Kayanın ismi ise üzerinde sürekli kuşlar bulunduğu için bu ismi almıştır.Diese Vögel werden so genannt, weil sie immer allein sind.
Buna rağmen Monty, içinde bulunduğu vaziyeti çok da önemsememektedir.Doch Jody ist mit dem, was er dort vorfindet, nicht zufrieden.
Bu olay Kanada tarihindeki İçinde Kanadalıların bulunduğu en büyük toplu katliam olarak kayda geçti.Es war damit die größte Massenverhaftung in der kanadischen Geschichte.
Gökten inen tanrıça idolünün (büyük olasılıkla bir meteor olan siyah taşın) bulunduğu yerdi.Bis dahin war die Erde, die von Gott als eiförmiger Stein geschaffen worden war, vollständig von Eis bedeckt.
Tapınağın bulunduğu bölge asıl olarak Fujiwara ailesinin mülküydü.Das Grundstück, auf dem die Quelle liegt, gehörte der Familie Jordan.
Üniversitede bulunduğu sırada, nicem fiziği üzerine Max Born ile birlikte çalışmalarda bulundu.Schon im Studium freundete er sich mit Max Born an.
1918'de Hitler'in bulunduğu alay bir gaz saldırısına maruz kalır ve Hitler geçici bir süreyle kör olur.Hitler war in einen Gasangriff der Engländer geraten und vorübergehend erblindet.
Eskiden Dauphiné ilinin bulunduğu toprakları kapsar.An der Place Dauphine lebten einst berühmte Personen.
11 Eylül 1949’da bu toplu mezarların bulunduğu bölgede bir anıt inşa edildi.Am 11. September 1949 wurden am Ort der Massengräber ein Mahnmal und Gedenktafeln eingeweiht.
İsmini bulunduğu belde Tunca'dan almaktadır.Sein Name ist von dem Namen seiner Hauptstadt Tunis abgeleitet.
Yenilginin ardından Balıkesir'in bulunduğu bölge Timur ordusunun saldırılarına maruz kalmıştır.Hinter dem Unternehmen Fischer verbirgt sich eine östliche Agentengruppe.
Olaylar Kızıl Haç temsilcilerinin de içinde bulunduğu uluslararası bir heyet tarafından incelendi.Sie wurden gut verpflegt und von Vertretern des Internationalen Komitees vom Roten Kreuz dort besucht.
Bu sistemde diri fayların bulunduğu bilinmektedir.Sie ist überglücklich, dass das System so gewählt hat.
Chambers ve Beverley Come as You Are single'ında içinde bulunduğu 4 şarkılık albüm yazdı.Sie vertritt Sean und Beverly beim Verkauf ihrer Serie The Opposite of Us.
Bilginin bulunduğu her türlü bilgi kaynağını tarayarak bilgiye ulaşabiliriz.Es sollte alle verfügbaren Informationsquellen erschließen.
Aralarında Simpsonlar ve Futurama'ın da bulunduğu yapımlarda çalıştı.Er arbeitete für Die Simpsons und Futurama.
Son olarak yılanın bulunduğu yere gider ancak yılan da ölmüştür.Wenn ein Gebissener überlebt, wird die Schlange sterben und wenn er stirbt, überlebt die Schlange.
Bu geçitin şimdi tam olarak nerede bulunduğu hakkında bazı tartışmalar vardır.Streit gab es lange Zeit darüber, wo genau die Strecke herführen sollte.
Temasta bulunduğu diğer bir kişi de yemeklerini yapan ve ona bir çocuk gibi bakan siyahi hizmetçidir.Unerwartet erscheint ihm ein schwarzer Schatten, der ihm einen Job als Küchenjunge für eine Nacht anbietet.
Bugün Suudi Arabistan'ın bulunduğu topraklarda Yahudi kalmamıştır.Heute ist jüdischer Gottesdienst im Königreich Saudi-Arabien verboten.
Savaştan sonra savaş suçlusu bulunduğu için Hamelin hapishanesinde idam edildi.Deshalb wurde Feurstein nach dem Krieg in Hamburg wegen Kriegsverbrechen vor ein Gericht gestellt.
Siyah inci nadir bulunduğundan daha değerlidir.Der schwarze Kehlfleck ist bei ihr seltener sichtbar.
Tutuklu bulunduğu süre içinde işkence gördü.Sie war während ihrer Geiselhaft gefoltert worden.
Bu teşkilatta bulunduğu görevlerden bir tanesi de "sansür kurulu" ydu.Eine Einladung zu einem dieser "Bildungsausschüsse" war eine hohe Ehre.
Bulunduğu coğrafya açısından önemi gittikçe artan Nangrahar, Afganistan'ı Pakistan'la birleşmektedir.Die Sicherheitszusammenarbeit mit Pakistan ist eng, mit Afghanistan wachsend.
1841'de şehrin bulunduğu mevkiye ilk Avrupa asıllı göçmenler gelip yerleşmişlerdir.1841 kamen die ersten europäischen Siedler.
Rick daha sonra Carl'ın bulunduğu odaya çekilir.So steht Ray am nächsten Tag überraschend in Harrys Büro.
Jacksonville'in bulunduğu mevki yüzyıllarca yerli Amerikalar olan "Timucua" halkı tarafından yerleşilmişti.Die Gegend, in der Summerside liegt, wurde jahrhundertelang von Mi’kmaq-Indianern besiedelt.
Müzenin şu anda bulunduğu bina İtalyan mimar Aldo Rossi tarafından tasarlanmıştır.Das Museum ist in einem Gebäude von Aldo Rossi untergebracht.
Böylece Orta Tunç Çağı'nda yerleşmede kutsal bir mekanın bulunduğu anlaşılmaktadır.Bereits zur Zeit der heidnischen Esten soll sich dort ein heiliger Ort befunden haben.
Çiftliğin bulunduğu yerde bir köy kuruldu.An ihrer Stelle wurde ein Bauernhof errichtet.
Çoğu coğrafyacı, burada geçit bulunduğunu tahmin ediyordu.Viele der anwesenden Spieler waren der Meinung, dass es ein Durchstoß war.
Ayrıca, tüm ülkelere Kosova Cumhuriyeti'nin tanınması için çağrıda bulunduğunu da ifade edilmiştir.Die EU forderte außerdem andere Staaten dazu auf, die Anerkennung dieser georgischen Gebiete zu verweigern.
Türkiye'nin en çok market ve kuruyemişşilerin bulunduğu semtidir.Istanbul gilt als der größte Markt und Umschlagplatz der Türkei.
2007 senesinde bir kadın kendisini takip etmekten şüpheli bulunduğu için tutuklanmıştır.So wurde er 2007 festgenommen, weil er eine Undercoverpolizistin für eine Prostituierte hielt.
Antik Bizans döneminde akropol Topkapı Sarayı'nın bugün bulunduğu yerde dururdu.Sie stand vermutlich dort, wo sich heute das Portal der Alten Abtei erhebt.
En azından 1694 yılında mevcut bulunduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır.Hier sind seine Wirkungsdaten im Jahr 1693 belegt.
Ancak bunu söylerken atlı arabanın çatısında bir cesedin bulunduğundan bahsetmemektedir.Sie glauben Mio nicht, dass im Nebenzimmer eine Leiche liegt.
Taraftarı provoke etmek içinse Schalke taraftarının bulunduğu bölümün önünde 40 saniye top sürdü.Als Provokation jonglierte er vor der Schalker Fankurve den Ball etwa 40 Sekunden in der Luft.
Çok sıkışık yaşam düzeninin bulunduğu göçmen kamplarında, sağlık koşulları kötü durumdaydı.Menschen mit Migrationshintergrund in der lebenden Generation haben schlechtere Gesundheitschancen.
1906 yılında ağacın bulunduğu toprak erozyona uğramaya başlamıştı.Um 1906 litt der Baum unter Bodenerosion an der Stammbasis.
Tür, dağılım alanının bulunduğu ülkelerde koruma altına alındığından beri bu durum önemli ölçüde gerilemiştir.Seit er einsehen musste, was in den Konzentrationslagern geschehen war, empfindet er tiefe Scham.
Michael'dan kaçan Laurie tekrar Tommy'nin bulunduğu eve gelir.Von Michael erfährt sie, dass Tom wieder in der Stadt ist.
Günümüzdeki katedralin bulunduğu yerde 15. yüzyılda küçük bir kilise bulunmaktaydı.Vor dem Bau des derzeitigen Gebäudes stand eine kleine Kirche aus dem 15. Jahrhundert an der gleichen Stelle.
761 yılında bir Benedikt keşişleri günümüzde şehrin bulunduğu mevkide bir manastır inşa etmişlerdir.1611 gründeten die Benediktiner ein Kloster.
Japonya’da bulunduğu süre içinde Tokyo’da kaldı ve Japonca öğrendi.Während seines Aufenthalts in Japan lernte er Go kennen.
2014 yılı Mayıs ayında TuneIn'den hizmet alan aylık aktif 50 milyon kullanıcının bulunduğu açıklanmıştır.Im Mai 2014 gab TuneIn an, dass sein Dienst über 50 Millionen aktive Nutzer hat.
Bu ziyaretler sırasında Turing'e bir suikast yapılma olasılığının çok yüksek bulunduğu bilinmektedir.Im Prozess ging es dann auch um Turners mögliche Mitschuld an der Tat.
Ailesinin ölüm tehditlerinde bulunduğunu birlikte savcılığa giderek bildirmiştik.Er musste allerdings wegen eines Todesfalles in seiner Familie absagen.
Komünün bulunduğu konum engebelidir.Erfüllende Gemeinde ist die Gemeinde Schliengen.
Üllkenin içinde bulunduğu zor koşullar nedeniyle sonucu belirleyecek bir değerlendirme yapılamadı.Sie war allerdings wegen der schwierigen Umstände noch ungenau.
Mahallenin adı 1975 Lice depremi öncesi bulunduğu yerden gelmektedir.Seinen Namen erhielt der Stadtteil erst 1975, vorher wurde er Westliche Vorstadt genannt.
Olay ile ilgisi bulunduğu düşünülen 73 kişiyi tutukladı.Sie basierten auf 73 Sachfragen, welche die Bewerber ausgefüllt hatten.
Hiçbir biçimde, saldırıda bulunduğum cemiyetin suçlamalarından kaçmak gibi bir arayış içerisinde değilim.Insgesamt ist es dem Ausschuss nicht gelungen, die Vorwürfe zu belegen, die er gegen mich erhebt.
Bu kayıt grubun eski davulcusu Al Sobrante'nin davulcu olarak bulunduğu son albümdür.Es sollte das letzte Album mit dem Schlagzeuger Les Binks sein.
O dönemde krallığın içinde bulunduğu durum hiç iç açıcı değildir.Seine überragende Stellung in der Schachwelt jener Zeit ist unbestritten.
Özellikle Tsukiji Balık Pazarı'nın bulunduğu yer olmasıyla bilinmektedir.Er kauft morgens seinen Fisch auf dem Tsukiji-Fischmarkt.
Soyadını babasının ve annesinin mezarlarının bulunduğu Tekirdağ'ın Banarlı ķöyünden almıştır.Sie wurde unter dem von ihr für die Schwester und Mutter erbauten Grabmal bestattet.
Ancak yöntemin aslında Johann Bernoulli tarafından bulunduğu kabul edilmektedir.Der Begriff Integral geht auf Johann Bernoulli zurück.
Nepal'de de bulunduğuna dair kayıtlar vardır.Bekannt ist er auch aus Nepal.