bulunması ile cümle
bulunması kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Örneğin Fransa'da trüf mantarının bulunmasında eğitilmiş yaban domuzları kullanılır.Im Périgord (Frankreich) werden speziell zur Trüffelsuche trainierte Wildschweine eingesetzt.
Arap Birliği'nin tüm toplantılarda bulunması kurallara yazılı olarak eklendi.Die Anwesenheit der Arabischen Liga bei allen Treffen ist in den Statuten festgehalten.
Yerleşimin günümüzdeki köyün altında bulunması muhtemel görünmektedir.Die dazugehörige Siedlung dürfte in der heutigen Dorflage zu suchen sein.
Ülke genelinde birçok bitki türü bulunmasına rağmen ormanlık alanlar çok azdır.Während es in Südafrika eine große Vielzahl an Blütenpflanzen gibt, sind Wälder sehr selten zu finden.
Bundan dolayı üretim ile tüketim arasında devamlı bir dengenin bulunması gerekir.Es ist daher immer notwendig ein Energiegleichgewicht zwischen Erzeugung und Verbrauch herzustellen.
Detachment'larda en az 5 aynı kostümlü üyenin bulunması gerekmektedir.In diesem Kostüm müssen fünf Kandidaten gleichzeitig einen Parcours bewältigen.
Düşmanın daha kolay bir şekilde bulunmasını sağlar.Damit sollte dem Feind das Eindringen erschwert werden.
Bu konunun tartışılması sırasında en az yüz Senatorun hazır bulunması gerekir.Um eine Entscheidung fällen zu können, müssen mindestens vier Senatsmitglieder anwesend sein.
Ancak Celâl Bayar'ın cezası, 65 yaşının üstünde bulunması sebebiyle müebbet hapis cezasına çevrildi.Die Bedingungen der Haft führten dazu, dass er bereits mit 50 Jahren Invalide war.
Köyün rakım olarak yüksekte bulunması kış mevsiminde hayat şartlarını zorlaştırmaktadır.Ihr dann erreichtes Gewicht ist ausschlaggebend für ihre Überlebenschancen im kommenden Winter.
Albüm sırasında ise sanatçı, ailesinden herhangi birisinin albüme katkıda bulunmasını istemedi.Für ihr Album wollte sie keine Beteiligung ihrer Familienangehörigen.
Yağışın oluşabilmesinin temel şartı ortamda su buharı (nem) bulunmasıdır.Er führt je nach Regen Wasser, hält dies aber lange in den Untiefen seines Bettes.
Köyün civarında Rum mezarlarının bulunması bunu destekler niteliktedir.Römische Grabfunde in der Nähe des Ortes belegen diese Besiedlung.
Karma ekonomiyi ve ana stratejik iktisadi faaliyetlerin devlet kontrolünde bulunmasını öngörür.Auch Black Economic Empowerment und Affirmative Action fallen unter den Arbeitsbereich des Ministeriums.
Neden Manon hakkında iki değişik opera bulunmasın?Von ihr gibt es zwei Aufnahmen auf Odeon.
Ana kaynaklar, her çağda bulunması gereken kaynaklar olup, besin, odun, altın ve taş gibi kaynakları içerir.Die Einheiten müssen zunächst dazu eingesetzt werden, Ressourcen wie Gold, Holz und Steine zu sammeln.
Bu ismi almasının sebebinin, yaban güvercinlerinin göç yolu üzerinde bulunması olduğu rivayet edilir.Der Name leitet sich von der Tatsache ab, dass ihre süßen Trauben die Wespen anlocken.
Aile kavramıyla yakın bir ilişkisi bulunmasına rağmen, bu belirleyici bir ilişki değildir.Trotz der intimen Bekenntnisse des jungen Mannes bleibt das Gespräch unpersönlich.
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.Politische Aktivitäten wurden ihm untersagt.
Gebelli Köyü ilköğretim okulu bulunmasına rağmen eğitime devam etmemektedir.Anders als der Sohn des Vermieters in der Bergbausiedlung weiß er, dass er nicht zum Gymnasium gehen wird.
Çünkü yetkililer onun iltica talebinde bulunmasından korktular.Die Männer fürchteten um ihre Vormachtstellung.
Bunun nedeni, hemen arkasında dağlar bulunmasıdır.Il y a parmi les assaillants des gens des montagnes.
İnsanların oldukça tuhaf açıklamalarda bulunması hoşuna gidiyor.Il apprécie quand les gens trouvent des interprétations franchement bizarres.
Akıllı bir arama sistemi, planlama için önemli olan verilerin bulunması kolaylaştırır.Un système de recherche intelligent simplifie la trouvaille de données pertinentes pour la planification.
Bulamama(Miss): Aranan verinin alt düzey bir bellekte bulunmasıdır.Mais celui qui, ne l'ayant pas connue, a fait des choses dignes de châtiment, sera battu de peu de coups.
Bunun nedeni olarak ise, daha iyi ticaret yollarının bulunması olarak gösterilmektedir.Cette option est choisie car cela permettrait d'atteindre une meilleure circulation.
Ayrıca siyasi faaliyette bulunması da yasaklanmıştır.De plus, toute participation à la vie politique est prohibée.
Ayrıca Şimoda'da bir ABD konsolosu bulunmasını da kabul ettiler.Un consul américain est même autorisé à s'établir à Shimoda.
D'Alembert-Gauss teoremine göre denklemin en aşağı bir tane çözümünün bulunması gerekir.Le théorème de d'Alembert-Gauss précise qu'il existe toujours au moins une solution à l'équation.
Çekişmenim sebebi şampiyonların Carmella’ya kur girişiminde bulunmasıdır.Et c’est par ce biais qu’elle s’intéresse aux grands maîtres du Carmel.
Bir sezonluk kombine satın almak için öncelikle kulübe üyeliğin bulunması gereklidir.Au départ, il s’agit d’acheter le droit d’occupation d’un appartement.
Adeta habercinin el kitabı olacak nitelikteki bu eser her habercinin masasının üzerinde bulunması gerekiyor.Tout écrivain devrait avoir cet ouvrage sur sa table de travail.
Kilde manganez dioksit bulunması halinde rengi siyahtır.Le noir contient du dioxyde de manganèse.
Sadece genç örneklerin bulunması açısından önemli olabilir.Il peut être significatif que seuls les mineurs étaient présents.
Bonoda bulunması gereken unsurlar, TTK m.Tillandsia hahnii Mez in C.DC., Monogr.
Çalışması için sunucuda PHP ve MySQL desteği bulunması gerekir.Il nécessite simplement un hébergement PHP/MySQL pour fonctionner.
Gölün bir özelliği de içinde pek çok adanın bulunmasıdır.Ce lac se distingue aussi par ses nombreuses îles.
Rektum kanaması, kaynağı bulunması gereken bir sindirim kanaması.Son état nécessite une transfusion sanguine urgente.
Düşük görme yeteneğinden dolayı iniş yeri ekibinde bulunması sınırlandırıldı.La navigation doit être arrêtée en cas de basse visibilité.
Detachment'larda en az 5 aynı kostümlü üyenin bulunması gerekmektedir.Il faut au département des costumes cinq semaines pour tous les réaliser.
Çayın bulunmasından önce doğmadığım için memnunum.Me alegro de no haber nacido antes del descubrimiento del té.
Bütün üyelerin bulunması zorunludur.La presencia de todos los miembros es obligatoria.
Neden Manon hakkında iki değişik opera bulunmasın?¿Por qué no van a existir dos óperas sobre Manon?
Nötrino onun ölümünden sonra bulundu ve teorisi neden bulunmasının zor olduğunu kanıtladı.El neutrino se descubrió tras su muerte y su teoría mostraba por qué era tan difícil de detectar.
Arap Birliği'nin tüm toplantılarda bulunması kurallara yazılı olarak eklendi.Asimismo, las normas establecen la presencia de la Liga Árabe en todas las reuniones.
Aralarında liseyi konu alan birkaç manga bulunmasına rağmen çoğunluğu yetişkin kadınların hayatlarını anlatır.Aunque algunas cubren temas de mujeres de instituto, la mayoría cubren las vidas de mujeres adultas.
BLOCKS sunucusu hizalanmamış dizilerde bu tür motiflerin bulunması için enteraktif bir yöntem sağlar.El servidor BLOCKS proporciona un método interactivo para localizar tales motivos en secuencias sin alinear.
Yahudilerin bu tip ibadetlerde bulunması yasak olup bu tür ibadetlere bulaşanlar cezalandırılır.En la encomienda se prohíbe detener a los judíos y se establecen penas para quienes les hicieran daño.
Baker’a Alman yapımı bir Jager tüfeği verilir ve bu örneğe benzer geliştirmelerde bulunması istenir.A Baker se le proveyó de un fusil alemán Jäger como ejemplo de lo que se necesitaba.
Örneklerin çoğu doğu Japonya'da bulunmuştur ve batı Japonya'da bulunması oldukça nadirdir.La mayoría de los Dogu se han encontrado en el este de Japón y es raro encontrar alguno en el oeste del país.
Ancak, bu da, Hatun'un yalvarmaları da onun uğursuz bir dilekte bulunmasını engelleyemez.Es inútil invocarle, pues odia a los débiles.
Köyün adı eski zamanlarda köyde birçok tavşanın bulunmasından dolayı verilmiştir.Su nombre se deriva de la abundancia de lobos en el pasado.
ABD Ordusu kolay bulunması sebebiyle JP-8 jet yakıtı kullanmaktadır.Por razones logísticas, el JP-8 es el combustible universal del Ejército de los EE.
Polimorfizm biyolojide, iki veya daha fazla farklı fenotipin aynı tür popülasyonunda bulunmasıdır.El polimorfismo es la presencia, en una misma especie, de dos o más fenotipos claramente diferenciados.
Faziletli bir şehrin reisinde bulunması gereken 12 özellik sayar.Qué maravilloso lugar para ir a vivir a 12 millones de personas.
Bunun nedeni ise ilçede birçok hastane bulunmasıdır.Se conoce la existencia de numerosos hospitales.
Bulamama(Miss): Aranan verinin alt düzey bir bellekte bulunmasıdır.La recompensa es escasa ya que su cumbre, al hallarse entre árboles, carece de vistas.
Ölü Deniz Yazmalarının bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biridir.El Tesoro Środa es uno de los más valiosos hallazgos arqueológicos del siglo XX.
Gang bang: Bir kişinin, birkaç kişi ile aynı anda veya sırayla cinsel davranışlarda bulunmasıdır.Orgía o sexo grupal: varios individuos tienen relaciones sexuales al mismo tiempo y en el mismo lugar.
Bu levhalar, bir gün dünyadışı hayat tarafından bulunması durumu için yollanmıştır.Estos mundos se encuentran conectados entre sí por un lugar llamado la Puerta de la Muerte.