İnsanların bulundukları yerde ne yapabileceklerine bakıp buna cevap veriyor.取り組む地域や規模によってこの政策は変わります
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.איננו שומעים על כל טעויות החיזוי.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Не чуваме нищо за грешките, които хората правят.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Chúng ta chẳng bao giờ nghe về những khi con người mắc sai lầm
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Emme kuule niistä kerroista, kun ennustettiin väärin.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Kita tidak pernah mendengar para peramal yang salah.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.사실 예언이 틀렸다는 말은 통 들어 보질 못했습니다.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Nehovorí sa o všetkých prípadoch, keď ľuďom predpovede nevyšli.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Nem igazán hallunk arról, amikor valakinek valami nem sikerül.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Non sentiamo mai parlare di tutte le previsioni che la gente ha sbagliato.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.No oímos sobre todas las veces que la gente se equivoca.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Nu auzim când cineva s-a înşelat.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Nunca ouvimos falar de todas as vezes que as pessoas se enganam.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.On n'entend parler que des coups de chance et des hurluberlus.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.O případech, kdy se lidé spletli, se nedozvídáme.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Vi hører ikke om alle de gange hvor folk tager fejl.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.We horen niets over de keren dat ze ernaast zaten.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Wir hören nichts von all den Fällen, in denen Leute etwas Falsches behauptet haben.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Wydawałoby się, że takie historie nie mają miejsca w świecie akademickim.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Δεν ακούμε για όλες τις περιπτώσεις που οι άνθρωποι κάνουν λάθη.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Ведь мы не слышим обо всех тех случаях, когда предсказания не сбываются.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.Ми не знаємо про всі ті випадки, коли люди помилилися.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.نحن لا نسمع أبداً عن الأخطاء التي حصلت لهؤلاء الناس.
İnsanların yanlış tahminlerde bulundukları zamanları ise duymayız bile.予言のようなどうでもいい話は
İşte görüyorsunuz. Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Đây là những Tiền tế bào (protocells), đang tạo hình môi trường của chúng.
İşte görüyorsunuz. Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Hier, bitte schön, dies sind also Protozellen, die ihre Umwelt gestalten.
İşte görüyorsunuz. Bu 'protocell'ler, bulundukları çevreyi düzenlemekteler.Jadi inilah protosel, membentuk lingkungan mereka.
Kullanıcıların bulundukları ülkedans quels pays se trouvent les utilisateurs
Kullanıcıların bulundukları ülkede qué país son los usuarios;
Kullanıcıların bulundukları ülkeI vilket land användarna befinner sig
Kullanıcıların bulundukları ülkemissä maassa käyttäjät ovat
Kullanıcıların bulundukları ülkeпользователи из каких стран заходят на сайт
Kullanıcıların bulundukları ülkeالدول التي يتم فيها استخدام الصفحات
Kullanıcıların bulundukları ülke访客使用的终端设备和浏览器信息
Mimariye baktığımızda da şahısların bulundukları yer için fazla büyük olduklarını görüyoruz.A pak si všimni té strohé architektury, oba jsou příliš velcí v poměru k prostoru.
Mimariye baktığımızda da şahısların bulundukları yer için fazla büyük olduklarını görüyoruz.Строга аскетична архітектура, вони наче занадто великі для неї..?
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.A MIT-en töltött éveim során rájöttem, hogy cikkeket írni nem túl izgalmas.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.După câţiva ani la MIT Mi-am dat seama că scrierea lucrărilor academice nu era captivantă.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Efter några år på MIT förstod jag att akademiskt författarskap inte är så spännande.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Jadi setelah beberapa tahun di MIT, Saya menyadari menulis makalah akademis tidaklah begitu menarik.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.MIT에서 몇 년 지내고나서 학술논문을 쓰는 것이 지루하게 느껴졌습니다.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Oltuani MIT:ssä muutaman vuoden, tajusin, ettei akateemisten tutkimusten kirjoittaminen ole kovin jännittävää.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Po nekaj letih dela na MIT sem ugotovil, da pisanje znanstvenih člankov ni ravno vznemirljivo.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Po pár letech na MIT (Americká univerzita) jsem si uvědomil, že psaní akademických článků není až tak zábavné.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Po pár rokoch na MIT som dospel k presvedčeniu, že písanie akademických prác nie je až také vrušo.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Sau khi ở MIT một vài năm Tôi nhận ra viết các bài báo khoa học không hứng thú gì cả
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.Проработав несколько лет в МТИ, я понял, что мне неинтересно писать научные статьи.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.אז לאחר שהייתי ב- MIT כמה שנים, קלטתי שכתיבת מאמרים אקדמיים זה לא כל כך מסעיר.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.إذاً بعد البقاء لعدة سنوات في أم آي تي، أدركت أن كتابة الأوراق العلمية الأكاديمية ليس مثيراً.
MIT'de bir süre bulunduktan sonra, akademik makale yazmanın çok da heyecan verici olmadığını farkettim.論文を書くのはそんなに楽しいことじゃないと悟りました 読んだ人がいるかは分かりませんが
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.뉴턴이 깨달은 것은 물체가 그것이 이미 하고 있던 동작을 유지하려고 하는 물체의 속성이었죠. 그래서 여러분의 자전거가 멈추었을때,
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton a observat că lucrurile tind să continue să facă ce fac deja.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton erkannte, dass Dinge dazu neigen, gegenwärtige Zustände fortzusetzen.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton ontdekte dat dingen de neiging hebben om te blijven doen wat ze al doen.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton phát hiện ra rằng mọi thứ có xu hướng tiếp tục làm những gì mà nó đang thực hiện.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Newton zauważył, że jak coś raz się zacznie, to dużo łatwiej to kontynuować.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.O que Newton reconheceu foi que as coisas têm tendência a fazer o que estão a fazer.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Quello che riconobbe Newton era che le cose tendono a continuare a fare quello che stanno facendo.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ο Νεύτωνας αναγνώρισε πως τα αντικείμενα έχουν την τάση να συνεχίσουν να κάνουν αυτό που ήδη κάνουν.
Newton şunu fark etti; cisimler içinde bulundukları durumu devam ettirmeye meyillidirler.Ньютон догадался, что тела продолжают удерживаться в своём состоянии.