Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ньютон помітив, що об'єкти схильні продовжувати робити те, що вони уже роблять.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Това, което Нютон разпознал било, че нещата са склонни да продължават да вършат това, което те вече правят.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.מה שניוטון הבין היה שדברים נוטים להמשיך לעשות מה שהם כבר עושים. אז כשהאופניים שלכם עומדים,
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.続ける性質があるということです つまり自転車が止まると
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.E ho chiesto loro di venire con la persona con cui comunicano di più.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Ik heb hun gevraagd om langs te komen met de persoon met wie ze het meest communiceren.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Je leur ai demandé de venir avec la personne avec laquelle ils communiquent le plus.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.그리고 그들에게 그들과 가장 많이 대화하는 사람과 함께 와달라고 요청했습니다.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Pedi-lhes para trazerem a pessoa com quem comunicam mais.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Poprosiłam ich o przybycie z osobą, z którą mają najlepszy kontakt.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Saya mengajak mereka untuk datang bersama orang yang paling sering diajak bicara.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Und ich habe sie gebeten, die Person mitzubringen, mit der sie am meisten kommunizieren.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Và tôi bảo họ hãy đến cùng người mà họ giao tiếp nhiều nhất.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Y les pedí que vinieran con la persona que más se comunican
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Και τους ζήτησα να έρθουν μαζί με το άτομο με το οποίο επικοινωνούν περισσότερο.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Помолих ги да дойдат с човека, с когото комуникират най-често.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.Я просила каждого взять с собой того, с кем они большего всего в контакте.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.וביקשתי מהם להביא איתם את האדם איתו הם מתקשרים הכי הרבה
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.وطلبت منهم إصطحاب الشخص الذي يتواصلون معه أكثر.
Onlara en çok iletişimde bulundukları insanlarla gelmelerini rica ettim.彼氏や父親を連れて来る人もいました
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Aceastea sunt femei care sunt pe picioarele lor în ciuda circumstanțelor și nu din cauza sau datorită lor.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Ada para perempuan yang berdiri di atas kaki mereka sendiri apapun kondisi mereka, bukan karena hal itu.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Er zijn vrouwen die op de been blijven, ondanks hun omstandigheden, niet door hun omstandigheden.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Es gibt Frauen, die fest im Leben stehen, trotz der schwierigen Umstände, nicht wegen ihnen.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Estas são mulheres que estão de pé apesar das suas circunstâncias, não por causa delas.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Ezek nők, akik a saját lábukon állnak a körülményeik ellenére, nem miattuk.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Họ là những phụ nữ đứng trên đôi chân của mình vượt qua nghịch cảnh, không phụ thuộc vào chúng.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Il y a des femmes qui se tiennent debout malgré leurs conditions, pas à cause d'elles.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Jsou ženy, které stojí na svých nohách i přes jejich okolnosti, ne kvůli nim.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.그들은 그 상황에도 불구하고 자기 스스로 그 상황 때문이 아니라, 자기 스스로 일어선 여성들입니다.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Są kobiety które stoją na swoich stopach pomimo okolicznościom a nie z powodu ich.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Son mujeres que siguen de pie a pesar de sus circunstancias, no gracias a ellas.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Sono donne che vanno avanti nonostante le circostanze, non grazie a loro.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Sú ženy, ktoré stoja na vlastných nohách aj napriek okolnostiam, nie kvôli nim.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Αυτές είναι γυναίκες που στέκονται στα πόδια τους πάρα την κατάστασή τους, όχι εξαιτίας της.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Това са жени, които се изправят на крака въпреки обстоятелствата, а не заради тях.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Ці жінки твердо стоять на ногах, не дивлячись на обставини, не дивлячись ні на що.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.Эти женщины твёрдо стоят на ногах, несмотря на обстоятельства, несмотря ни на что.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.יש נשים שעומדות על רגליהן למרות הנסיבות, לא בגללן.
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.هناك بعض نساء اللاتي يقفن على أقدامهن بالرغم من ظروفهن ، وليس بفضل ظروفهن .
Onlar, içinde bulundukları durumlara rağmen kendi ayakları üzerindeki kadınlar, bu durumlardan dolayı değil.彼女たちが立たされた状況のためなのではなく 彼女たちの状況にも関わらずです 世界がどれだけ向上できるか
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.N-am verificat cu rușii să vedem ce-au făcut ei acolo în ultimii zece ani.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.Nespýtali sme sa Rusov aby sme zistili ako to tam šlo im vyše 10 rokov.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.No consultamos con los rusos para ver cómo lo habían pasado allí por 10 años.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.Non ci siamo confrontati con i Russi per vedere come se la sono cavata loro da quelle parti per oltre 10 anni.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.On n'a pas vérifié chez les russes pour voir comment eux s'en étaient sorti là-bas pendant plus de 10 ans.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.Wir haben die Russen nicht gefragt, wie es ihnen über 10 Jahre lang dort ging.
Onların on yıldan fazladır nasıl orada bulunduklarına, Ruslar'la birlikte bakmadık.Δεν είδαμε πώς οι Ρώσοι τα έκαναν εκεί για πάνω από 10 χρόνια
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.A keď prestal prorokovať, prišiel na výšinu.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.A přestav prorokovati, přišel na horu.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Cînd a sfîrşit de proorocit, s'a dus pe înălţime.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Da hans profetiske henrykkelse hadde hørt op, kom han til offerhaugen,
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Da hans profetiske Henrykkelse var ovre, gik han til Gibea.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.És mikor elvégezé a prófétálást, felment a hegyre.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.In neha prorokovati in pride na višavo.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.I przestał prorokować, a przyszedł na górę.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Khi Sau-lơ thôi nói tiên tri, thì đi lên nơi cao.
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Khi_Sau - lơ thôi nói tiên_tri , thì đi lên nơi cao .
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.사울이 예언하기를 마치고 산당으로 가니라
Saul peygamberlikte bulunduktan sonra tapınma yerine çıktı.Lorsqu`il eut fini de prophétiser, il se rendit au haut lieu.