Ana içeriğe geç
Sözlük

bulunduk ile cümle

bulunduk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı gemiler ise içinde bulundukları suları tanımadıklarından sığ yerde karaya oturdular.吴明彻遂堰清水以灌之,列船舰于城下,以图攻取。
Örneğin 1941 yılında subayların % 75'i, bir yıldan az bir süredir bulundukları yerdeydi.1981年以後,遊騎兵隊連續5年勝率都不到五成。
Türkçe ve bulundukları ülkenin dillerini konuşmaktadırlar.他們還會講他們居住的國家的語言和葡萄牙語。
Bulundukları ortamda hem kendilerine hem de bakıcılarına zarar verebiliyorlardı.與其和別人爭辯,不如讓他們自己去看。
Eski grup üyeleri Kris ve Luhan'ın gruptan ayrılmadan önce bulundukları son albümdür.그리고 엑소 前 중국인 멤버 크리스, 루한의 탈퇴 전의 마지막 앨범이다.
Bulundukları ilin adı ile adlandırılır.라고 해서 붙여진 별명.
Bulundukları bölge savunmaya uygundu.이 위치를 선택한 것은 방어에 적합한 곳이었기 때문이다.
Tekkesinde uzun yıllar irşadda bulunduktan sonra vefat etti.자신의 방식은 그가 죽은후 몇년이 지나서야 미국에서 인기를 끌었다.
(Zaten o filmde olduk, bulunduk) Kaip čia bus? : Nasıl burada olacak?(ראיה ומשימה) כיצד עלינו להגיע לשם?
10-20 mikron çapında bulunduklarından alyuvavarlardan daha büyüklerdir.רובן קטנות מ-9 מ"מ בעוד שכ 10-20% מהן הן מאקרוציסטות גדולות יותר.
Üç yıl Güney Afrika ekibinin başında bulunduktan sonra, Haziran 2015'te Gençlerbirliği ile anlaştı.כעבור שש שנים באספניול, ב-2012, הצטרף לקבוצת הנערים במחלקת הנוער ברצלונה.
Bulundukları bölge savunmaya uygundu.דרגה שהייתה מקובלת בהגנה.
Örneğin 1941 yılında subayların % 75'i, bir yıldan az bir süredir bulundukları yerdeydi.През 1941 75% от офицерите на Червената армия са на поста си по-малко от година.
Bu teknik olarak iki ülkenin bugünde hâlâ savaş halinde bulunduklarını gösteriyor.Двете страни все още са технически в състояние на война.
Her bir 94 BEST yerel grubu (LBG) bölgesel olarak bulundukları üniversitede BEST’i temsil etmektedir.Всяка от 95-те локални групи представлява организацията локално в своя университет.
Parslar, bulundukları yere çok iyi uyum sağlar.Акулите добре се приспособяват към средата, в която се намират.
Rusya’da bulundukları süre içerisinde ABD silahlı kuvvetleri çatışmalarda 110 askerini kaybetmiştir.За периода на военните действия СССР губят 60 бойци.
Büyükelçiler, görevli bulundukları ülkede, vatandaşı oldukları ülkenin devlet başkanı'nı temsil eder.Както и сенаторите, те трябва да бъдат жители на щата, от който са избрани.
Bazı gemiler ise içinde bulundukları suları tanımadıklarından sığ yerde karaya oturdular.Nismo vidjeli u njih čamaca niti bilo čega drugog čime bi plovili po vodi.
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.Može mijenjati boju tijela i tako se prilagoditi okolini.
Bulundukları ilin adı ile adlandırılır.Ime kojim su sebe nazivali.
Bulundukları cam zemine onu iter ve aşağı düşerler.Lim s krova je skinut i odnesen.
Tekkesinde uzun yıllar irşadda bulunduktan sonra vefat etti.Poslije nekoliko godina je umro u dubokoj starosti.
Her bir 94 BEST yerel grubu (LBG) bölgesel olarak bulundukları üniversitede BEST’i temsil etmektedir.Každá z 94 lokálnych BEST skupín reprezentuje organizáciu lokálne na univerzite, na ktorej pôsobí.
Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk.Podal na ňu trestné oznámenie.
Schiff, Filistin’deki Yahudilerin içinde bulundukları fakirlik ve çaresizlikten etkilendi.Tabuľu venovala Spoločnosť kresťanov a Židov na Slovensku.
1695 yilindan önce oymaklarin buralarda bulunduklari anlasilir.Nachádza sa tu zvon z roku 1695.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Zároveň tvorí príjemnú pobytovú atmosféru pre interiéry za ňou.
İçinde bulundukları gemi yine bir fırtınaya uğrar.Ale loď sa v búrke vrátila späť na pobrežie.
Centurioların kıdemleri ise bağlı bulundukları kohort'a ve centuria'ya göre belirlenirdi.Enako načelo je veljalo tudi za centurije znotraj kohorte in centurione.
TLR'ler, omurgasızlarda da, omurgalılarda bulundukları gibi bulunurlar.Todėl TQFT yra nagrinėjama kreivuose erdvėlaikiuose, tokiuose, kaip Rymano paviršiai.
Ne kadar zamandır bir arada bulundukları bilinmemektedir.Nenuostabu, kad jis ilgai buvo neatrastas.
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.Kūnas savo spalva labai prisitaikęs prie gyvenamosios aplinkos.
Yerel yönetimler yalnızca bulundukları yerde hizmet vermek amacıyla kurulmuşlardır.Puskarininkius pakelti į zauriapraporščikus buvo leidžiama tik tuose daliniuose, kuriuose jie tarnauja.
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.Keha värv muutub neil nii, et toimub kokkusulamine ümbritseva taustaga.
80'den fazla hizmette bulunduk,80여개의 에너지 기업들과 협력해서
80'den fazla hizmette bulunduk,Anul acesta, în colaborare cu peste 80 companii de utilităţi din şase ţări, vom genera o economisire
80'den fazla hizmette bulunduk,יותר מ-80 חברות חשמל בשש מדינות.
80'den fazla hizmette bulunduk,في 6 دول، سنقوم بتوليد
80'den fazla hizmette bulunduk,更に 2 テラワット時の電力を節約する見込みです
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Ai piedi della scogliera invece, è rarissimo trovarli.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.An der Unterseite der Klippe findet man sie nur sehr selten.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Au pied de la falaise, on en trouve vraiment très très peu.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Jyrkänteen alla ne ovat yhtä harvinaisia kuin kanan hampaat.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.절벽의 아래에서, 우리는 희귀한 조류 암컷의 이빨을 발견했습니다.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.La poalele stâncii erau ca şi inexistenţi.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Na szczycie klifu jest mnóstwo dinozaurów, ale u jego stóp było ich bardzo bardzo mało.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Op de bodem van de klif: bijna geen.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.Ved bunden af klippen, ser vi at de er lige så sjældne som hanetænder.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.А у подножья горы их кот наплакал.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.В подножието на зъбера откриваме, че те са редки като кокоши зъби.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.כבר השתלטו על פסגת המצוק.
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.في أسفل ذلك المنحدر, الديناصورات شديدة الندرة
Ama uçurumun aşağısında, son derece az bulunduklarını görüyoruz.原始の恐竜を探す場所はここ 崖の下です
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.A zrazu povstal z neba zvuk ako zvuk nesúceho sa silného vánku a naplnil celý dom, kde sedeli.
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.Deodată a venit din cer un sunet ca vîjîitul unui vînt puternic, şi a umplut toată casa unde şedeau ei.
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.De repente veio do céu um ruído, como que de um vento impetuoso, e encheu toda a casa onde estavam sentados.
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.In eens kwam er uit de hemel een geluid, alsof er een storm opstak. Het was in het hele huis te horen.
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.I stal se rychle zvuk s nebe, jako přicházejícího větru prudkého, a naplnil všecken dům, kdež seděli.
Ansızın gökten, güçlü bir rüzgarın esişini andıran bir ses geldi ve bulundukları evi tümüyle doldurdu.Kar nastane šum z neba kakor piš silnega vetra in napolni vso hišo, kjer so sedeli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod