Ana içeriğe geç
Sözlük

bulunduğu ile cümle

bulunduğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bulunduğunda, aydınlatma gücü en düşük olarak bilinen yıldızdı.C'était alors la plus petite et la plus faible étoile alors connue.
Kocakonak mahallesine yerleşerek Sındırgı’nın bulunduğu yeri kendisine koruluk ve çiftlik yapmıştır.Elle les incite alors à louer un jardin, et à le cultiver.
Fakat mahallenin bulunduğu bölge çok antik tarihlere kadar uzanan bir geçmişe sahiptir.Mais le lieu où la petite place a été aménagée a déjà un passé fort intéressant.
Bu olay Kanada tarihindeki İçinde Kanadalıların bulunduğu en büyük toplu katliam olarak kayda geçti.Il est également le plus grand meurtre en masse impliquant des citoyens canadiens dans l'histoire du Canada.
Bu haliyle bulunduğu mekanın tümünü kaplamaktadır.Ceci est valable quel que soit l'endroit où cela apparaît.
Ülkede bir milyar ton petrol rezervi bulunduğu tahmin edilmektedir.On estime à 100 millions de barils de réserves pétrolières du pays.
Aralarında Simpsonlar ve Futurama'ın da bulunduğu yapımlarda çalıştı.Il a travaillé pour Les Simpson et Futurama.
Moir birçok patencinin bulunduğu bir aileden gelmektedir.Moir est issu d’une famille de patineurs.
22 Temmuz — Norveç'in başkenti Oslo'da başbakanlık binasının bulunduğu bölgeye bombalı saldırı yapıldı.Le 22 juillet 2011, une bombe explose près du siège du gouvernement norvégien à Oslo.
Bulunduğumuz yeri gösterir.Voici l'endroit où on l'avait déposé.
Aralarında 2003 yılında Nobel Barış Ödülü kazanan Shirin Ebadi'ninde bulunduğu bir grupp tarafından savunuldu.La plus notable de ces récompenses est le prix Nobel qui a été accordé à Shirin Ebadi en 2003.
En sonunda Yaradılış'ın Ocağına (Alien X'lerin bulunduğu mekan) ulaşır.Pour en finir avec la côte d'Adam).
Muradiye dergahında irşadda bulunduğu bilinmektedir.Il y découvre le Livre des mutations.
Anıtın esas olarak bulunduğu yerde ise bir kopyası bulunmaktadır.Dans le monastère, on peut voir une copie.
Siyah inci nadir bulunduğundan daha değerlidir.La robe noire est plus rare.
Parkın bulunduğu alanın bir kısmı Edo döneminde Ōkubo boyunun eviydi.Une partie du terrain appartenait autrefois à la résidence du clan Ōkubo à Edo.
Hapiste bulunduğu süre içinde derginin 12 cildini yayıma hazırladı.Il publie au cours de sa vie douze recueils.
Daha sonraları köy bu bölgenin yaklaşık olarak 500 metre doğusuna, şu anki bulunduğu bölgeye yerleşmiştir.La ville fut reconstruite 500 mètres plus loin, à son emplacement actuel.
Chrsyler Binası’nın bulunduğu arazi, özel bir okul olan, Cooper Union’a bağışlanmıştı.Le foncier est détenu par l'université privée Cooper Union.
Krek Mekan ve yerleşik sahnesinin bulunduğu bu binada çalışmalarını Nisan 2014'e kadar sürdürmüştür.Le Parlement dans sa forme et ses locaux actuels date de 2014.
Babil'de her insanın bir koruyucu meleği ya da koruyucu ruhu bulunduğuna inanılırdı.Saint Basile le grand dit que chaque personne vivante possède un ange gardien.
1970 yılında, içlerinde Leyla Halid’in de bulunduğu FHKC militanları, bir uçağı kaçırarak Ürdün’e indirirler.En 1970, des militants du FPLP - dont Leïla Khaled - détournent un avion et le font atterrir en Jordanie.
Aynı zamanda şehrin bulunduğu adanın adı da Kavaratti'dir.Kavaratti est également le nom de l'île où se trouve la ville.
Bu cumhuriyette, 13 bakanın bulunduğu bir yönetim kurulu oluşturuldu.Elle dispose d'un Conseil d’Administration où sont représentées 13 nationalités.
Bazen bulunduğu yöredeki ormanı koruduğu söylenir.On peut enfin encore voir la grotte où il se réfugiait souvent.
Ancak bu yazının katil tarafından mı yazıldığı ya da tesadüfen mi orada bulunduğu anlaşılamamıştır.Cependant l'auteur n'indique pas en note si, après guerre, ces documents ont été retrouvés ou même recherchés.
Hacı Ali anıt mezarının da bulunduğu Quartzsite'de gömülüdür ve bulunduğu mezarlığa adı verilmiştir.Il est enterré dans le Mission Creek Cemetery aussi connu sous le nom de cimetière indien.
Uzun süre kaybolduğu düşünülen filmin 2005 yılında Fransa'da bulunduğu açıklanmıştır.À noter que le film est passé totalement inaperçu à sa sortie en France.
Mîmârî tarzına bulunduğu mekân göz önüne alınarak karar verilmiştir.Il est défini localement pour un point M donné.
O anda Doktor da onların bulunduğu yere düşer.Doctor Who apparait également pendant cette période.
Bu sosyal ağlar ise içinde bulunduğu yaşam koşulları tarafından ayrıştırılmamaktadır.Sa faute est ici de ne pas suivre les modèles sociaux en vigueur à l’époque.
Amacı yayılmak değil, bulunduğu sistemde varlığını gizlemektir.Il n’est pas à l’origine du service proposé, mais le diffuse.
Alan, ünlü Topkapı Sarayı ve Gülhane Parkı'nın bulunduğu yerdir.Sa zone géographique englobe le célèbre palais de Topkapı et le Parc Gülhane.
İçlerinde Delibaş Mehmet’in de bulunduğu birçok zanlı göz altına alınır.On connaît plusieurs de ses monnaies surfrappées par Ménandre.
1982'nin Mayıs ayında da kesilmiş üç sahnenin de bulunduğu kurgu San Diego'da yayınlandı.La deuxième version est présentée à San Diego en mai 1982.
Bulunduğu semte de ismini verir.Commune à laquelle elle donne son nom.
Fakat Barınkay hazineyi daha önce bulunduğunu açıklayıp heyacanının kursağında kalmasına neden olur.Mais son neveu est toujours vivant et sait où est caché le trésor.
Bu ağacın yapraklarında da salisilik asit bulunduğu ispatlanmıştır.Cette étude montre aussi que cet astre contient des sels de sodium.
Mount Rainier Dağı'nın bulunduğu bölgede insanlar 8000 yıldır yaşamaktadır.L'être humain vit dans la région de la Big Butte Creek depuis au moins 8 000 ans.
Gaga şarkıyı aralarında Born This Way Ball'un da bulunduğu etkinliklerde canlı olarak söyledi.Gaga a interprété le morceau lors de diverses apparitions publiques ainsi qu’au Born This Way Ball Tour.
Bu terim, bir kodamanın bulunduğu bir ağacın belirtilmesi için de kullanılmaktadır.Ce terme est aussi employé pour les chasseurs de trésor lorsqu'ils en découvrent un.
2008 yılına ait veriler, kilisenin 300 üyesi bulunduğunu göstermektedir.Selon les données de 2008, la moitié de la population se marie à l'église.
Şehir, Kristof Kolomb'un varışından önce şehrin bulunduğu yerde herhangi düzenli bir yerleşim bulunmamaktaydı.Il était inconnu en Europe avant les voyages de Christophe Colomb.
İlçenin bulunduğu kesimler, geniş yayla özelliği gösterir.Les lianes qui l'entourent lui donnent toute sa spécificité.
Paris'te bulunduğu sürece, Champs-Élysées üzerinde bulunan bir evde yaşamıştır.Sa carrière l'ayant rendue riche, elle habite sur les Champs-Élysées.
1942 yılında bir prototipi test edildi ve kullanışsız bulunduğundan proje iptal edildi.Les résultats des essais de 1943 sont très négatifs et le projet est rapidement annulé.
Bu birkaç ay süren papalık döneminde ne faaliyetlerde bulunduğuna dair hiçbir bilgi günümüze ulaşmamıştır.On ne trouve aucun document relatant ce qu'il fit pendant les cinq années qui suivirent.
Olaylar Kızıl Haç temsilcilerinin de içinde bulunduğu uluslararası bir heyet tarafından incelendi.Les fondateurs s'inspirent du Comité international de la Croix Rouge récemment formé.
Lideri bulunduğu Komünist Parti'sini lağvederek Barış Partisi adıyla reorganizasyona tabi tuttu.Le pape nomme un commissaire général avec mission de rétablir la paix dans l'Ordre.
Bu gün bulunduğu yere yerleşene kadar birçok yer değiştirmiştir.Il a été déplacé plusieurs fois, avant d'arriver à son emplacement actuel.
Peter babasının içinde bulunduğu tehlikeyi fark eder ve ona erişmeye çalışır.Pan reconnaît son grand-père et tente de le raisonner.
22 Şubat 1962 günü Albay Talat Aydemir'in başında bulunduğu cunta yönetime el koymaya kalkıştı.Le 22 février 1962, une tentative de coup d'État est menée par le colonel Talat Aydemir.
Günümüzde Cumhuriyet Meydanı'nın bulunduğu yerden 1870 yılında çekilen bir fotoğraf.Monument de la guerre de 1870, square de la République.
Bu medresenin yapıldığı yer, şu an Büyük Camii’nin bulunduğu yerdir.Ce terrain est celui où se trouve le campus actuel.
2.600.000 civarındaki insanın bu tapınağın inşaatına katkıda bulunduğu tahmin edilmektedir.Plus de six mille personnes étaient employées au service de ce temple.
Şimdiki Huludao şehrinin bulunduğu bölgede antik çağlardan beri yerleşim bulunmaktadır.Des Persans ont vécu dans le territoire actuel de l’Irak depuis l’Antiquité.
Örneğin; limanın bulunduğu ülkedeki yük trafiği.Le port : Dans le port commercial, des bateaux sont à quai.
Bu teşkilatta bulunduğu görevlerden bir tanesi de "sansür kurulu" ydu.Elle était aussi les « yeux » de l'armée, à elle les missions de reconnaissance.
Farklı değerlikteki aynı metallerin bir arada bulunduğu oksitlerdir.Un second problème apparaît lors de l'utilisation de métaux différents au sein d’un même circuit.
Daha sonrasında kupa UEFA'nın logosunun bulunduğu altın bir plaket ile değiştirilmiştir.Il a ensuite été remplacé par une plaque, avec l'emblème de l'UEFA au centre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod