bulunduğu ile cümle
bulunduğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bahse konu köyün bulunduğu yer daha önceleri k.maraşa giden kervanların geçidi konumunda idi.Le salaire mensuel garanti a semblé préférable désormais aux aléas du métier ancestral.
Batıdaki kemerler, mihrabın bulunduğu duvarla son bulur.Les collatéraux sont terminés à l'Est par des absidioles creusées dans le mur.
Bu inceleme sonrası hazırlanan raporda derneğin suç oluşturacak faaliyetlerde bulunduğu yazıyordu.Son contrat exécuté, celui-ci se remémore dans quelles conditions il a été amené à commettre ce crime.
Askeriyede firar, kişinin bulunduğu birimi terketmesidir.Dans une unité militaire, la désertion est l'acte de quitter l'unité.
Orada kaç kez bulunduğumu sana söyleyemem.No puedo decirte cuántas veces he estado ahí.
Alan aynı zamanda 120 ülkeden 5.500 şirketin bulunduğu bir yerdir.El área es también el hogar de "5.500 empresas de 120 países".
Öncelikle Wenck'in öncülerinin bulunduğu yer neresi?.Primero, sobre el paradero de las puntas de lanza de Wenck.
Ziggurat kendiliğinden Beyaz Tapınağın bulunduğu yerdir.El zigurat en sí sólo es la base sobre la que se levanta el templo blanco.
Üçüncü derece soğuk ısırığınında bulunduğu birçok sağlık sorunu yüzünden vefat etti.Murió como resultado de numerosos problemas médicos incluyendo congelamiento de tercer grado.
Orada bulunduğunu gördükleri bir çaya kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler.Fueron, pues, vieron dónde vivía y se quedaron con él aquel día.
Viyana'da bulunduğu sırada, Napolyon'un Elba'dan kaçtığı haberini aldı.Mientras tanto, se propaga la noticia de que Napoleón ha escapado de Elba.
Onun uyuşturucu kullanımının, özellikle amil nitritler, 1964'teki kalp krizine katkıda bulunduğuna inanılır.Algunos creen que el abuso del nitrito de amilo contribuyeron al ataque de corazón que sufrió en 1964.
Aida ve Mereb rüşvetle Amonasro'nun bulunduğu zindana gelirler ve burada baba-kız bir araya gelir.Aida y Mereb logran entrar en la celda de Amonasro, donde ella se reencuentra con su padre.
Paris'te bulunduğu sürece, Champs-Élysées üzerinde bulunan bir evde yaşamıştır.Durante su estancia en París, vivió en una casa de los Campos Elíseos.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.Los negativos de las fotos en que las que se encontraban retratos, se perdieron.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello le cuenta que Rodolfo está durmiendo en la taberna donde él vive también.
Tüm bölüm boyunca aralarında Rick, Carol, Daryl, Michonne, Bob ve Tyreese'nin bulunduğu altı oyuncu görünür.Solo se ven seis personajes principales en todo el episodio: Rick, Carol, Daryl, Michonne, Bob y Tyreese.
Böyle bir organizma bulunduğu ekosistemde, bir kemerin kilittaşının görevine benzer bir rol oynar.Un organismo así juega un papel en su ecosistema que es análogo al de la clave en un arco.
19 yaşında bulunduğu bölgede Demokrat Parti'nin başkanlığına seçilmiştir.Se convirtió en presidente del Partido Demócrata del Condado de Clay a la edad de 19 años.
Yaklaşık 11.700 yıl önce başlayan Holosen ise halen içinde bulunduğumuz devirdir.El Holoceno comenzó hace unos 11 700 años y es la época en la que estamos actualmente.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Se arrepintió, pues, de haber creado al hombre, y se afligió su corazón.
Neandertal adamı: Neandertal deresinde bulunduğu için bu adı almıştır.Lo recuerdo muy bien porque Néstor recibió...
16 Mayıs - Antarktika üzerinde ozon tabakasında bir delik bulunduğu kamuoyu ile paylaşıldı.1 de marzo: en la atmósfera sobre la Antártida se descubre un agujero en la capa de ozono.
Anlattığı olayların içinde bizzat bulunduğundan dolayı, eseri bir nevi hatırat sayılabilir.Dado que él mismo tomó parte de los sucesos que describe, son una especie de memorias.
1915 yılına ait bir tapu haritasında, bölgenin atıl bulunduğu görülmektedir.Como se muestra en una foto de cerca de 1950 en relación con este espacio.
Kayanın ismi ise üzerinde sürekli kuşlar bulunduğu için bu ismi almıştır.Recibe este nombre porque es frecuente la presencia de aves rapaces.
Kralın bulunduğu bir saray vardır.Tiene un reino que controlar.
Bu gün bulunduğu yere yerleşene kadar birçok yer değiştirmiştir.Ha realizado varios cambios de sede hasta llegar a su actual ubicación.
Bir gizem duygusunun bulunduğu şarkı, yumuşak ve yavaşça çalan bir piyano ile başlamaktadır.La canción tiene una sensación de misterio y comienza lenta y suavemente con una introducción de piano.
Azınlık okullarının bulunduğu yerlerde azınlık dillerinde eğitim görme olanağı bulunabilmektedir.En Lituania existe la posibilidad de seguir una educación en los idiomas minoritarios no oficiales.
Viyana dışında (UNOOSA'ın merkezinin bulunduğu yer), Bonn, Almanya ve Pekin, Çin'de ofisleri bulunmaktadır.UN-SPIDER tiene tres oficinas, en Viena , en Bonn (Alemania) y en Pekín (China).
Mehmed, Manisa’da bulunduğu sıralarda oldukça başına buyruk bir biçimde hareket etmişti.Se lleva muy bien con Misaki desde que se conocen.
Bay Jefferson, bir Ood'a ölmektense bulunduğu bacanın havasının kesilmesiyle ölmeyi tercih eder.Es un Jedi que parece preferir el uso de un bláster antes que el de un sable láser.
2014 yılı Mayıs ayında TuneIn'den hizmet alan aylık aktif 50 milyon kullanıcının bulunduğu açıklanmıştır.En mayo de 2014, TuneIn anunció que su servicio contaba con más de 50 millones de usuarios activos mensuales.
Bulunduğumuz yeri gösterir.El lugar que contemplas.
Dortmund bulunduğu eyalette "yeşil metropol" olarak bilinir.Dortmund se conoce como la "metrópoli verde" de Westfalia.
Pasifik Savaşı (1879-1884), bir tarafta Şili, diğer tarafta ise Peru ve Bolivya'nın bulunduğu savaş.El primero es la Guerra del Pacífico (1879-1883) entre Chile, por un lado, y Bolivia y Perú, por el otro.
Şubat ayı sonunda Afrin'de SDG bünyesinde yaklaşık 20.000 kişilik gücün bulunduğu belirtildi.Para finales de mes, había cerca de 20 000 fedayínes en Jordania.
Daha sonra burada da sebat bulamayınca şimdi köyün bulunduğu mevkiye göç etmişlerdir.Al final, como no había ya dónde colocarme, me mandaron a la portería.
Rus anarşistlerinin bulunduğu listedir.Colección completa de los Anales rusos.
Akan marimonun kayda değer büyüklüğünün Japonya'da doğal olarak bulunduğu tek yerdir.Es el único lugar en Japón donde se forma el marimo de un tamaño apreciable.
Faaliyette bulunduğu ülkede yasal olmaz.Que no se oponga a la jurisdicción del país donde se tramita.
Bu çiçeklerin bulunduğu bitkilerin yaprakları muhabbet kuşları için zehir etkisi yaratabilir.En resumen, las perturbaciones ocasionadas por los seres humanos pueden provocar un impacto a estas aves.
Berlinde bulunduğu sürede Einstein ile hayat boyu sürecek olan arkadaşlığa başlamıştır.Poco después conoció en Basilea a Erasmo, con quien mantendría amistad toda la vida.
Bulunduğumuz Yol (film) ^ Frum, David (2000).Sé quién eres, guionista (2000).
Bu yerlerde tanrıların bulunduğuna inanılırdı.Se decía que los demonios habían vivido aquí.
Rooi Els, motor test tesislerinin bulunduğu yerdi.Leonardo da Vinci, entre otros, estudiaron este tipo de motores.
Dior tarafından yaptırılan ve Natalie Portman'ın da bulunduğu film.Esta película supuso el descubrimiento de Natalie Portman.
Aralarında AOL ve Blizzard Entertainment’in de bulunduğu şirketlerde programcı olarak çalıştı.También trabajó como programador en Blizzard Entertainment.
İlin bulunduğu bölgenin antik devirlerde adı "Hirpinia" (modern İtalyanca: İrpinia) idi.El antiguo nombre de la zona era Hirpinia (que en italiano actual se transforma a "Irpinia").
İşte bu değişme sırasında biz tarihte ilk kez olarak yazının bulunduğunu görüyoruz.Es en este contexto donde empieza a escribir música por primera vez.
Akımın bulunduğu sırada açılmazlar ve kapatılamazlar.Intentan abrir la caja y no pueden.
1967'de içinde bulunduğu grubun adı "Eric Burdon & The Animals" olarak değiştirildi.En 2003 la banda empezó a girar bajo el nombre de Eric Burdon and the Animals.
Ayrıca bu gelişmenin Mezopotamya'daki Ubaid Dönemi'nin bitmesine katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.También se cree que este evento contribuyó al final del Período de El Obeid en Mesopotamia.
Pryor yanlış zamanda yanlış yerde bulunduğunu söylemiştir.Tegan está convencida de que han aterrizado en la zona temporal incorrecta.
Bulunduğu, Arjantin’in Comahue bölgesine atfen isimlendirilmiş türü, A. Comahuensis’tir.Actualmente, se trabaja en paneles para el satélite argentino SAOCOM-1A de CONAE.
İlçenin bulunduğu bölgeyi Romalılar Akhilleion diye adlandırmaktadır.Región donde los romanos probablemente conocieron esta gramínea.
Bir zamanlar çoğu kişinin bulunduğu aşağı mahalleden zamanla çoğu kişi yukarı köye göç etmişlerdir.Las fuentes que existían hasta entonces estaban en su mayoría ubicadas en las afueras del pueblo.
Twitter üzerinden bu videoyu paylaşarak yeni albüm hazırlığı içerisinde bulunduğunu söyledi.En el Twitter de este declaró que se encuentran en la escritura de un nuevo álbum.
Bu enerji seviyeleri atomun türü ve atomun bulunduğu kimyasal ortama bağlıdır.Esos niveles electrónicos dependen del tipo de átomo y del ambiente químico en el cual se encontraba el átomo.