Aynı zamanda Paolo Maldini, Serie A'da en çok forma giyen oyuncu unvanını da elinde bulundurmaktadır.Другий після Паоло Мальдіні в історії футболіст за кількістю проведених ігор у Серії «A».
Günümüzde arşivinde yaklaşık 7,5 milyon eser bulundurmaktadır.У списки виборців було внесено близько 7,5 млн осіб.
Ayrıca Roland Garros'ta en çok wild card alma (8) rekorunu da elinde bulundurmaktadır.V rámci Roland Garros získal také nejvyšší počet osmi divokých karet.
Knorr-Bremse, raylı ve ticari araç fren sistemleri üretiminde dünya liderliğini elinde bulundurmaktadır.Knorr-Bremse je výrobce brzdových systémů pro kolejová vozidla a nákladní automobily.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.V těchto společnostech mají ŽP majoritní podíl.
Başta tekstil, bakır madeni ve kağıtcılık sektörlerinde yer alan şirketleri bünyesinde bulundurmaktadır.Zpočátku oceňovala zejména internetové firmy, produkty a služby v oblasti pornografického průmyslu.
2. Gemiyi elverişli halde bulundurma borcu (TTK m.Zlínský (2): ČSK Uherský Brod, TJ FS Napajedla.
Tüm ziyaretçilerin en az 4 ay geçerli bir pasaport bulundurması zorunludur.Každému dědici však musí zůstat alespoň čtvrtina dědictví nezatížená odkazy.
Kansorejen madde bulundurması nedeniyle, kullanımı sınırlandırılmıştır.Z důvodu podezření na karcinogenitu se používání NTA omezuje.
Bu bölgede 16 tane üs bulundurmaktadır.V kraji se nachází 16 sídel.
Enstitü, Freire arşivlerini elinde bulundurmaktadır.Podílel se na uspořádání Freudových Sebraných spisů.
Bozuk para ya da elektronik bileti araca binerken hazır bulundurmak.Řidič mívá k dispozici bločkové jízdenky nebo přístroj, pomocí kterého jízdenku vytiskne.
Bununla birlikte Toplam ısı yükünü etkileyen diğer faktörleri de göz önünde bulundurmamız gerekmektedir.Dodává ale, že k plnému vysvětlení je třeba započítat i vliv oxidu uhličitého.
Bina bünyesinde bir Imax sinema merkezi, bir planetaryum ve lazeryum bulundurmaktadır.Součástí knihovny je kino Kosmos a planetárium.
Ayrıca film dünyada en çok hasılat yapan 4. film unvanını 1.5 milyar $ ile elinde bulundurmaktadır.Vlastní také největší hotovost na světě dosahující 1,5 bilionu dolarů.
Motoru ortaya yerleştirilmiş ilk seri üretim araç sıfatını elinde bulundurmaktadır.Značka představila první sériově vyráběný automobil na světě s přeplňovaným motorem.
Gerçek sölom bulundurmalarına rağmen, yalancısölomlu Entoproct türlerine benzerler.Ty jsou, na rozdíl od tan pravých (Tupaiinae), nočními živočichy.
Müze yaklaşık içinde 3.5 milyon eser bulundurmaktadır.Muzeul adăpostește o colecție permanentă de peste 4,5 milioane de obiecte.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.În prezent (2008), Partidul Naționalist deține puterea.
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.A stat în America de Nord pe locul unu pentru 15 săptămâni consecutive, un record pentru orice film.
Bölge, Lüshunkou gibi askerî ve ekonomik yönden öneme sahip limanları bulundurmaktaydı.Câmpiile, laolaltǎ cu porturile au avut o importanță din punct de vedere economic și comercial.
Takımların 15 kişiye kadar yedek oyuncu bulundurma hakları vardır.Ambele echipe au dreptul la cinci jucători de rezervă.
"Indymedia" bağımsız medya organizasyonu Liverpool'u da kapsamı içinde bulundurmaktadır.A független médiaszervezetnek, az Indymedianak szintén van liverpooli kirendeltsége.
Törensel amaçlı olarak, ayrı bir birimsel otorite olan Kingston upon Hull şehrini de içinde bulundurmaktadır.A ceremoniális megyéhez az egységes hatóság területén kívül hozzátartozik még Kingston upon Hull is.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.Több forrás is található a területén.
"Annemin evinde silah bulundurmam hataydı"."Az én legjobb tulajdonságom az, hogy segítek az anyukámnak a házimunkában."
Bu atışla birlikte çekiç atmadaki Olimpiyat rekorunu da elinde bulundurmaktadır.Ez a lista az olimpiai rekordokat tartalmazza gyorskorcsolyában.
Sika AG, ürün gruplarına göre birçok alt markayı bünyesinde bulundurmaktadır.Az Alpha-Vet a termékféleségek több nagy csoportjában rendelkezik saját készítménnyel.
Femur I ve II arka taraflarında diken bulundurmaz.Ezt az Eliot Ness-köpennyel-a-hátán dolgot.
Bu isme neden de doğanın bütün unsurlarını ve güzelliklerini bünyesinde bulundurmasıdır.Sőt úgy vélte, hogy az orosz nyelv egyesíti magában a fentiek összes szépségét és gazdagságát.
Belediye şehrin tüm karar yetkisini elinde bulundurmaktadır.Az Önkormányzati Tanács határozata mindenkire nézve kötelező.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.Francia Köztársaság Nemzeti Érdemrendje (2008) OLY Home.
Hizmetleri bulundurmak ve teslimini sağlamak.Segítettek a segélyek fogadásában és elosztásában.
Burundi rekorunu elinde bulundurmaktadır.Hän pitää hallussaan Kyproksen ennätystä.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Intian valtiolla on osake-enemmistö yhtiöstä.
Knorr-Bremse, raylı ve ticari araç fren sistemleri üretiminde dünya liderliğini elinde bulundurmaktadır.Knorr-Bremse Group on jarrujärjestelmiä raideliikennekalustoon ja hyötyajoneuvoihin valmistava yhtiö.
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.Αρκετές χώρες έχουν διπλωματικές αποστολές στο ΝΑΤΟ μέσω των πρεσβειών στο Βέλγιο.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Η οικογένεια Kuzu έχει την απόλυτη πλειοψηφεία των μετοχών.
Hatta oda hizmetçisini yanında bulundurmasına bile izin verilmişti.Ανέφερε επίσης ότι τον είχε πιάσει στο δωμάτιο της υπηρέτριας.
Üstünde siyah benekler bulundurmaktadır.Στην ουρά του υπάρχουν μαύροι δακτύλιοι.
Bina bünyesinde bir Imax sinema merkezi, bir planetaryum ve lazeryum bulundurmaktadır.Αποτελείται από σινεμά τριών διαστάσεων Imax, πλανητάριο και το λεγόμενο Λασέριουμ.
Versay Antlaşması Almanya'nın hava kuvvetleri bulundurmasını yasaklamakta idi.Βάσει της Συνθήκης των Βερσαλλιών, απαγορευόταν αυστηρά στη Γερμανία να διατηρεί πολεμική αεροπορία.
Super Mario, "dünyanın en çok satılan video oyunu serisi" unvanını elinde bulundurmaktadır.Το "Hold Me Now" είναι ο δίσκος με τις μεγαλύτερες πωλήσεις παγκοσμίως.
Çete, üyelerin kıyafetlerinde mavi renk bulundurmasıyla bilinir.Banden er kendt, for dens medlemmers brug af blåt tøj.
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Fredsaftalen forpligtede Tyskland til at afskaffe almindelig værnepligt og højst have en hær på 100.000 mand.
Bu bölgede 16 tane üs bulundurmaktadır.Totalt er der 16 bygninger på området.
Rosatom tesisi işletiyor ve geri kalan %75 mülkiyeti elinde bulundurmaktadır.KBC har solgt sine aktier og Santander ejer nu 75% af banken; de resterende 25% ejes af øvrige investorer.
Bu evlerin özellikleri bariyer bulundurmamalarıdır.Disse kendetegn ikke er obligatoriske.
Takımların 15 kişiye kadar yedek oyuncu bulundurma hakları vardır.Damesingleturneringen havde deltagelse af 15 spillere.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Panda Energy International ejer størstedelen aktierne i selskabet.
Müze yaklaşık içinde 3.5 milyon eser bulundurmaktadır.Museet inneholder ca 1,3 millioner gjenstander.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.Kilder finnes også i området.
Öte yandan, üst mecliste her devlet, iki senatör bulundurması garanti edildi.I tillegg er hver stat i det amerikanske senatet tildelt to senatorer.
Şeyh Zayid Caddesi, aralarında Emirates Kuleleri'nin de olduğu birçok gökdelen bulundurmaktadır.På Sheikh Zayed Road ligger de fleste av Dubais skyskrapere, inkludert Emirates Towers.
Takımların 15 kişiye kadar yedek oyuncu bulundurma hakları vardır.Lagene kan ha opptil fem innbyttere.
Grup, stüdyo albümünün hazırlıklarına başladığı sırada Tony Yayo; silah bulundurma suçundan hapse girdi.Før G-Unit hadde sjansen til å spille inn et album ble Tony Yayo sendt i fengsel for våpenbesittelse.
Ayrıca Shen ve Zhao, genel toplamda 216.57 puan ile yeni dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.Shen Xue og Zhao Hongbo fra Kina satte ny verdensrekord for total poengsum, med 216.57 poeng.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.Misalnya, John Dalton tidak mempertimbangkan kemungkinan ini.
Enstitü, Freire arşivlerini elinde bulundurmaktadır.Institut ini menyimpan semua arsip Freire.
Bu üç azınlık Kıbrıs Temsilciler Meclisi'nde temsilci bulundurma hakkına sahiptirler.Golongan minoritas juga mendapatkan hak untuk memiliki perwakilan di dewan perwakilan.