Bu nedenle şehrin bulunduğu bölge çok kere Daegü-Gyeongbuk olarak anılmaktadır.Oft wird das Amt auch als Daijō Daijin bezeichnet.
1906'da Gece Devriyesi'nin bulunduğu salon yeniden inşa edildi.Die Halle für die Nachtwache wurde 1906 erneuert.
Özellikle güçlü rüzgârların bulunduğu okyanus yolculukları için uygun değildi.Es war nicht speziell für Landungen mit starkem Seitenwind ausgelegt.
Bunun üzerine mahallenin şu an bulunduğu mevkii yurt edinmişlerdir.Es war ein Reichslehen, das sie dem Amt Hatten (auch: Hattgau) zuordneten.
Bu nedenle orijinal sırası cehennemde diğer şeytanların bulunduğu yerlerden farklıdır.Das Purgatorium ist somit völlig verschieden von der Bestrafung der Verdammten in der Hölle.
Filmde bazı tarihi yanlışlıklar bulunduğu ileri sürülmektedir.Es wurde am Film bemängelt, dass er etliche historische Ungenauigkeiten zeigt.
Kaçanlardan kasaba halkının bol zahiresi bulunduğunu öğrendi.Anwohner berichteten von einer Massenflucht.
Ağır suç işlemiş kişiler çok sıkı güvenlik önlemlerinin bulunduğu cezaevlerine koyulurlar.Aufgrund des hohen Sicherheitsstandards sind hier auch Straftäter mit langen Haftstrafen inhaftiert.
Türkiye'de de bulunduğu yeni keşfedilmiş alt tür olup 2011 yılında yayımlanmıştır.Sein Buch Nicht ich bin der Fremde wurde 2011 veröffentlicht.
Çoğunlukla POSIX uyumlu, ve aralarında GCC'ın da bulunduğu GNU araçlarının çoğunu içerir.Debattiert wird nach den VIMUN-Regeln, die größtenteils mit denen des UNSC übereinstimmen.
70 milyon engelli insanın bulunduğu Hindistan’da, sadece 100.000 tanesi endüstri alanında iş sahibi olabildi.In Großbritannien arbeiteten dagegen nur 100.000 Frauen in der Landwirtschaft.
Er Utku Kali suçsuz bulunduğu için serbest bırakıldı.Nach zehn Tagen wurde er freigelassen, da man ihn unschuldig gesprochen hatte.
Dünyada yaklaşık olarak 100,000 ila 150,000 civarı zürafa bulunduğu tahmin edilmektedir.Von diesen stehen schätzungsweise nicht mehr als 100–115.000 am Yalu.
Arasta, çarşılarda aynı ürünü satan dükkânların bulunduğu bölüme verilen ad.DHL bietet teilweise Lieferung aus Partnershops am gleichen Tag an.
Çin'de ve Tibet'de birbirlerinden kopuk ufak populasyonların bulunduğu bilinmektedir.In Yunnan, China gibt es mehrere kleine und voneinander isolierte Populationen.
Suçlu bulunduğu 48 cinayet yüzünden ömür boyu hapis yatmakta.Alex wird wegen Mordes zu 14 Jahren Gefängnis verurteilt.
1882 - Tora'nın bulunduğu dolabı (Ehal) çevreleyen mermer çerçeve Samuel Malki tarafından bağışlandı.1882 - Der Marmor-Rahmen um den Toraschrein wird von Samuel Malki gespendet.
Odanın doğu ucunda muhtemelen Khufu’nun bir heykelinin bulunduğu bir niş bulunmaktadır.An der Ostseite der Cella war vermutlich eine Statue der Kybele aufgestellt.
Birçok yorumcu da grubun kliplerinin grubun ticari başarısına büyük katkıda bulunduğunu söylemiştir.Teile von ihr kritisierten die stilistische Wende und den kommerziellen Erfolg der Gruppe scharf.
Burası Sovyet genel karargâhını bulunduğu yerdi.Danach war es Sitz der sowjetischen Militärregierung.
Profesyonel takımda bulunduğu her iki sezonda da kiralandı.In derselben Saison kam er auch zu zwei Einsätzen in der Profimannschaft.
Ancak bu film Le Carré'nin senaryoya bizzat katkıda bulunduğu yegane filmdir.Le Carré selbst sah sich jedenfalls danach nicht mehr in der Lage, die Figur literarisch weiter zu entwickeln.
Aralarında William Ellis'in de bulunduğu birkaç düzine insan da, düzmece kanıtlarla sürgün edildi.Es gab rund 27 Fluchtversuche, eingeschlossen derer von William Buckley.
Kurtlar av hayvanlarının çokça bulunduğu bölgelerde yaşar.Les loups vivent sur des territoires où le gibier est abondant.
Bulunduğu yerden hiçbir şey demeden hızlıca ayrıldı.Il est parti à toute vitesse sans dire où il allait.
Marcello Rodolfo'nun orada bulunduğunu ve içeride uyumakta olduğunu bildirir.Marcello lui révèle que Rodolfo est endormi à l'intérieur.
Zekeriyya Meryem'in bulunduğu mihrâba her girdiğinde onun yanında yiyecek, rızık buldu.Chaque fois que Zechariah entrait dans la chambre de Maryam, il trouvait auprès d'elle de la nourriture.
Pryor yanlış zamanda yanlış yerde bulunduğunu söylemiştir.Il dit que Rusev était au mauvais endroit au mauvais moment.
Bazı haber kaynakları ilk başta daha çok bombanın bulunduğunu belirtmiştir.Les premiers rapports indiquaient un plus grand nombre de bombes.
White, annesinin evinin de bulunduğu Cicero'ya gömüldü.White est enterré à Cicero, à proximité de la maison de sa mère.
İçinde bulunduğunuz sıkıntıları, mutlaka duymak isteyenler dışında kimseye açmayın.Ne vous penchez pas tout à fait vers l'une d'elles, au point de laisser l'autre comme en suspens.
Belçika'nın bulunduğu topraklara ilk Yahudiler Romalılar zamanında 50-60 yılları arasında geldiler.Les premiers Juifs sont arrivés avec les Romains sur le territoire de l'actuelle Belgique entre 50 et 60 ap.
Böyle akışların bulunduğu bir başka sistem de GRO J1655-40’tir.Un autre cas de tels jets fut détecté dans le système GRO J1655-40.
81. Piyade Tümeni ise adada bulunduğu süre boyunca tam 3000 asker kaybetti.La 81e division d'infanterie déplora 3 000 pertes durant son séjour sur l'île.
28 Eylül - NASA Mars'ta akan su bulunduğunu açıkladı.28 septembre : la NASA annonce qu'elle a des preuves de la présence de l'eau sur Mars.
Yine, bugünkü kentin bulunduğu alan da eskiden Östra Aros adıyla anılmaktaydı.L'endroit où se trouve la ville d'aujourd'hui était alors appelé Östra Aros.
"Christmas Tree", Lady Gaga ve Space Cowboy vokallerinin bulunduğu Noel müziği temalı bir şarkıdır.Christmas Tree est une chanson de Noël, interprétée par Lady Gaga et en collaboration avec Space Cowboy,.
Temmuz 1912 : Monet'in gözlerinde çifte katarakt bulunduğunun teşhis edilmesi.Juillet 1912 : diagnostic d’une double cataracte chez Monet.
1906'da Gece Devriyesi'nin bulunduğu salon yeniden inşa edildi.En 1906, la salle abritant La Ronde de nuit fut reconstruite.
Bu cephede yaralandı ve 4. Piyade Alayı'nda görevde bulunduğu zaman bir Demir Haç aldı.Il fut blessé et reçut une croix de fer de 2° classe quand il était dans le 9°régiment d'infanterie.
Üçgen, Üçgen gökadasının (M33) bulunduğu takımyıldızdır.Cette nébuleuse est une région HII de la galaxie du Triangle (M33).
Bunda ailesinin yaşadığı çevre, içinde bulunduğu toplum etkili olmuştur.C'est lui qui propose à ses habitants de recueillir Atalante parmi eux.
Kendisini Angelina Love ve Velvet Sky'in bulunduğu The Beautiful People'un içinde bulur.Elles sont interrompues par les Beautiful People, Angelina Love et Velvet Sky.
Destek olan şeyin birçok nesnelerde bulunduğunu varsıyıyoruz, işte bu ortak desteğe töz adını veriyoruz."Nous implorons leur secours, et ils nous secourent.
Ama tabii bulunduğum yerden memnunum.L'endroit où je suis heureuse.
Yabancı, bulunduğu ülke ile vatandaşlık bağı olmayan kişi.Un étranger est une personne qui n'a pas la nationalité du pays où il se trouve au moment concerné.
Bunun yanında bir de çocuk kitaplarının bulunduğu çocuk bölümü vardır.Le Livre des idoles mentionne également ce rôle d'intercession auprès d'Allah dont il les dit filles.
Aralarında portre çekimlerinin de bulunduğu fotoğraflarının negatifleri kaybolmuştur.Les negatifs, parmi lesquels il y avait aussi des portraits, ont disparu.
Kayıp Müslüman kızın cesedinin bulunduğu ve Yahudiler tarafından öldürüldüğü dedikoduları hızla yayıldı.La rumeur se répand que le corps est celui de la petite musulmane et qu'elle a été tuée par les Juifs.
Öncelikle Wenck'in öncülerinin bulunduğu yer neresi?.Primo position de l'avant-garde de Wenck.
Birkaç çadır da şimdiki mahallenin bulunduğu Alanya sahillerine yerleşmişlerdir.Seules quelques maisons bâties sur la côte étaient présentes.
D&E ''I Wanna Dance'', ''Oppa Oppa'' ve ''BAMBINA''nın da aralarında bulunduğu, toplam 22 şarkı söylemiştir.Ils ont au total chanté 22 chansons, dont I Wanna Dance, Oppa, Oppa, BAMBINA.
Anatomik konumunun hiperakuzinin bulunduğundan daha merkezi olabileceği öne sürülmektedir.Il est suggéré que la localisation anatomique peut être plus centrale que celle impliquée dans l'hyperacousie.
İçinde bulunduğu albüm olan Oral Fixation Vol.Elle figure sur l'album Oral Fixation Vol.
Brezilya'da orantılı olarak yüksek şehirleşme oranı bulunduğu belgelenmektedir.Les médias reprochent au Brésilien une surcharge pondérale.
Kesha'nın da bulunduğu ve albümün çıkış single'ı My First Kiss, 4 Mayıs 2010'da yayımlanmıştır.Précédant sa parution, le premier single, My First Kiss est sorti le 4 mai 2010.
Başka bir kısmı da çeşitli ülkelere göç etmiş ve bulunduğu ülkelerde çoğalmıştır.Puis, il réalise d’autres voyages qui l’amènent dans différentes contrées lointaines.
İstatistiksel olarak en yoğun bulunduğu yükseklik 8. karedir.C'est dire à quel rythme d'enfer il mène sa 8e compagnie.
Fakat bu uzaklık Almanya'yı ve Almanların içinde bulunduğu durumu daha iyi idrak etmesini sağlıyordu.La distance accroît sa perception des événements concernant l'Allemagne et les Allemands.
Geleneğe göre bebek Musa'nın bulunduğu yerdir.Ceux-ci indiquent que Neil est le père de Moses.