bulunduğu ile cümle
bulunduğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Michael onu umursamaz, adını ve bulunduğu yeri söyler.Edward insiste comunque per sapere nome e luogo.
Spinner's End, Severus Snape'in evinin bulunduğu bir Muggle caddesidir.Spinner's End è una strada babbana in cui si trova la casa di Severus Piton.
638 yılının sonlarında, Müslüman ordusu bir Bizans garnizonunun bulunduğu şehre kuşatmayı başlattı.Alla fine del 638 l'esercito rashide mise sotto assedio la città difesa da una guarnigione bizantina.
Ancak bunu söylerken atlı arabanın çatısında bir cesedin bulunduğundan bahsetmemektedir.Quello che non sa è che nel portabagagli è nascosto un cadavere.
Değerlendirme komitesi, parkta 4.500 yıllık 50 Prehistorik arkeolojik alan bulunduğunu kaydetti.Il comitato annotò 50 siti archeologici preistorici che coprono 4.500 anni di storia.
Bazı kaynaklarda, Karadeniz'de de bulunduğu belirtilir.Secondo alcune fonti è presente solo in Sardegna.
28 Eylül - NASA Mars'ta akan su bulunduğunu açıkladı.28 settembre: la NASA dichiara al mondo la scoperta di acqua su Marte.
Joss Whedon, kendisinin içerisinde bulunduğu yapımların "resmi" ya da "evrene dahil" olduğunu belirtmiştir.Joss Whedon ha specificato che ciò che è legato a lui deve essere considerato "ufficiale" e "canonico" .
Böyle akışların bulunduğu bir başka sistem de GRO J1655-40’tir.Si veda ad esempio l'immagine qui di lato che rappresenta il sistema stellare binario GRO J1655-40.
Kapıkulu askerlerinin bulunduğu hanlar boşaltıldı.Persino gli estrattori sulle porte posteriori vennero eliminati.
Köyün bulunduğu yer önceden yerleşim yeri değildi.Certamente il luogo era già abitato prima.
Dava, tüm sanıkların suçsuz bulunduğu 1961 yılına dek sürmüştür.Seguì un aggressivo processo, durato dal 1956 al 1961, al termine del quale tutti gli imputati furono assolti.
Günümüzde COBOL'un bulunduğu konum çok önemlidir.La presenza del cobalto lo rende ancora oggi un materiale piuttosto costoso.
17 Temmuz 2007'de yeni armanın bulunduğu üç forma, Birmingham'da tanıtıldı.Le divise con il nuovo stemma furono presentate il 17 luglio 2007 a Birmingham.
Filmde bazı tarihi yanlışlıklar bulunduğu ileri sürülmektedir.Nel film sono presenti alcune incongruenze storiche di rilievo.
Europa buzlu dış yüzeyinin altında sıvı su bulunduğuna ait görüşler bulunmaktadır.È stato ipotizzato che su Europa possa esistere un oceano d'acqua sotto la crosta ghiacciata.
And tilkisinin beslenmesi bulunduğu yaşam alanına bağlıdır.La manutenzione è affidata al CAI di Como.
Diğer ılık denizlerden de bu yunus türünün bulunduğuna dair bilgiler gelmektedir.È curioso notare come in questo luogo siano stati ritrovati solo esemplari giovani di questo squalo.
Västerås, bulunduğu konumu nedeniyle ticarete oldukça açık bir kenttir.È un centro commerciale abbastanza vivace, considerata la sua collocazione.
Şamlarlıların bulunduğu her bölgede dernek kurulmuştur.Il luogo da dove tutti i chain provengono.
Nepal'de de bulunduğuna dair kayıtlar vardır.Recenti segnalazioni ne attestano la presenza anche in Perù.
Machiavelli, insanın özünde kötülük bulunduğunu düşünür.Makiguchi era convinto che la vera felicità si trovasse nella creazione di valore.
Bu tarihi eser günümüze kadar varlığını koruyabilmiş ve bulunduğu Erzurum ilinin sembolü haline gelmiştir.È stata la svolta della mia vita che mi ha portato a diventare quella che sono oggi.
Şubat 1998'de Brian Little, yaklaşık üç yıldır bulunduğu görevinden ayrıldı.Avvenne tre mesi dopo che Brian concluse la sua occupazione a febbraio.
E, Eminem'in kliplerinin bulunduğu bir DVD/VHS koleksiyonudur.E è una raccolta su DVD e VHS dei video di Eminem.
Bir arkhon tarafından yönetilen şehrin bulunduğu alan, Bosporos Krallığı'nın doğu ucunda yer almaktaydı.Il sito della città, dominato da un arconte, era sul bordo orientale del territorio del Regno del Bosforo.
Ayrıca, opossum ve insanda bulunduğuna dair kayıtlar vardır.Fra i personaggi si trovano sia sensate che umani.
Ulaşım, bir nesnenin veya kişinin bulunduğu yerden farklı bir yere aktarılmasıdır.Esso indica il luogo verso il quale si muove una persona o una cosa.
Daha çok serin bölgelerde ve nemli dere yataklarının bulunduğu yerlerde görülür.È presente anche nelle zone più fredde e umide della Pianura Padana.
Toro Negro ve Carite küçük ağaçlarının bulunduğu bölgeler hakkında ise az bilgi bulunmaktadır.Riguardo alle foreste degli elfi di Toro Negro e di Carite non abbiamo ancora dati precisi.
Bu geçitin şimdi tam olarak nerede bulunduğu hakkında bazı tartışmalar vardır.Esiste qualche discussione aperta riguardo all'esatto luogo dello scontro.
Köyün yemek kültüründe klasik Karadeniz yemeklerinin bulunduğu bilinmektedir.In quest'ultima regione è considerata tra i sapori tipici dell'alimentazione contadina.
Üçüncü çağdan itibaren Ferah Çayırlar Hobbit'lerin bulunduğu bir arazi olmuştur.Durante le nuove Guerre segrete è comparso un terzo Hobgoblin.
"Bulunduğu yer, hudutları, büyüklüğü".A prescindere dalle sue dimensioni, la maestosità.»
Cibuti kentinin konumu, diğer beş bölgenin bulunduğu konumla aynı düzeydedir.La zona anteriore del tetto era invece uguale a quella delle altre Supercinque.
28 Eylül 2015'te Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulunduğu açıklanmıştır.In Italia arriva a partire dal 13 agosto 2015 in un numero limitato di sale.
Adını, bulunduğu yerin sarı kumundan aldığı söylenir.Deve il suo nome alla via in cui è situato a Piove di Sacco.
Albüm, Michael Schenker’in grubun asıl elemanı olarak katkıda bulunduğu tek Scorpions albümüdür.Thank You 1 è un album solista di Michael Schenker.
Oyunun yazılışı Atina’nın tehlikenin eşiğinde bulunduğu bir döneme rastlar.La prima parte della sfida ha ancora una volta come oggetto la pericolosa situazione di Atene.
TSK'nın da aralarında bulunduğu birçok ordunun özel kuvvetleri bu silahı kullanmaktadır.Ovviamente anche numerose ditte private utilizzano questo elicottero.
Bu olay Kanada tarihindeki İçinde Kanadalıların bulunduğu en büyük toplu katliam olarak kayda geçti.Questo è stato il più forte tornado mai registrato in Canada.
Yeniden hasar gören denizaltı, bunun üzerine bulunduğu yerde bırakıldı.Un sottomarino nucleare è scomparso, ma viene in seguito ritrovato distrutto.
Otoyolların yakınında bulunan yükseltilerde bolca müstakil evlerin bulunduğu yerleşkeler bulunur.Particolarmente lungo la High Street è possibile vedere alcune file di case inclinate.
Bu çalışmalarla Mars’ta en azından geçmişte sıvı suyun bulunduğu kesinlik kazanmıştır.Questa è la prima forte prova di una presenza di acqua liquida su Marte in passato.
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.Il picco si è verificato quando un'altra stella era la più luminosa.
Bir melek heykelinin bulunduğu bahçede yapraklar dökülmektedir.I punti di salvataggio sono rappresentati dalla statua di un angelo.
Kudüs Süleyman’ın ve İkinci Tapınağın bulunduğu alandı.A Gerusalemme, nella storia, sono esistiti il Tempio di Salomone e il Secondo Tempio.
İlköğrenimine babasının görevi nedeniyle bulunduğu Aydın’da başladı.Inizialmente lo veniamo a conoscere grazie al suo lavoro di magistrato.
Bugünkü eski caminin bulunduğu yerde Rumların kilisesi vardı.Sul sito dove sorge la chiesa c'era già un tempio romano.
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Nonostante dorma è molto attento a quello che viene detto attorno a lui.
Vasquez ve ekibinin bulunduğu helikopter de bombanın etkisiyle yere çakılır.Il Proteus ed il suo equipaggio subiscono le conseguenze di questo improvviso rumore.
Çünkü Rusya da içinde bulunduğu karışıklıklar dolayısıyla olası bir savaştan çekinmekteydi.Tuttavia, comprese ben presto verso quale catastrofe stesse correndo la Russia.
Bu hastalığın bulunduğu çok sayıda kişiye tanı konmadığı düşünülmektedir.Si ritiene che in un numero considerevole di persone la condizione non venga diagnosticata.
Gürcü Askerleri ile Oset güçlerinin bulunduğu bölgede görev yapmaktadır.Chiede ai suoi "soldati" se hanno le truppe in posizione.
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Il fabbricato era originariamente di proprietà della famiglia Suardi.
Önemli olan bütündür, parçalar bu bütüne katkıda bulunduğu ölçüde önemlidir.Il totale parziale mostrerà quanto essa sia piena.
Sol kanatta bulunan filler Sezar'ın merkezine, Lejyon V Alaudae'nin bulunduğu bölgeye saldırmıştır.Il lato sinistro degli elefanti attaccò il centro dei Cesariani, dove era posta la V legione.
Pandalar biraz utangaç yaratıklardır, insanların bulunduğu bölgelere pek girmek istemezler.Gli Uomini Forbice sono una razza di esseri inesistenti che attaccano gli esseri esistenti.
Türkiye'de de bulunduğu yeni keşfedilmiş alt tür olup 2011 yılında yayımlanmıştır.Inoltre nel 2011 è stata aggiunta una terza specie, appena descritta e riconosciuta in Australia.
In The Ghetto parçasını Elvis Presley Memphis, Tennessee`de bulunduğu dönemde kaydetmiştir.La traccia venne inserita nell'album From Elvis Presley Boulevard, Memphis, Tennessee.