buluştu ile cümle
buluştu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir yıl boyunca sadece haftada bir kez buluştular.הם נפגשו רק אחת לשבוע במשך שנה.
Bir yıl boyunca sadece haftada bir kez buluştular.لقد كانوا يتقابلون فقط مرة واحدة في الاسبوع لمدة عام.
Bir yıl boyunca sadece haftada bir kez buluştular.その5年後 この女性たちは2倍長生きしました
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.Ho imparato fin da piccola l'importanza di mescolare con grazia la finzione e la realtà.
Böylece çok küçük yaşlardan itibaren kurguyu gerçekle zerafet içinde buluşturabilmenin önemini öğrendim.אז למדתי מגיל צעיר את החשיבות של להיות מסוגלת לערב בצורה אלגנטית בדיה ומציאות.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Alors Rick, Liz, Kévin et moi on a eu une idée.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Also kamen Rick, Liz, Kevin und ich auf diese Idee.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Așa că Rick, Liz, Kevin și cu mine am venit cu ideea.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Así que Rick, Liz, Kevin y yo diseñamos la idea.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Così a Rick, Liz, Kevin e me venne in mente un'idea.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Jadi Rick dan Liz dan Kevin dan saya kemudian mendapat ide.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.그래서 Rick, Liz, Kevin과 저는 아이디어를 냈습니다.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Więc z Rickiem, Liz i Kevinen wpadliśmy na pomysł.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Затова с Рик, Лиз и Кевин ни хрумна идеята.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.Итак мы с Риком, Лиз и Кевином придумали следующее.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.כך שריק, ליז, קווין ואני העלינו את הרעיון.
Böylece, Rick, Liz ve Kevin be ben ortak bir fikirde buluştuk.ولذلك أتينا أنا و ريك وليز بهذه الفكرة
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.Diciamo non - non voglio conoscerti a quel livello, perché questo è solo un aspetto che possiamo incontrare.
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.En halua tavata sinua sillä tasolla, koska se on vain näkökulma, jonka tapaisimme.
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.Je ne veux pas te rencontrer à ce niveau-là, parce que c'est juste un aspect que nous pouvons rencontrer.
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.Nechci tě potkat na této úrovni. Protože to je jen stav, ve kterém se můžeme potkat.
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.Néhanapján van aki elmenekül.
Böyle olmasın, ben seninle o seviyede buluşmayı istemem, çünkü o buluştuğumuz yer sadece bir görünüş olur.No - no quiero encontrarte a este nivel, porque eso es solo un aspecto que podemos encontrar.
Bu akşam Shamshad TV'yi ziyaret edip çalışanlarla buluştum.Descanse em paz, amigo. 😭 pic.twitter.com/xQRrSNtpNL
Bu akşam Shamshad TV'yi ziyaret edip çalışanlarla buluştum.Впечатляюще профессиональный и современный сектор СМИ возник буквально из ниоткуда.
Bu akşam Shamshad TV'yi ziyaret edip çalışanlarla buluştum.Свобода СМИ — одно из наших самых главных достижений как нации за последние 16 лет.
Bu cok büyük bir bulustu.Het was een enorme doorbraak.
Bu cok büyük bir bulustu.Ini adalah terobosan besar.
Bu cok büyük bir bulustu.To był przełom.
Bu cok büyük bir bulustu.Ήταν ένα τεράστιο επίτευγμα.
Bu cok büyük bir bulustu.لقد كان تقدماً ضخماً
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.Doszedłem do wniosku, że harpooneer, w trakcie dalekiej podróży, musi mieć spotkał się z podobną przygodę.
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.이 harpooneer가 자신의 먼 항해의 과정에서해야 결론
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.Jag drog slutsatsen att detta harpooneer, under hans avlägsna färder, måste ha träffade ett liknande äventyr.
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.Jeg konkluderede, at dette harpooneer, i løbet af sine fjerne fart, skal have mødt med en lignende eventyr.
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.Päättelin että tämä harpooneer, aikana hänen kaukainen matkoilla, on oltava tapasi samanlainen seikkailu.
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.Sem ugotovil, da to harpooneer, v okviru svoje oddaljenih potovanja, morajo imeti srečal s podobno avanturo.
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.הגעתי למסקנה harpooneer זה, במהלך מסעות רחוקים שלו, כנראה
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.استنتجت أن هذا harpooneer ، في أثناء رحلاته البعيدة ، يجب أن يكون
Bu harpooneer, onun uzak sefer esnasında, olması gerektiği sonucuna varıldı benzer bir macera ile buluştu.同じような冒険に会った。そして、それが何であるか、私はすべての後、思いました!
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Devenise peste noapte un loc de adunare al comunității.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Du jour au lendemain c'était devenu un lieu de rassemblement pour la communauté.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Durante la notte è diventata un punto di incontro per la comunità.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Egyik napról a másikra közösségi gyülekezőhellyé vált.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Het was het een opvangplek voor de gemeenschap geworden.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.그날 밤 교회에는 그 지역 사람들이 모여들었죠.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Passou logo a ser o local de reunião da comunidade.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Se había convertido en el lugar de reunión de la comunidad.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Szybko kościół stał się miejscem zgromadzenia lokalnej społeczności.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Über Nacht war sie zu einem Treffpunkt der Gemeinde geworden.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Và đã trở thành nơi mọi người ở lại qua đêm.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.Эта церковь в одночасье стала местом сбора людей.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.בין-לילה זה הפך לאתר התכנסות קהילתי.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.لقد أصبحت مكانا لتجمع السكان بين عشية وضحاها.
Burası, geceleri komşuların buluştuğu bir yer haline gelmişti.市役所や警察署も被害に遭い
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.A asi sekundu po tom, čo som urobil túto fotku, prišli k sebe, pobozkali sa a objali.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.A chvíli po tom, co jsem je vyfotil, se sešli na rozvětvení toho stromu a navzájem se líbali a objímali.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Chwilę po tym jak zrobiłem to zdjęcie, zeszły razem niżej, żeby się pocałować i objąć.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Direkt efter bilden togs, satt de tillsammans i grenklykan och de pussade och omfamnade varandra.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Een seconde later gingen ze naar elkaar toe en ze kusten en omarmden elkaar.
İlgili Sayfalar