buluşma ile cümle
buluşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.Toen ging Aäron terug naar Mozes bij de ingang van de tabernakel; de plaag had opgehouden.
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.Και επεστρεψεν ο Ααρων προς τον Μωυσην, εις την θυραν της σκηνης του μαρτυριου και επαυσεν η θραυσις.
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.И Аарон се върна при Моисея до входа на шатъра за срещане, защото язвата престана.
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.И возвратился Аарон к Моисею, ко входу скинии собрания, после того как поражение прекратилось.
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.וישב אהרן אל משה אל פתח אהל מועד והמגפה נעצרה׃
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.ثم رجع هرون الى موسى الى باب خيمة الاجتماع والوبأ قد امتنع
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.亞 倫 回 到 會 幕 門 口 、 到 摩 西 那 裡 、 瘟 疫 已 經 止 住 了
Öldürücü hastalık dindiğinden, Harun Musa'nın yanına, Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne döndü.亞倫 回到 會幕 門口 、 到 摩西 那 裡 、 瘟疫 已 經止 住了
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.Ich fragte sie, ob sie an einem romantischen Date interessiert wäre.
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.음, 에밀리한테 언젠가 로맨틱한 데이트를 신청해도 되겠냐고 물었죠.
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.Kysyin, haluaisiko Emily lähteä kanssani romanttisille treffeille, ja hän sanoi "ei".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Ik vroeg haar of ze een keer met mij op een romantische date wilde gaan, en ze zei:
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Jag frågade henne om hon ville gå ut på en romantisk dejt med mig någon gång och hon sa "Nej".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Je lui ai demandé si elle voulait sortir avec moi, et elle a dit "Non".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Megkérdeztem, hogy eljönne-e velem egy romantikus randira valamikor, ő pedig azt válaszolta, hogy "nem".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Spytałem ją, czy by nie chciała pójść czasem ze mną na romantyczną randkę, a ona powiedziała "nie".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Uh, tôi hỏi cô ấy nếu cô ấy muốn để đi vào một ngày lãng mạn với tôi đôi khi, và cô nói, "Không."
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Εεε, τη ρώτησα αν ήθελε να βγούμε κάποια στιγμή πιο σοβαρά, και είπε "Όχι".
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum. O da "Hayır" dedi.Однажды я спросил ее, не хочет ли она устроить романтическое свидание, и она сказала:
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.Zeptal jsem se, jestli by se mnou někdy šla na romantické rande.
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.آه، لقد سألتها عما إذا كانت تريد الخروج في موعد رومانسي معي وقتًا ما،
Ona, benimle bir gün romantik bir buluşmaya gitmek ister mi, diye sordum.デートに行かないかと 答えは「ノー」
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2A javasolt új idő:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Foi proposta uma nova hora de reunião:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Foreslået nyt mødetidspunkt:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Föreslagen ny mötestid:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Navrhovaný čas nové schůzky:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Nouvel horaire proposé & #160;: %1 - %2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Nuevo tiempo propuesto de encuentro: %1 - %2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Nuovo orario proposto per la riunione: %1 - %2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Predlagan je nov čas sestanka:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Proponowany nowy czas spotkania:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Voorgestelde nieuwe tijd voor bijeenkomst: %1 - %2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Vorgeschlagene neue Zeit: %1 - %2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Προτεινόμενος νέος χρόνος συνάντησης:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Запропонований новий час зустрічі:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2Предлагаемое новое время встречи:% 1 -% 2
Önerilen yeni buluşma zamanı:% 1 -% 2提案された新しい会議の時間: %1 - %2
Onların durduğu noktada onlarla buluşmak ve çaba gösterdikleri gerçeğini kabul etmek çok daha zordu.Es ist viel schwerer, ihnen auf Augenhöhe zu begegnen und die Tatsache anzuerkennen, dass sie sich bemühten.
Onlarla buluşmamak için hiçbir sebep bulamadım ve bırakayım acımızı bilsinler dedim.저는 그들을 만나지 않는 어떠한 이유도 찾을 수가 없었죠. 그리고 그들이 우리의 고통을 알게 했지요.
Onlarla buluşmamak için hiçbir sebep bulamadım ve bırakayım acımızı bilsinler dedim.No me pareció mala idea conocerlos y hacerles saber de nuestro padecimiento.
Onlarla buluşmamak için hiçbir sebep bulamadım ve bırakayım acımızı bilsinler dedim.לא מצאתי סיבה לא לפגוש אותם ולידע אותם על הסבל שלנו.
Onlarla buluşmamak için hiçbir sebep bulamadım ve bırakayım acımızı bilsinler dedim.لم أعثر على أي سبب لماذا لا نلتقي بهم ونجعلهم يعرفون عن معاناتنا.
Onlarla buluşmamak için hiçbir sebep bulamadım ve bırakayım acımızı bilsinler dedim.当然だと思いました 感動したのは パレスチナ人が
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.A saját világukban kell elkapnunk őket.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Chúng ta cần gặp mặt chúng ở nơi của chúng.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Dobbiamo incontrarli sul loro terreno.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Kita harus menemui mereka di tempat mereka berada.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.남자아이들의 있는 그대로의 모습을 봐야 합니다.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Musíme se naladit na jejich vlnu.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Nous avons besoin d'aller les chercher là où ils sont.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Temos que os encontrar onde estiverem.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Tenemos que ir a su encuentro, donde estén.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Trebuie să-i întâmpinăm acolo unde sunt [în dezvoltare].
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Vi behöver möta dem där dem finns.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Vi skal møde dem hvor de er.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.We moeten ze aanbieden waar ze rijp voor zijn.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Wir müssen uns mit ihnen auf ihrer Ebene treffen.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Πρέπει να τα συναντήσουμε εκεί που βρίσκονται.
Onlarla ortak noktada buluşmalıyız.Мы должны считаться с их потребностями.