bulmuşlar ile cümle
bulmuşlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Galapagos'u bulmuşlardıΕίχαν ανακαλύψει τα Γκαλαπάγκος.
Galapagos'u bulmuşlardıТак были обнаружены Галапагосы.
Galapagos'u bulmuşlardı.הם גילו את הגאלאפאגוס
Galapagos'u bulmuşlardıإكتشفوا غالاباغوس
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Era confortabil încolãcit înãuntru, fãrã suflare.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Er hatte es sich hier drin gemütlich gemacht und war tot.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Leżał tam wygodnie zwinięty martwy.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Oh Dong-soo était... mort là-dedans, confortablement pelotonné.
İçeride rahat bir şekilde kıvrılmış yatan ölüsünü bulmuşlar.Ηταν άνετα κουλουριασμένος εκεί μέσα, νεκρός.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.A tak jak byli schopni ji najít.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Dzięki temu ją odnaleziono.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.E cosi' riescono a trovarla.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.E foi assim que eles foram capazes de encontrá-la.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Jadi begitulah mereka dapat menemukannya.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Ja näin muut löysivät hänet.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Şi aşa au găsit-o. Erau de-a lungul drumului până la Lanka.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Szóval így tudják követni a nyomát.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.Ainsi, ils peuvent la retrouver tout au long de sa route vers Lanka.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.Och det var därför de kunde hitta henne.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.- Так они узнали что ее увезли на Ланку
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.כך הצליחו למצוא אותה. התכשיטים הובילו ללנקה.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar. Taa Lanka'ya kadar gitmişler.何回 落としたの?
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Und so konnten sie sie finden.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Và làm sao họ có thể tìm theo cô ấy.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.Y así es como pudieron encontrarla.
İşte, onlar da Sita'yı bu sayede bulmuşlar.И така е било възможно да я намерят.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.좋은 소식은 모두 웃으며 손에 99를 들고 있는 찍은 사진에 사인을 해달라며 절 찾아왔다는 것이고
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.A jó hír: mind 99 példányokat tartanak fel mosolyogva és rámtaláltak, hogy írjam alá a képet.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Dobra wiadomość to, że wszyscy uśmiechając się trzymają kopie The 99 i znaleźli mnie, żebym podpisał obrazek.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Estavam a sorrir e a segurar exemplares de Os 99. Pediram-me para lhes autografar a fotografia.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Tin tốt là họ đang cầm Nhóm 99, đang cười, và họ nhờ tôi kí vào ảnh.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Vestea bună e că ţin toţi în mâini, zâmbind, copii din Cei 99 şi m-au găsit ca să le dau un autograf.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.Добрата новина бе, че всички те държаха копия на "99-те" усмихнати и ме намериха, за да подпиша снимката.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.הבשורות הטובות הן שכולם שם מחזיקים עותקים של ה-99 מחייכים, והם מצאו אותי כדי לחתום על התמונה.
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.والخبر الجيد انهن كانوا يحملن صورا للابطال ال99 ويبتسمون وكانوا يردون ان اوقع لهم على تلك الصور
İyi haber ise hepsinin elinde The 99 nüshaları, ve imzalamam için beni bulmuşlar.私に気づいてサインを求めて来ました あいにくのこと 不正コピーだったので まったく収入はありません
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:In deze Japanse stad, hebben ze een manier bedacht om voedsel te eten dat ze normaal niet kunnen verwerken -
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:일본 한 도시의 까마귀들은 새로운 식사법을 고안해냈습니다.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:В этом японском городе они изобрели способ поедания пищи, которую иначе они не смогли бы есть.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:בעיר היפנית הזאת, הם מצאו דרך לאכול מאכל שבדרך כלל הם לא מסוגלים להסתדר איתו.
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:في هذه المدينة اليابانية، لقد ابتكروا طريقة لأكل الطعام الذي عادة لا يستطيعون أكله --
Japonya'daki bu şehirde, normalde yemeyi başaramayacakları bir besini yemenin bir yolunu bulmuşlar:食べる方法を発見しました 車に轢いてもらうのです
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -E eles apenas calcularam a população da cidade para cada um desses anos.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -각각의 해의 마을 인구 수를 파악했습니다.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -Och de funderar helt enkelt ut stadens folkmängd i vart och ett av dessa år.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -og de har fundet ud af befolkningsantallet i hvert af disse år.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -Sbíral populaci obyvatel města v každém z těchto roků.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -Vervolgens bepalen ze eenvoudig de bevolking van de stad in ieder van die jaren.
Kasabanın bu yıllardaki nüfusunu bulmuşlar. -Y encuentra la poblacion de la ciudad en cada uno de esos años.
Kısacık bir şey söyleyeyim. Paul ve Maryanne oturdukları yerde bir ev bulmuşlar.دعيني أقول لك شيئاً، بول و ماري وجدوا لنا منزلاً
Kız kardeşinizi bulmuşlar.On a trouvé votre sœur.
Kız kardeşinizi bulmuşlar.لقد تم العثور على اختك
Marie Budev. Bir akciğer bulmuşlardı. Bana uygundu.Marie Budev, tenían los pulmones, eran de Texas... y eran compatibles.
Marie Budev. Bir akciğer bulmuşlardı.Marie Budevová a mali pľúca.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.Các kĩ sư đã có một ý tưởng tuyệt vời.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.De ingenieurs hadden een heel goed idee.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.Die Ingenieure hatten da eine wirklich gute Vermutung.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.Gli ingegneri hanno avuto davvero una brillante idea.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.Ingeniørerne havde en rigtig god ide.
Mühendisler çok parlak bir fikir bulmuşlardı.Inginerii au avut o ideea cu adevărat bună.