Nerede buluşmak istersin?Where would you like to meet?
Tom benimle buluşmak ister.Tom wants to meet me.
Buraya seninle buluşmak için geldim.I came here to meet you.
Avrupa'ya gitmeden önce seninle buluşmak istiyorum.I'd like to get together with you before I leave for Europe.
Tom, Mary'yle tekrar buluşmak istiyor.Tom wants to meet Mary again.
Rüyalarımın kızı ile buluşmak istiyorum.I want to meet the girl of my dreams.
Bir noktada buluşmak zorundayız.We have to get on the same page.
Sami, Leyla ile buluşmak için araçla Kahire'ye gitti.Sami drove to Cairo to meet Layla.
Sami biyolojik annesiyle buluşmak istedi.Sami wanted to meet his biological mother.
Tom Mary ile buluşmak için aileden izin almadan dışarı çıktı.Tom snuck out to meet Mary.
Okuldan sonra buluşmak için Tom'la anlaştım.I've agreed to meet Tom after school.
Sami ve Leyla buluşmak zorundalar.Sami and Layla have to meet.
Sadece Tom'la buluşmak istedim.I just wanted to meet Tom.
Tom'la buluşmaktan korkuyorum.I am afraid of meeting Tom.
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.They kiss passionately and make plans to meet again in Moscow.
Whedon daha sonra Lynch'e posta yollamış ve aynı restoranda tekrar buluşmak istemiştir.Whedon would later email Lynch, asking to meet up with him again in the same restaurant.
Mart ortası: Paris'e geldi ve Theo ile Louvre'da buluşmak istedi. (?)February early March: arrives in Paris and asks Theo to see him in the Louvre.
Senaryo yazımı hakkında kısaca konuşurlar ve o gün daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşirler.They briefly discuss movie writing and arrange a second meeting later in the day.
Onlar beraber buluşmak için bir tarih planlarlar.They agree to go on a date together.
Kontes ona kendisiyle ertesi sabah şatonun kitap odasında buluşmak için randevu verir.The actress invites a count to visit her in bed next morning.
TRT Müzik de yayınlanan "Yıldız Akşamı" programında televizyon izleyicisiyle buluşmaktadır.She also hosted the TV program "Yıldız Akşamı" on TRT Müzik.
Penny, Amy ve Bernadette ayrı bir grup oluşturup sık sık Penny'nin evinde buluşmaktadırlar.Penny becomes friends with Bernadette and Amy, and they often hang out in each other's apartments.
Dr. Jose Goldemberg'la buluşmak için Brezilya'ya gittik.Well, we went to Brazil to meet Dr. Jose Goldemberg.
Eşi onunla her zamanki saatte buluşmak için evden çıkıyor.Her husband leaves home to meet her at the same usual time.
Eşi onunla aynı saatte buluşmak için evden çıkıyor.Husband leaves home to meet her at the usual time.
Yabancılık yabancılarla buluşmak demek değildir.Strangeness is not about meeting strangers.
Yine buluşmak istiyorum.I want to meet up again.
Hee-joong ilk defa buluşmak için aramış.Hee-joong called to meet for the first time.
Bir kadının buluşmak için araması ne anlama gelir?What does it mean when a woman calls to meet?
Müşteşar yardımcısının telefonlarından buluşmak istemediğin bir kadını eker gibi kaçamazsınızYou can't dodge calls from the Deputy Secretary like it's a woman you're standing up on a date.
Seninle buluşmak istediğimi söylediğim için kızgın mısın bana?Are you angry because I asked you to meet me?
"Bu kadın neden bizimle buluşmak istiyor?" ve o da tedirgindi."Why does she want to meet us?" And then she was nervous.
Neden bir hayvanat bahçesinde buluşmak istediğini merak ediyordum.I was wondering why you asked to meet at a zoo.
Sana daha sonra anlatırım.<br />Lee Tae Ik ile buluşmak için nereye gitmeliyim?I'll tell you the details later. If I want to meet Lee Tae Ik, where do I need to go?
Oy vermek için yürüdüğünüz aynı yolu, sizinle buluşmak için yürüyoruz.The same paths you walk to Vote, we walk to meet.
Pazar günü yayımlanan bir söyleşisinde Markoviç için "Marko'yla buluşmak için Moskova'da."She's in Moscow to meet Marko.
O yılın ilerleyen zamanlarında Kırım Tatar diasporasıyla buluşmak için Türkiye'yi ziyaret etti.Later that year he visited Turkey to meet with the Crimean Tatar diaspora there.
Olga, abisine Andrea'nın yeteneğinden bahseder ve abisi Andrea'yla Londra'da buluşmak ister.Olga tells her brother of Andrea's talent, and he asks to meet Andrea in London.
Bu ağ, Kuruluşundan bu yana üyeler her sonbaharda Macaristan'ın Balaton Gölü'nde buluşmaktadır.Since its foundation, the members have met at Lake Balaton, Hungary, every autumn.
Tom Mary ile buluşmak için Boston'a gitti.Tom fuhr nach Boston, um sich mit Maria zu treffen.
Tom'la buluşmak istiyorum.Ich möchte Tom treffen.
Ona sabırlı olmayı öğütler ve onunla son bir daha buluşmak ister.Sie begehren , was man ihnen gibt, und wünschen aufrichtig den Gebenden Glück und Segen allezeit.
Onlar beraber buluşmak için bir tarih planlarlar.Sie verabreden sich zu einem Date.
Onunla buluşmak istemiyorum.Je ne veux pas la rencontrer.
Benimle buluşmak istedi.Elle a voulu me rencontrer.
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.Ils s'embrassent passionnément et font le projet de se rencontrer dans la capitale.
Tom Mary ile Boston'da buluşmak için bir şans yakaladı.Tom tuvo la oportunidad de encontrarse con Mary en Boston.
Gelecek hafta Tom'la buluşmak için Boston'a gitmek zorunda kalacaksın.Tendrás que ir a Boston la próxima semana para ver a Tom.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Las mujeres regresan a casa y le piden a la señora Quickly que invite a Falstaff a un encuentro con Alice.
Senaryo yazımı hakkında kısaca konuşurlar ve o gün daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşirler.Conversan brevemente acerca de la escritura y fijan una segunda reunión para más tarde.
Gelecek hafta sonu tekrar buluşmak ister misin?Ti va se ci vediamo di nuovo il prossimo fine settimana?
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.I due si baciano appassionatamente e decidono di rincontrarsi a Mosca.
Ona telefon etmiş ve buluşmak istediğini söylemiştir.Lui la chiama e le dice di accostare.
Daha sonra Diyarbakır Tıp Fakültesi önünde buluşmak için anlaşılır.In seguito si immatricolò presso la locale facoltà di medicina.
O, onunla tekrar buluşmak için isteklidir.Он жаждет встретиться с ней снова.
Adele İmogen'e Gualtiero'nun oradan ayrılmadan kendiyle buluşmak istediği haberini getirir.Аделе передаёт Имоджене просьбу Гуальтьеро о свидании перед отъездом.
Maşenka'yla buluşmak yerine Ganin, Fransa'ya giden bir trene binip hayatına devam etmeye karar verir.Em vez de reunir com Machenka, Ganin decide para embarcar em um trem para França e "seguir em frente".
Senaryo yazımı hakkında kısaca konuşurlar ve o gün daha sonra tekrar buluşmak üzere sözleşirler.Eles discutem brevemente o roteiro do filme e organizam uma segunda reunião no final do dia.
Seninle buluşmak istedim.Ik wilde je ontmoeten.
Marge, Jacques ile buluşmak için yola çıkar ve araba sürerken ömür boyu bağlılığını hatırlarken kendini bulur.Under resan säger Marge åt henne att le, oavsett hur hon känner sig.