 óta tesznek különböző kísérleteket ilyen bizonyítékok keresésére.
Fikrini değiştirmesi, üçüncü ve çok daha tam bir kafatasının bulunması ile gerçekleşti.A harmadik és jóval teljesebb koponya megtalálása után azonban megváltozott a véleménye.
Adanın Orta Atlantik Sırtında bulunması denizin çok derin olduğunu gösterir.A sziget fekvése a Közép-Atlanti-hátságon azt jelenti, hogy a mély vizek nagyon közel vannak.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.A kockázati tényezők jelenléte elősegíti a kórokozók elszaporodását.
Bunun nedeni ise ilçede birçok hastane bulunmasıdır.Előnye, hogy a legtöbb kórházban rendelkezésre áll.
Bonoda bulunması gereken unsurlar, TTK m.Bacsa-gól a válogatottban. dvtk.eu.
Teorem : Yönlü graflarda Hamilton yolunun bulunması NP-tamdır.Bizonyítás: Indirekt tegyük fel, hogy van a gráfban Hamilton-út.
1846 yılında Neptün'ün bulunmasıyla geçersiz kalmıştır.A számítások alapján 1846-ban sikerült a Neptunuszt felfedezni.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.A fertőzés ugyancsak bizonyítható a vérben a betegség elleni antitestek jelenlétének igazolásával.
M1025 serisinden farkı bu araçlarda vinç bulunmasıdır.Az 5735 m2-es tégla alakú tér a Lipótvárosban található.
İnsanların oldukça tuhaf açıklamalarda bulunması hoşuna gidiyor.A Kinek kivétel nélkül szeretnek rejtélyesen beszélni.
Bu konunun tartışılması sırasında en az yüz Senatorun hazır bulunması gerekir.Ennek a célnak az eléréséhez egy legalább ezer oldalas doktori értekezést kellett írnia.
Bir graf’taki Hamilton yollarının bulunması NP-tam bir işlemdir.Hamiltonin polkujen ja reittien olemassaolon toteaminen graafista on NP-täydellinen ongelma.
Ayrıca kendi görüşlerinin de kitapta bulunmasını istemişti.Lisäksi hän pyysi, että hänen mielipiteensä lisättäisiin kirjaan.
Adanın Orta Atlantik Sırtında bulunması denizin çok derin olduğunu gösterir.Scott näyttää etelänavalla otetuissa kuvissa selvästi pettyneeltä.
Dirac, kendisi ilk önce karşıt maddenin astronomik ölçekte bulunması hakkında kafa yormuştu.Dirac pystyi ensimmäisenä ennustamaan matemaattisesti antimaterian olemassaolon.
Ölü Deniz Yazmalarının bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biridir.Löytöä pidetään yhtenä 1900-luvun merkittävimmistä arkeologisista löydöistä.
San Marko Cesedinin Bulunması, yak.Esittelyssä Markku J. Jääskeläinen TELA.
Ancak bireyin eşcinsel ilişkide bulunması günah kabul edilmiştir.Homoseksuaalisen seksin harjoittamista pidetään syntinä.
Bu olaylar neticesinde Portekizliler, daha güvenli bir üssün bulunması gerektiğine karar verdiler.Irakilaiset uskoivat tukikohtansa olevan turvallinen.
38 gün hapiste sebepsiz bir şekilde tutulmuş, daha sonra ev hapsinde bulunması şartıyla serbest bırakılmıştır.Hän vietti vankilassa 38 päivää ennen siirtämistään kotiarestiin terveydentilansa vuoksi.
Novi Urengoy, 1975 yılında Urengoy gaz sahasının bulunmasının ardından kurulmuştur.Novyi Urengoi perustettiin Urengoin laajan kaasukentän löytymisen seurauksena 1970-luvulla.
Ana kaynaklar, her çağda bulunması gereken kaynaklar olup, besin, odun, altın ve taş gibi kaynakları içerir.Pääluonnonvarat ovat mahdollisia kaikilla aikakausilla, ja niitä ovat ruoka, puu, kulta ja kivi.
Bu durumda ise, bize doğru sinyal vermeyen oldukça fazla cisimlerin bulunması gerekmektedir.Tällöin tallennetuksi päätyy myös paljon sellaista dataa, joka ei ole hyödyllistä.
Daha önceleri dağınık halde yerleşim gösteren halk, köyde su bulunması nedeniyle köye yerleşmişlerdir.Paha kultti on kuitenkin heidän perässään saatuaan tietää kylässä olevan vettä.
Yerleşimin günümüzdeki köyün altında bulunması muhtemel görünmektedir.Nykyisin arvellaan, että asutus on todennäköisesti sijainnut nykyisen Kástelloksen kylän paikalla.
Bu yazı türü papirüsün bulunması ile son bulmuştur.Viimeisimmässä painoksessa on palattu paperin käyttöön.
1846 yılında Neptün'ün bulunmasıyla geçersiz kalmıştır.Näin tapahtumat johtivat lopulta Neptunuksen löytämiseen vuonna 1846.
A ve B gibi iki farklı toplam yönteminde ortak olarak bulunması yeğlenen özellik tutarlılıktır.Kahden eri summausmenetelmän A ja B toivottava ominaisuus on jatkuvuus.
Ülkenin posta ve Telekom operatörlerinin henüz daha özelleştirilme sürecinde bulunması.Maan radio- ja televisioyhtiöiden yhdistämistä on odotettu jo jonkin aikaa.
Orta Avrupa'da bulunmasından dolayı, yeni Avrupa Birliği üyelerine bir geçiş ülkesi haline gelmiştir.Perustamisensa jälkeen ETA on laajentunut EU:n uusien jäsenmaiden myötä.
Çalışması için sunucuda PHP ve MySQL desteği bulunması gerekir.Sen käyttö vaatii palvelimelta PHP- ja MySQL-tuen.
Kendisinde verem hastalığı muzdarip olunca sıcak iklimlerde bulunması için Kırım'a taşınmıştır.Hän sairasti tuberkuloosia ja siirtyi sairautensa vuoksi Krimin lämpimämpiin ilmasto-olosuhteisiin.
Bu nedenle Satürn'ün uydularının bulunması genellikle Yer'in halka düzlemi geçişlerine denk gelmiştir.Tämä on yksi syy siihen, miksi geishat ovat viime aikoina tulleet lähemmäksi muun maailman arkea.
1851'de şehirde altın bulunması, şehrin hızla gelişmesini sağladı.Vuoden 1859 kultaryntäyksessä se alkoi vähitellen kehittyä kaupungiksi.
Bu unsur, tabii hâkim ilkesinde bulunması gereken mutlak zorunluluktur.Erityisesti on otettava huomioon, onko salaisuus ehdoton.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Η εξάπλωση οργανισμών διευκολύνεται όταν υπάρχουν παράγοντες κινδύνου.
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Η διάγνωση στη χρονική ασθένεια γίνεται με την εύρεση αντισωμάτων για το T. cruzi στο αίμα.
Bağlantı haritalaması genetik hastalıklara neden olan genlerin yerinin bulunmasında çok önemlidir.Οι χάρτες αυτοί είναι πολύ χρήσιμοι στην μελέτη της θέσεις γονιδίων που προκαλούν γενετικές ασθένειες.
Bu silahlar soket süngünün bulunmasının ardından daha da geliştirildi.Ο οπλισμός συνέχισε να βελτιώνονται μετά την εισαγωγή του χαλκού.
1953-54 sezonu başında takım kadrosunda bulunması gereken profesyonel futbolcu sayısı dokuza yükseltildi.Στο πρωτάθλημα της Α΄ κατηγορίας 1953-54 συμμετείχαν 9 ομάδες.
Kelime kökeninde Türkçe Kut kavramının bulunması bu bakımdan ilgi çekicidir.Η ταχύτατη ανέλιξή του για Τούρκο πολιτικό προκαλεί εντύπωση.
Bunun nedeni bünyesinde az miktarda nikotin bulunmasıdır.Είναι φτωχά σε περιεκτικότητα νικοτίνης.
Ayrıca kişinin kanında hastalığa karşı antikorların bulunmasıyla da teyit edilebilir.Μπορεί επίσης να επιβεβαιωθεί με την εύρεση αντισωμάτων της νόσου στο αίμα.
Neden Manon hakkında iki değişik opera bulunmasın?Hvorfor skulle der ikke være to operaer om Manon?
Kronik hastalık ise kanda T. cruzi antikorunun bulunmasıyla teşhis edilir.Kronisk sygdom diagnosticeres ved at finde immunstoffer for T. cruzi i blodet.
Hastalık erken dönemde mikroskop kullanılarak kanda parazitin bulunmasıyla teşhis edilebilir.Tidlig diagnose af sygdommen kan ske ved at finde parasitten i blodet ved hjælp af et mikroskop.
Başka bir deyişle, birden fazla biçimin bulunması olarak da tanımlanabilir.Man kan også lave opgaver for at få en meget hurtigere form.
Bu 7 milyon yıl boyunca suyun sıva halde bulunmasına imkan verir.Jeg har gået med den hat i syv år. - Kan du ikke få den af?
Kuzey pudusu, ender bulunması sebebiyle çok az tanınır.Floden er kendt på grund af et sjældent fænomen af flodforgrening.
Nedeni ise Mecidiye'nin 3 km ilerisinde bulunmasıdır.Den ligger omkring 3 km fra Mekka.
Risk faktörlerinin bulunması organizmaların yayılmasını kolaylaştırır.Organismer spredes lettere, når derer risikofaktorer til stede.
Ayrıca boğazlar ile ilgili görüşmelerde bulunması kesin olarak yasaklandı.Den uddøde i forbindelse med at tyrelege med hundene blev forbudte.
Ayrıca kendi görüşlerinin de kitapta bulunmasını istemişti.Han, glemte også at få det med i rapporten.
Bir graf’taki Hamilton yollarının bulunması NP-tam bir işlemdir.Problemet å finne ut om det finnes en Euler-vei i en villkårlig graf er NP-komplett.
Çoğu Yemen tarafında bulunmasına rağmen 1995-1999'larda Eritre tarafından sahiplendiler.De fleste av dem tilhører Jemen, men før 1998–1999 la også Eritrea krav på øyene.
Devletin hakim gücü, yeni kralın bulunmasından sorumlu olan Senato haline geliyordu.Statens øverste makt lå da i senatet som var ansvarlig for å finne en ny konge.
Ama kışın omurgasızların az bulunması nedeniyle türlerin çoğu tohum da yer.Det samme er tilfelle om vinteren, da det også er færre byttedyr å finne.

İlgili Sayfalar