Ana içeriğe geç
Sözlük

bulunmam ile cümle

bulunmam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ayrıca bölgedeki Edirne ilinde herhangi bir dağ bulunmamaktadır.W departamencie nie brakuje także gór.
Düzenli olarak yapılan bir uçuş bulunmamaktadır.Jak zwykle, nie podano programu lotu.
Bununla paralel olarak Sol Muhalefet'in aksine ayrı bir parti kurma eğilimleri bulunmamaktaydı.Najwyraźniej w obozie łacińskim istniało stronnictwo przeciwne jakimkolwiek układom.
Yazılı bir kaynak veya geliştirilmiş bilimsel teoriler bulunmamaktaydı.Nie mieliśmy podręczników, ani innych pomocy naukowych.
Operatörlerin şebeke sıkıntısı bulunmamaktadır.Nie brakuje też miejsc dla klientów biznesowych.
Bu yüzden imkansız harita bulunmamaktadır (Olasılık bulunduran haritalar bulunabilir).To znaczy, że nie wysyła on żadnych pakietów (które mogłyby zostać wykryte).
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Myśliwi i strażnicy przyrody nie muszą mieć pozwolenia na broń.
Elektrik ve internet bağlantısı bulunmamaktadır.Brak jest dostępu do sieci komputerowej i internetowej.
Ayrıca surlar o kadar uzundu ki bu surları çevreliyecek kadar sayıda asker Haçlılar elinde bulunmamaktaydı.Krzyżacy nie mieli po prostu dość czasu na przygotowanie tego rodzaju zasadzki.
Fakat Rieti'de 19. ve 20. yüzyıl yapılan arkeolojik kazılarda bir zengin kalıntılar bulunmamıştır.W XVIII i XIX wieko nie dokonano żadnych ważnych odkryć archeologicznych.
Artabasdos'un nasıl ve ne zaman öldüğüne dair bilgi bulunmamaktadır.Nie wiadomo dokładnie, kiedy i gdzie zmarł Bagoas.
(Öldürme, silahlar, vs. bulunmamalıdır.)(Mord, vapen och dylikt får inte förekomma.)
Virüsün, diğer hayvanlarda hastalığa yol açtığına dair herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.Såvitt man vet orsakar det inte sjukdom hos andra djur.
Ondan 20 yıldır hakkında kayıt bulunmamaktadır.Har ni inte lärt er någonting de senaste 20 åren?
Nüfusu 2001 yılı itibarı ile 7 olarak gösterilmekte; fakat adada kalıcı yerleşim bulunmamaktadır.Enligt folkräkningen 2001 har ön 7 invånare men det finns inga permanenta bosättningar på Kornat.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Presidenten förväntas hålla sig utanför politiken.
Mezarlığın sınırları bilinmiyordu ve herhangi bir kayıt veya harita bulunmamaktaydı.De gamla gränserna för kyrkogården var okända och en gravkarta saknades.
Bağışık olmayan anafilaksiler için bir cilt veya kan testi bulunmamaktadır.Det finns inga hud- eller blodprover för icke-immun anafylaxi.
Otomatik vitesli versiyonu bulunmamaktadır.Det finns ingen autentisk version.
Kenya'da belirgin bir tek tip kültür tanımı bulunmamaktadır.Kenya har ingen särskild matkultur som identifierar landet.
Evlerde genelde tuvalet bulunmamaktadır.Lokaltåg har ofta inga toaletter.
Türkçe sürümü bulunmamaktadır.Turkiska adjektiv böjs inte.
Ancak aynı anda saha da bulunmamışlar.Alla tullar har inte funnits samtidigt.
Herhangi bir demiryolu, liman veya hava alanı bulunmamaktadır.På ön finns varken hotell, hamn eller flygplats.
Buna karşın Fransız koleksiyonlarında bu eserleri bulunmamaktadır.Det var dock inte bara franska komedier på repertoaren.
Modern dünyada anaerkilliğin hakim olduğu toplumlar bulunmamaktadır.Det finns ingen stat i världen som idag använder sig av human proportionalitet.
Köydeki yaşlılardan bazıları oyunlarımızı çok iyi bilmekte ancak devam ettiren maalesef bulunmamaktadır.Som många av er säkert redan har läst har vår nöjespark ekonomiska problem, vilket vi inte längre kan förneka.
Ustyurt'ta bulunan tüm hayvan ve bitki türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmamaktadırlar.Flera sydliga djur- och växtarter som inte finns i övriga Finland förekommer på området.
Okula ait lojman daire bulunmamaktadır.Glömsten fick inget skolhus.
Kanalizasyon:Mahallede kanalizasyon şebekesi bulunmamaktadır.Djurgårdshjälpen: Du har väl inte missat Djurgårdsölen?.
Adada araba, dükkân ve su hizmeti bulunmamaktadır.Det finns ingen försäljning av vatten eller mat på ön.
Ancak takımın Sultanlar Ligi şampiyonluğu bulunmamaktadır.Den senare är dock inte stor nog för mästerskapstävlingar.
İlçede özel radyo ve televizyon bulunmamaktadır.Alkoholreklam får inte finnas i radio och TV.
Üstünde yaşam bulunmamaktadır.Tyvärr kan jag inte leva om mitt liv.
Hastalık bulaştıktan sonra belirli bir tedavisi bulunmamaktadır.När infektion påträffats finns ingen specifik behandling.
Sağlık ocağı bulunmamaktadır ancak sağlık evi mevcuttur.Av koncentrationslägret finns inget kvar, men industriområdet existerar fortfarande.
En eski iki yapı evresinde kil heykelcik hiç bulunmamaktadır.Två tidigare klockstaplar har funnits på annan plats än den nuvarande.
Bu nedenle standart bir yazımı bulunmamaktadır.Det räcker inte med ett bra manus.
(Bu listede tüm filmleri bulunmamaktadır.)Namn som förekommer i de artiklarna upptas inte här.)
Ama pek kalıntı bulunmamaktadır.Men särskilt mycket vila blir det inte.
Ancak ikinci karakter olan 奴 karakterinin Hun kelimesi ile bir benzerliği bulunmamaktadır.Personens namn inte redan finns representerat genom ett annat likartat gatunamn.
Bunlardan %30'unda altta yatan bir hastalık da bulunmamaktadır.Omkring 30 % med denna sjukdom är också drabbade av huvudvärk.
Mantarlar, yılın her döneminde doğada bulunmamaktadır.Arten kan para sig när som helst under året.
GAL örgütünün tutarlı veya belli bir ideolojisi bulunmamaktadır.Någon egentlig ideologi eller partiprogram har partiet hittills inte visat upp.
Santralin ne zaman devreye alınacağına ilişkin kesin tarihler bulunmamaktadır.Det finns inga uppgifter när parningstiden äger rum.
Mezarlarda herhangi bir eşya bulunmamaktadır.Man har inte funnit några föremål i gravarna.
Bu versiyonun baskıları artık piyasada bulunmamaktadır.Lappskattelandet Hierta finns inte längre kvar i jordeböckerna.
Kazılarda konutların içinde herhangi bir çöp ya da kalıntı bulunmamıştır.Likväl ska det inte kastas i soptunnan eller i avloppet.
Günümüzde ise tek bir okul bulunmamaktadır.Numera är det den enda skolan som finns kvar.
Fakat mahallede okula giden çocuk bulunmamaktadır.Så många barn går dock inte i skolan.
Bu mezar taşlarının kime ait olduğu ile ilgili bir bilgi bulunmamaktadır.Det är inte säkert att stenen har något samband med dessa gravfält.
1936'dan bu yana türün varlığına dair hiçbir kanıt bulunmamıştır.Arten har inte observerats sedan 1938.
1970 yılından bu yana ülkede başbakanlık makamı bulunmamaktadır.Associéer utses sedan 1971 inte längre.
Kanalizasyon sistemi de bulunmamaktadır.De kommer aldrig att komma ut ur kloaksystemet.
Ama hasta idi ve hastalığının ne olduğuna dair kesın bilgimiz bulunmamaktadır.Personen är sjuk utan att veta om det.
Mezarı kötü şartlardaydı ve iskeletten bütün kalanlar bulunmamıştı.Efter utgrävningen täcktes ruinen över och inga synliga rester av murarna finns kvar.
Mahallenin bilinen bir tarihi bulunmamaktadır.Walter kommer få uppleva en oförglömlig date.
Fakat bu aşırı fanatik Katolik Haçlı tutumu hakkında tenkit bulunmamaktadır.Detta requiem följer följer dock inte den katolska mässan.
Bayrağın her iki ülkede de resmî bir statüsü bulunmamaktadır.Dessa länder har alltså inte någon särskild statsflagga.
Üyeler arasında ise daimi komite üyeliği dışında özel bir üyelik kategorisi bulunmamaktadır.Respektive företrädare får inte vara fler än ordinarie ledamöter.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod