bulunduğu ile cümle

bulunduğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Köy, adını, bulunduğu coğrafi konumundan almaktadır.I cittadini assumono il loro cognome in base al demo da cui provengono.
Bu inceleme sonrası hazırlanan raporda derneğin suç oluşturacak faaliyetlerde bulunduğu yazıyordu.Se corrispondono, è molto probabile che l'indagato era presente sulla scena del crimine.
Katkıda bulunduğu kitaplar: "Polish Mountains", "Bielsko-Biała".Alcuni autori lo descrivono come «polacco-lituano», o addirittura «bielorusso-polacco».
Aralarında Hasidik grupların da bulunduğu bazı gruplar zamanla Haredilerden ayrılmaya başladı.Intorno a loro, alcune figure di guerrieri ormai erose dal tempo.
Bu, belki de içinde bulunduğum durumu en iyi tarif eden sözcük.Наверное, это лучшее слово, которое описывает моё состояние.
Tom içinde bulunduğu sinirli hâlden biraz çıkmıştı bile.Том уже немного остыл от гнева.
Lumia 920'den farklı olarak, ekran IPS LCD değil, "PureMotion HD +" fonksiyonunun bulunduğu AMOLED'dir.В отличие от Lumia 920, экран не IPS, а AMOLED, в который встроена функция «PureMotion HD+».
Bill, hastanede uyanır ve kalbinin bulunduğu yerde mekanik bir cihaz takılı olduğunu fark eder.Билл просыпается в больнице и обнаруживает, что вместо сердца ей было установлено механическое устройство.
Aralarında Mendel Portugali'nin de bulunduğu çoğu genç cemaatin korunması için çaba gösterdi.Многие из молодых евреев, в том числе Мендель Португальский, пытались защитить сообщество.
İran, oyunları kurtarmak için hala müzakerelerde bulunduğunu iddia etti.Иран отреагировал на эти моменты и запретил продажу игры.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.Горжусь тем, откуда я.
Mavi Saray, Joseon Hanedanı (1392-1897) kraliyet bahçesinin bulunduğu yerde inşa edilmiştir.Голубой дом построен на месте королевского сада династии Чосон (1392-1897).
Kayıp Müslüman kızın cesedinin bulunduğu ve Yahudiler tarafından öldürüldüğü dedikoduları hızla yayıldı.Распространились слухи, что это тело принадлежит той самой мусульманской девочке и что она была убита евреями.
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Территория храма изначально принадлежала роду Фудзивара.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Мечта Санджи — найти Олл-Блу (англ. All Blue), место, где встречается рыба из всех четырёх морей.
"Christmas Tree", Lady Gaga ve Space Cowboy vokallerinin bulunduğu Noel müziği temalı bir şarkıdır.«Christmas Tree» это рождественская песня с вокалом Lady Gaga и Space Cowboy.
Ancak, mevcut yazıtlar ve diğer belgeler bölgede çok daha fazla yapının bulunduğunu işaret etmektedir.Но отдельные документы и свидетельства говорят о том, что здание все-таки было.
Şu an Dakka'nın bulunduğu bölgede yerleşimin varlığı, 7. yüzyıla kadar uzanmaktadır.Возникновение поселения на территории, которую сейчас занимает Дакка, относится к VII веку.
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.В песне есть ощущение тайны, она начинается тихо и медленно с введением на фортепиано.
Fakat çok geçmeden onun doğru söylediğini ve etrafında gerçekten de uğursuz bir varlığın bulunduğunu keşfeder.Она поняла, что рано или поздно ей придётся раскрыть своё настоящее имя.
Uzun süre kaybolduğu düşünülen filmin 2005 yılında Fransa'da bulunduğu açıklanmıştır.Долгое время фильм считался утерянным, пока в 2005 году во Франции не нашли копию этого фильма.
Özmen'in vücudunda yanık izleri bulunduğu tutanaklarda yer aldı.В отеле Асами показывает следы от ожогов на ее бедре.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.В суре говорится о сотворении человека и об испытании, которому он подвергается.
Latin Birliği, Latince konuşan halkların içinde bulunduğu uluslararası bir örgüttür.Латинский союз — бывшая международная организация, объединявшая народы, говорящие на романских языках.
“Bulunduğum kale her türden atışa maruz kalıyordu.Местность, по которой мы атаковали, была вся очищена от деревьев.
Cinlerin bu kahinlere gizli şeyleri haber verdiği, kehanetlerde bulunduğu düşünülürdü.Он интересуется, известна ли современникам Нагорная проповедь.
Yargıç Richard Arnold sitenin tasarımının telif hakkı ihlalinde bulunduğu kararını verdi.Судья Ричард Арнольд постановил, что устройство сайта способствовало нарушению авторских прав.
Zayin (ז) (veya Zain, Zayn) İbranicenin de içinde bulunduğu birçok Semitik alfabenin yedinci harfidir.الأعراف — Преграды) — седьмая сура Корана.
Taştan aletler, bundan yaklaşık 1.8 milyon yıl önce Fransa'da ilkel insanın bulunduğunu kanıtlamaktadır.Каменные орудия труда указывают на пребывание древних людей на территории Франции уже 1,8 миллиона лет назад.
1918'de Hitler'in bulunduğu alay bir gaz saldırısına maruz kalır ve Hitler geçici bir süreyle kör olur.В 1918 году Гитлер временно теряет зрение, отравившись горчичным газом.
Moskova'da bulunduğu müddette Häyhänen'den duyduğu memnuniyetsizliği üstlerine bildirdi.Неудивительно поэтому, что в числе вызванных в Москву для увещания оказался и он.
Yakınlarında 3000 yıllık mumyaların bulunduğu bir mağara ve sulak alanda flamingolar vardır.Здесь они вместо многочисленных сокровищ обнаруживают лишь тысячелетнюю мумию.
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Однако Моника не довольна тем, как теперь стоят вещи.
Burası Sovyet genel karargâhını bulunduğu yerdi.Затем служил в Генеральном штабе Советской Армии.
Sol kanatta bulunan filler Sezar'ın merkezine, Lejyon V Alaudae'nin bulunduğu bölgeye saldırmıştır.Слоны левого фланга атаковали центр войска Цезаря, где находился Пятый легион Жаворонков.
Bulunduğu formasyonun lideridir.Руководит созданной им научной группой.
Dava, tüm sanıkların suçsuz bulunduğu 1961 yılına dek sürmüştür.Результатом судебного процесса, продлившегося с 1956 по 1961 год, стало оправдание всех обвиняемых.
Bulunduğu Seriler: GTA:SA.جن‎ «джан» — сад) посаженных в ней.
Evinin bulunduğu sokağa adı verilmiştir; "Fecri Ebcioğlu sokak".Из-за них улица получила своё название — Весёлая улица.
Bireyler, aile üyelerinin bulunduğu yerleri akıllarında tutabilmektedirler.Люди семейные сидят по домам среди своих воспоминаний.
Pusuda 11 asker öldürülmüş, aralarında Er Jessica Lynch’in de bulunduğu 6 asker esir edilmiştir.11 солдат были убиты, несколько, в том числе Шошана Джонсон и Джессика Линч, попали в плен.
Enfeksiyonun bulunduğu bölgeye göre farklı farklı belirtiler olabilir.Вместо показательной зависимости могут быть другие зависимости.
Burada bulunduğu süre içerisinde, bu üzücü durumların nedenlerini araştırmıştır.После этого он стал искать причины подобных переживаний.
Secde ve rükû gibi durumların da bulunduğu "Nusayrî Namazı" abdestsiz olarak icra edilmez.В отличие от обычного намаза, в джаназа-намазе нет поясных (руку) и земных (саджда) поклонов.
Özellikle, kulüpte bulunduğu süre boyunca Beckham'ın Asya'daki popülerliği kulübün ticari bir parçası idı.Популярность Бекхэма в Азии стала одним из ключевых факторов коммерческого успеха клуба в этой части света.
Mahalle meydanının bulunduğu yere "Gaski", şimdilerde ise "Şaban Ağa Durağı" ismi verilmektedir.Однако площадь, на которой она находилась, и по сей день называется «площадью Красных ворот».
Toplu tapınımlarda çok sayıda putun bulunduğu tapınaklara, meydanlara ve Kâbe’ye giderlerdi.Неверные сожгли цахурские селения, мечети и множество коранов.
Bu da, bu zamanlarda mahallede yerleşimin bulunduğunu göstermektedir.У нас есть основания полагать, что она находится где-то в этом районе.
İsmini bulunduğu şehirden alır.Названа по городу, в котором расположена.
20. Yüzyılın başında bile her Yakut köyünde birkaç tane Olongo anlatıcısının bulunduğu tespit edilmiştir.В начале 20-го века в каждом якутском селении насчитывалось по несколько олонхосутов.
Europa buzlu dış yüzeyinin altında sıvı su bulunduğuna ait görüşler bulunmaktadır.Что касается Европы, то жидкая вода, вероятно, существует под поверхностным ледяным слоем.
Görevde bulunduğu makamlarda başarılı çalışmalarından dolayı birçok kez Takdirname ile ödüllendirildi.Неоднократно получал награждения за отличное исполнение служебных обязанностей.
RoadRunner United, RoadRunner Records'un sanatçılarının içinde bulunduğu metal grubu.В то время Roadracer, был представителем Roadrunner Records в Европе.
En azından 1694 yılında mevcut bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.Упоминается в документах с 1699 года.
Klipte Ortaç’a Kübalı dansçıların da bulunduğu kalabalık bir cast eşlik etti.Звучали даже идеи о некоем кубическом балете, с танцующими параллелограммами».
Bir adet uluslararası havaalanının bulunduğu şehirde ayrıca 1939'da kurulan bir teknoloji enstitüsü vardır.В городе расположен Абаданский технологический институт, основанный в 1939 году.
Orada bulunduğu sırada kendisine binlerce kişi bîat etti.Сюда к нему потянулись тысячи людей.
Eğim açısı, virajın bulunduğu yerin şartlarına göre belirlenir.Очерёдность зависит от порядка, в котором они были утверждены в своём статусе.
"Bulunduğu yer, hudutları, büyüklüğü".«Есть звуки, их значенье…».
Bu sahne tipinde perde geride kalır ve sahne seyircinin bulunduğu yöne doğru çıkıntı şeklindedir.Театральный занавес — занавес, отделяющий сцену от зрительного зала.
İlgili Sayfalar