Ana içeriğe geç
Sözlük

bulundurma ile cümle

bulundurma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.Ke-28 anggota NATO memiliki misi diplomatik untuk organisasi ini melalui kedutaan besarnya di Belgia.
Hizmetleri bulundurmak ve teslimini sağlamak.Memesan barang dan jasa.
Kulüp, amatör ve profesyonel birçok sporcuyu bünyesinde bulundurmaktadır.Dunia dan lingkungan permainan menarik pujian dari banyak pengulas.
Öte yandan, üst mecliste her devlet, iki senatör bulundurması garanti edildi.Setiap negara bagian juga mengangkat dua Senator AS.)
Parti alt kamarada 294 sandalye ve üst kamarada 83 sandalyeyi elinde bulundurmaktadır.Đảng này chiếm 294 ghế trong Chúng Nghị viện và 83 ghế trong Tham Nghị viện.
Sıvılar, diğer yandan, makaslama kuvveti bulundurmaz.Nhìn chung, đất không thể chịu được lực kéo.
Reklam bulundurmayan site, bağımsız elden yönetilmektedir.設置されなかった側は広告枠としている。
"Annemin evinde silah bulundurmam hataydı".収容所ではお母さんの腕にしがみついていました」と証言している。
Takımların 15 kişiye kadar yedek oyuncu bulundurma hakları vardır.各チームが登録できる選手数は15人まで。
Her bir tank 22 kg yakıt kaynağı olan hidrozin bulundurmaktadır.水素タンクには25kgの液体水素が貯蔵されている。
Ahırcık ve Alaylı mahalleleri bulundurmaktadır.平坦地とゆるやかな丘陵地が続いている。
Satış rakamlarında bunu da göz önünde bulundurmak gerekir." şeklinde açıklamada bulundu.売る側のこっちの立場を考えろ!」となじる一面も。
Bu yüzden birçok kitap dükkânı kitabı bulundurmayı reddetti.この小説が出版された時多くの書店が取扱いを拒否した。
Lüksemburg 1988 yılından beri taşıt plakalarında Avrupa bayrağını bulundurmaktadır.卢森堡从1988年起已在车牌左边呈现欧盟旗帜。
Bu yüzden birçok kitap dükkânı kitabı bulundurmayı reddetti.結果书店拒绝从书架上撤走该书。
Simpsonlar, "En Çok Konuk Oyuncunun Yer Aldığı TV Dizisi" dalında dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.《辛普森一家》保持了“出现客串明星次数最多之电视剧”的世界纪录。
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.它在北美連續15週保持第一,超越任何一部電影的紀錄。
Buna karşın, İsviçre'ye kendisini korumaya yönelik bir ordu bulundurma hakkı da tanınmıştır.聯邦委員可以徵用瑞士軍隊組成的安全小組,以保護自身安全。
Gövdeleri yoktur, yapraklarında orta damar bulundurmazlar.黎季犛既擒,余黨竄山谷中,出沒為寇。
Eski yöneticilerden Nina Bracewell-Smith'de halen 9,893 (%15.9) hisse senedini elinde bulundurmaktadır.전 경영진 이기도 했던 니나 브레이스웰스미스(브레이스웰 스미스 경의 손녀) 역시 9,893 지분으로 15.9%의 점유율을 갖고 있다.
Portland International Raceway gibi bazı pistler seçimlik şikanlar bulundurmaktadır.포틀랜드 인터내셔널 레이스웨이(Portland International Raceway)와 같은 자동차 경주장에서는 시케인을 옵션으로 두기도 한다.
Mesela, John Dalton bu olasılığı göz önünde bulundurmamıştır.כך למשל זכה, ג'ון דילינג'ר לכינוי זה.
Bu yüzden birçok kitap dükkânı kitabı bulundurmayı reddetti.מספר ארגונים ניסו להחרים את מכירת הספר וחנויות ספרים רבות סירבו למכור אותו.
Dayanıklı balıklardandırlar; fazla oksijen bulundurmayan sularda yaşayabilirler.דגים מיוחדים אלה יכולים לנשום אוויר והם יכולים לחיות במים כמעט חסרי חמצן.
Müze yaklaşık içinde 3.5 milyon eser bulundurmaktadır.המוזיאון מכיל כיום כ -3.8 מיליון פריטים.
Bu atışla birlikte çekiç atmadaki Olimpiyat rekorunu da elinde bulundurmaktadır.כמו כן היא מחזיקה בשיא האולימפי בריצה זו.
Super Mario, "dünyanın en çok satılan video oyunu serisi" unvanını elinde bulundurmaktadır.Франчайзът „Марио“ е един от най-добре продаваните марки във видеоигрите.
İmperial Kulüp 150 oda ve suit bulundurmaktadır.Средно кучетата могат да разберат 150 думи или жестове.
Devletin temel unsuru olan askerilik, her zaman güçlü ordu bulundurma ilkesini en başa almaktadır.Главният герой – син на военен магнат, винаги успява да се озове в центъра на важни исторически събития.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.На територията му има даже и един извор.
Itanium mimarisi 64-bit paralel yazmaçları bünyesinde bulundurmaktadır.Предлага се перфектно реализирана поддръжка на системи с 64-битова архитектура.
Bu yöntem farklı seçeneklere mal olan fırsatları göz önünde bulundurmayı içerebilir.Намерете по колко различни начина може да стане този избор.
Bölge 1 yayınları ise yorum parçaları için altyazı bulundurmamaktadır.Оцелелите фрагменти не дават възможност да се определят сюжетите и.
Tony Yayo, silah bulundurma suçundan hapse girdi.Tony Yayo osuđen je na zatvor zbog posjedovanja oružja bez dozvole.
Bugün 600.000 üyesi olan IFJ, dünyanın 100 ülkesinde temsil edilmekte ya da şubelerini bulundurmaktadır.IFJ danas predstavlja oko 600.000 članova u više od 140 država.
Kansorejen madde bulundurması nedeniyle, kullanımı sınırlandırılmıştır.Zbog otrovnog kadmija, uporaba je djelomice zabranjena.
Marseille, UEFA'nın bir numaralı kupasını kazanan tek Fransız kulübü unvanını elinde bulundurmaktadır.Marseille je jedini francuski klub koji je ikad osvojio neko europsko natjecanje.
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Nakon 1. svjetskog rata, Njemačka je mogla imati najviše 100.000 vojnika.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.U arhitekturi sada prevladava gradnja crkvi i manastira.
Bu isme neden de doğanın bütün unsurlarını ve güzelliklerini bünyesinde bulundurmasıdır.Ovaj roman poziv je na čuvanje prirodnih ljepota i njenih stanovnika.
Tüm ziyaretçilerin yanında, günlük 75 $ yeterli para bulundurmaları gereklidir.Z celkového areálu je dnes takmer 75 ha prístupných návštevníkom.
Reklam bulundurmayan site, bağımsız elden yönetilmektedir.Rádio nevysiela žiadnu reklamu s cieľom udržať si nezávislosť.
Itanium mimarisi 64-bit paralel yazmaçları bünyesinde bulundurmaktadır.Končí podpora pre Itanium IA64 architektúru.
Devletler bastıkları paralar karşılığında altın rezervi bulundurması gerekmekteydi.Republikáni za túto pomoc platili zlatými rezervami.
Olivin madeni bünyesinde serbest silis bulundurmaz.Pri nepodarenej akcií Olivera chytia.
Sahada daha fazla oyuncu bulundurmak ya da daha fazla oyuncu oynatmak ceza sebebidir.Jedným je posilnenie obrany v poli, iným dôvodom je možnosť aktívneho hrania viac hráčom.
Bunun üzerine Britanyalılar da Ruslara karşı, Kâbil’de bir misyon bulundurmak istediler.Bolo to kolégium pre tých, ktorí boli ochotní ísť do Ruska na misie.
Büyük bir şekilde yeniden kurulmuş çoklu ve tarihsel olarak önem teşkil eden eserleri bulundurmaktadır.Nikdy neprestal najskôr dôsledne a do hĺbky študovať zobrazovaný objekt.
Eylül 2010 tarihinde kanun dışı silah bulundurmaktan üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.Na jeseň roku 2010 bol odsúdený na tri roky väzenia na základe obvinenia z nelegálneho držania zbraní.
1949'da, 1500 metre için Türkiye'de o tarihe kadar kaydedilmiş ikinci en iyi dereceyi elinde bulundurmaktaydı.V tomto tuneli, na kilometri 13,295 sa mal nachádzať aj najvyšší bod trate.
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.Več držav ima tudi diplomatske misije pri Natu prek veleposlaništev v Belgiji.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Poleg tega ima v lasti večino delnic nekaterih podjetij.
Daha sonra özelleştirilen Tekel 1990'lara kadar şarap üretiminin % 40'ını elinde bulundurmaktaydı.Do leta 1900 so po tem postopku proizvedli že 90 % sode.
Pentagon, "kara mayını kullanma hakkını elinde bulundurmakta" olduğunu açıklamıştır.Peter Drahos pažymi, kad „Nuosavybės teisės suteikia valdžią naudotis ištekliais.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Vietoj to mes tikimės jums duoti kažką žymiai sotesnio ir labiau patenkinančio.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.Turi Rusijos ir Austrijos (gavo 2006 m) pilietybę.
Molotof kokteyli bulundurmak veya fırlatmak dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde yasadışıdır.Padegamųjų butelių gamyba ir pardavinėjimas daugelyje pasaulio šalių uždrausti.
Döviz alım satımı serbest bırakıldı; döviz bulundurmak artık suç değil.Nemokami darbai - baudžiamojo poveikio priemonė; neatlygintinis darbas, skiriamas kaip bausmė.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.Nesvyžiuje pastatė jėzuitų bažnyčią ir vienuolyną.
Serbest dalışta Türkiye rekorunu elinde bulundurmaktadır.Kaubandus Venemaaga elavdus rekordiliselt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod