buluştu ile cümle

buluştu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.이 사진을 찍자마자 곧 그들은 나무 가지가 뻗어나가는 밑둥쪽으로 내려가서 뽀뽀와 포옹을 했습니다.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.La o secundă după ce am făcut poza s-au apropiat, s-au pupat și s-au îmbrățișat.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Segera setelah saya mengambil foto tadi, mereka duduk bersama di dahan pohon saling berpelukan dan berciuman.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Sekunnin kuluttua kuvan ottamisesta ne kohtasivat puunhaarassa ja suutelivat ja halivat toisiaan.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Takoj zatem, ko sem naredil posnetek, sta se srečala pri razcepu drevesa, nakar sta se poljubila in objela.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Une seconde après que j'ai pris la photo, ils se sont réunis à la base de l'arbre et ils se sont embrassés.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Y un segundo después de que tomé la foto, se fueron juntos a otro árbol y se abrazaron y besaron.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.А за секунду після того, як я зробив знимку, вони зійшлися на розгалуженні дерева, обійнялися і поцілувалися.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Секундой позже мне удалось сфотографировать, как они обнялись и поцеловались на одном разветвлении.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.בערך שניה אחרי שצילמתי את התמונה, הם נפגשו במזלג העץ, וחיבקו ונישקו זה את זה.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.وبعد ثانية من التقاطي للصورة، اجتمعا معا في تفرع الشجرة وقبلا وعانقا بعضهما البعض.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.キスをして抱擁を交わしました これはとても興味深い事です
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Buổi tối sau khi tôi nói chuyện với các bạn nữ sinh viên đó, tôi cũng đến thăm một nhóm nam giới ở Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.De avond nadat ik praatte met deze studentes ging ik ook naar een mannengroep in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Depois de falar com estas universitárias, visitei um grupo de homens no Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.In der Nacht, nachdem ich die College-Mädchen gesprochen hatte, ging ich auch in eine Männergruppe in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.이 여대생들과 이야기를 나눈 후 저녁에는 캔사스에 있는 남성들의 모임에 또한 갔었습니다.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.La noche después de hablar con estas chicas universitarias, fui a hablar con un grupo de hombres de Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.La sera dopo che avevo parlato con queste ragazze, ho anche partecipato ad un gruppo maschile in Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Miután ezekkel az egyetemista lányokkal beszélgettem, felkerestem egy fiúcsapatot is Kansasben.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Następnego wieczora po rozmowie z tymi studentkami, odwiedziłam też grupę mężczyzn w Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Noaptea de după ce-am vorbit cu aceste fete de facultate, am mers şi la un grup al bărbaţilor în Kansas.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Večer po rozhovoru se studentkami jsem zajela za skupinou mužů v Kansasu.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Το βράδυ αφότου μίλησα σ'αυτά τα κορίτσια του κολλεγίου, πήγα επίσης σε ένα γκρούπ ανδρών στο Κάνσας.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Нощта след като говорих с тези момичета в колежа, аз също отидох при група мъже в Канзас.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.Порозмовлявши з дівчатами з коледжу, я також зустрілася з групою чоловіків із Канзасу.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.После того, как я поговорила с этими девушками из колледжа, я также встретилась с группой мужчин из Канзаса.
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.בערב אחרי ששוחחתי עם נערות הקולג' האלה, ביקרתי גם אצל קבוצת גברים בקנזס,
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.في الليلة التالية لحديثي مع البنات في الكلية ، ذهبت أيضاً إلى مجموعة رجال في كانساس .
Bu üniversiteli genç kızlarla konuştuktan bir gün sonra, akşam Kansas'daki bir grup erkekle buluştum.カンザスの男性グループにも会いに行きました 彼らはまさに、先ほど述べた産業社会の
Cenova'da bir arka odada takım elbise giyen adamlar gizli bir plan kurmak için buluştular.Intr-o incapere dosnica in Geneva, oameni in costum se intalneau sa creeze un plan secret.
Cenova'da bir arka odada takım elbise giyen adamlar gizli bir plan kurmak için buluştular.V Ženevě, za zavřenými dveřmi, se setkali muži v oblecích, aby vytvořili tajný plán.
Cenova'da bir arka odada takım elbise giyen adamlar gizli bir plan kurmak için buluştular.Κουστουμαρισμένοι άντρες σε μια σουίτα στη Γενεύη, παρασκηνιακά μεθοδεύουν ένα μυστικό σχέδιο.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Aku bertemu dengan David untuk membicarakan tentang apa yang bisa kulakukan untuk perusahaan ini.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Contactei o David para discutirmos sobre o que poderia fazer nesta empresa.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Ich traf mich mit David, um darüber zu sprechen, was ich für seine Firma tun könnte.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Ik ontmoette David om te praten over mijn mogelijke rol in dit bedrijf.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Jag mötte David för att prata om min roll på företaget.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.J'ai rencontré David pour parler de ce que je pouvais faire dans sa société.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.제가 회사에서 어떤 일을 할지 상의하기 위해 데이비드를 만났습니다. 제가 회사에서 어떤 일을 할지 상의하기 위해 데이비드를 만났습니다.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.M-am întâlnit cu David pentru ca să discutăm despre ce aş putea face în companie.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Me reuní con David para hablar de lo que podría hacer en su empresa.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Mi incontrai con David per discutere del mio ruolo nella sua compagnia.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Összejöttünk David-del, hogy megbeszéljük, mivel foglalkozhatnék a cégénél.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Potkala jsem Davida abych s ním probrala, co bych mohla dělat v jeho firmě.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Spotkałam się z Davidem, aby porozmawiać o mojej roli w firmie.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Tôi đã gặp David để bàn về những chuyện tôi có thể làm trong công ty của ông.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Συναντήθηκα με τον Ντέιβιντ για να δούμε τι θα μπορούσα να κάνω στην εταιρεία του.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.И я встретилась с Давидом, чтобы обсудить, какой вклад я могла внести в его детище.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.Срещнах се с Дейвид, за да поговорим какво бих могла да върша в неговата фирма.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.נפגשתי עם דיוויד לדבר על מה שייתכן שאעשה בחברה שלו.
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.ألتقيت بديفيد لتحدث حول ما ينبغي على فعله في شركته
David ile bu şirkette ne yapabileceğim konusunda görüşmek için buluştum.会社で何をするべきかを話しあいました。 そのころ私は、20年にわたるバーチャルリアリティビジネスから
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.17:19 Und lege sie in die Hütte des Stifts vor dem Zeugnis, da ich mich euch bezeuge.
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.E as porás na tenda da revelação, perante o testemunho, onde venho a vós.
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.I necháš jich v stánku úmluvy před svědectvím, kdež přicházím k vám.
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.In položi jih v shodni šator pred pričevanje, kjer se shajam z vami.
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.그 지팡이를 회막 안에서 내가 너희와 만나는 곳인 증거궤 앞에 두라
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.Læg dem så ind i Åbenbariogsteltet foran Vidnesbyrdet, der, hvor jeg åbenbarer mig for dig.
Değnekleri Buluşma Çadırında sizinle buluştuğum Levha Sandığının önüne koy.Ngươi phải để các gậy đó trong hội mạc , trước hòm bảng chứng , là nơi ta gặp ngươi .
İlgili Sayfalar