İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.V bouři se loď přepůlí a hrozí ztroskotání.
Örneğin 1941 yılında subayların % 75'i, bir yıldan az bir süredir bulundukları yerdeydi.De exemplu, în 1941, 75% dintre ofițeri se aflau la comandă de mai puțin de un an.
1993'te kalıntıları bulunduktan sonra cüce mamut olarak sınıflandırıldılar.După descoperirea lor în 1993, au fost considerați mamuți pitici.
Turne için başka kentlere giden topluluklar, asıl bulundukları kent için değerlendirilir.Astfel, casele din Cetate se sprijină una pe alta, pe când cele din cartierele exterioare sunt mai răsfirate.
Bu sesleri tehlikede olduklarında ve savunma amaçlı tehditte bulunduklarında çıkarırlar.Aceste chemări sunt produse când sunt în pericol și când vor să se apere.
Her bir 94 BEST yerel grubu (LBG) bölgesel olarak bulundukları üniversitede BEST’i temsil etmektedir.Mind a 95 helyi BEST Csoport (LBG) a szervezetet helyileg azon az egyetemen képviseli, amelyikhez tartozik.
Bunun üzerinde bulundukları yerde kalmaya karar verilmiştir.Utána kell nézned annak, ami itt le van írva.
Bu da neden çok nadir bulunduklarının nedenini olabilir.Sok okra vezethető vissza, miért olyan ritkák az ilyen kitörések.
Tek amaçları ise içinde bulundukları toplumu kurtarmak.Elindulnak, hogy megmentsék azt ami az emberiségből még megmaradt.
Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk.Tapauksesta tehtiin rikosilmoitus..
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.Eräällä matkalla laiva joutuu kovaan myrskyyn ja haaksirikkoutuu.
Stepler bulundukları bölgelerdir.Ruskea alueita joista taisteltiin.
Dış kent kapıları bulundukları dış kent surlarıyla birlikte günümüzde harap durumdadır.Nykyisin ollaan kiinnostuttu maailmanlaajuisesti yhä enemmän pääkaupunkien ulkopuolisistakin sijainneista.
Bulundukları ilin adı ile adlandırılır.Näistä käytetään nimitystä kantaemo.
Bu teknik olarak iki ülkenin bugünde hâlâ savaş halinde bulunduklarını gösteriyor.Οι δύο χώρες εξακολουθούν να είναι τεχνικά σε πόλεμο.
Güney Afrika ve Kuzey Afrika en çok bulundukları bölgelerdir.Η Υποσαχάρια Αφρική είναι η περιοχή που έχει πληγεί περισσότερο.
İçinde bulundukları tarihin de desteğinden güç alan bu gençler, kuracakları takımın ilk fikir harcını attılar.Βρίσκει το σπαθί που αυτοί χρησιμοποιούσαν για να ανοίγουν τις πύλες στην αρχή του παιχνιδιού.
Bulundukları bölge savunmaya uygundu.Η θέση στην οποία αγωνιζόταν ήταν αυτή του Αμυντικού.
Adalar, bağlı bulundukları illere göre listelenmiştir.Οι κολισίνες έχουν ταξινομηθεί βάσει των υποδοχέων, με τους οποίους συνδέονται.
Söz konusu idoller, bulundukları ilk yerin adı ile tanınan Ürküt tipi idollerdir.Stednavne som Hørg i Sumba og Hov peger på, at de hører til den første Landnamstid (dem der tog land).
Bu 6 şehir aynı zamanda bağlı bulundukları eyaletlerin de merkezleridir.Disse seks byer er også kommunesæde for de tilsvarende distriktskommuner.
Bunlar, bulundukları bölgenin paşasından başkasını tanımazlardı.De finner ikke spor av mennesker, unntatt en kornåker.
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.På vei dit kjører skipet inn i en storm og blir skadet.
Büyükelçiler, görevli bulundukları ülkede, vatandaşı oldukları ülkenin devlet başkanı'nı temsil eder.Ambassader organiseres under statssjefen og regjeringen i det land som representeres.
Asalakların, ergin halde bulundukları konaga birinci konak ya da ana konak denir.I etappens første veivalg, måtte lagene velge mellom Solid (Fast) eller Liquid (Flytende).
Bulundukları mevkilere göre yetkileri değişmekteydi.Disse endret sin posisjon stadig, i henhold til de interessene de representerte.
Yeni evli çift, Hospitalier Şövalyeleri'ne bağışta bulundukları Kudüs'e hacca gittiler.Pasangan baru itu berziarah ke Yerusalem dimana mereka menyumbang untuk Ksatria Hospitaller.
1993'te kalıntıları bulunduktan sonra cüce mamut olarak sınıflandırıldılar.Setelah ditemukan pada tahun 1993, mereka dianggap sebagai mamut kerdil.
Bu da onları içinde bulundukları ortam için çok hassas ölçücü yapar.Hal ini membuatnya sangat dikenal luas di lingkungan masyarakatnya.
Bunlar, bulundukları bölgenin paşasından başkasını tanımazlardı.Tidak ada yang dapat mengetahuinya selain mereka yang berpuasa atas dorongan akidah dan iman.
Suçlu bulunduktan sonra hakim Edward Cowart tarafından ölüme mahkûm edildi.Ia muncul setelah hakim Ehud meninggal.
Çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, Ağustos 1919'da muhasebe başkatipliğine getirildi.Ia bertugas dalam beberapa kegiatan lain sampai pengakuan kedaulatan bulan Desember 1949.
Biz birçok kez Tokyo'da bulunduk.Kami sudah pernah ke Tokyo beberapa kali.
(Zaten o filmde olduk, bulunduk) Kaip čia bus? : Nasıl burada olacak?Bạn phải tự hỏi: làm thế nào nó đến được đây?
Kara bitkileri, Geç Devoniyen yok oluşunda katkıda bulunduklarını düşündürecek kadar başarılıydılar.Thực vật trên cạn quá thành công tới nỗi chúng được cho là đã góp phần vào sự kiện tuyệt chủng Devon muộn.
Onun gerçekte kim olduğunu bilen birkaç kişi bulunduktan sonra, yakalandı ve idam edildi.Sau khi một số người phát hiện ra ông là kẻ mạo danh, kẻ đó bị bắt và xử tử.
Ama bulundukları kabı kaplarlar.Nhưng thư bị Viên Thiệu bắt được.
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.Màu sắc của cơ thể có thể thay đổi với môi trường sống.
Ürktüklerinde bulundukları yerden en fazla 100 ila 500 m. öteye uçarak kaçarlar.Chúng thường bay ở độ cao 300 đến 500 m trên khu vực của mình.
Eratik blokların bulundukları düzen, geçmişteki buzul hareketleri hakkında ipuçları verir.Các mảng của đá tảng sông băng cho thấy các chuyển động của sông băng trong quá khứ.
Kayıtlarda Aydın’da bulunduklarına dair bir kayıt yoktur.Không có bản ghi chép nào được ghi lại trong phiên tòa ngắn gọn.
İçinde bulundukları gemi maalesef bir fırtınaya yakalanır ve parçalanır.Thuyền nào mà bị cuốn vào, sẽ bị chìm mất.
Bunların bulundukları ülkeyi kırk günde kattettik" gibi Çiğilleri tanımlamıştır.日清戦争後、勲四等旭日小綬章を受章した。
Vücut renkleri, bulundukları çevreye uyacak biçimde değişebilmektedir.体色は周辺の環境に応じて変化する。
Yüksek sayıda bulunduklarından kansızlık (anemi) yaparlar.手練れの部下を多数従えている。
Bunlar, bulundukları bölgenin paşasından başkasını tanımazlardı.また、邪険に扱われている割には主人(中禅寺)以外にはなつかない。
Kamu binaları yangın öncesinde bulundukları yerlere yeniden kuruldu.地所は大火前と同じ様式で建て直された。
Tek amaçları ise içinde bulundukları toplumu kurtarmak.だがそれもすべては愛する民を守るため。
Öğretmenlerinin bir kısmı Türkiye'den gitme bir kısmı ise bulundukları ülkenin öğretmenlerindendir.一部の教員はトルコ国内から派遣され、それ以外は現地の教員が採用されている。
Yaklaşık 3.000 çift tepeli pelikan popülasyonu ile bu kuşların en çok bulundukları ülke günümüzde Rusya'dır.現在ロシアでは最も人気の高いセントハウンド犬種で、年間に千頭以上の仔犬が産まれている。
Astsubay rütbeleri yazılırken önüne, bulundukları sınıfa göre meslek isimi ilave edilir.任官叙位前は、通称に織部を称する。
İkisi de Eski Saray'da bulunduklarından iletişimleri oldukça iyiydi.前のコンビ時代から二人は仲が良かった。
Suçlu bulunduktan sonra hakim Edward Cowart tarafından ölüme mahkûm edildi.そして裁判官のエドワード・カワートが殺人罪による死刑判決を言い渡した。
Gazlar bulundukları kabın şekline uymak zorunda değillerdir.これによりチェーンに油を注すメンテナンスが必要でない。
Bununla ilgili suç duyurusunda bulunduk.この罪を問わなくてはならない。
Ama bulundukları kabı kaplarlar.捕らえている中の敵を切り刻む。
Bir alt sınıftan başarısız dersi olan öğrenciler, bulundukları sınıfın üstündeki sınıflardan ders alamaz.下の階層のクラスは、上の階層のクラスについて知らない。
Asalakların, ergin halde bulundukları konaga birinci konak ya da ana konak denir.第一人稱為「我」(わたし Watashi)或「穗乃果」(ほのか)。
Bunların bulundukları ülkeyi kırk günde kattettik" gibi Çiğilleri tanımlamıştır.(第101集) 夏至日,他們要創造有四十小時的一天,環球旅行。
Evlenme çağına gelen kadınlar, içinde bulundukları yörenin gelenek ve inançlarına göre gelin olurlar.嫁給穆斯林的婦女可以轉信伊斯蘭教,否則如果她們的宗教信仰和習俗要得到認可就要為此而繳稅。