bulmuş ile cümle

bulmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sonra Atinalıların savaşı bırakması ile son bulmuştur.Bitwa zakończyła się zwycięstwem Ateńczyków.
Ardından ikili kendilerini yeni bir hikâyede bulmuşlardır.Dwa z nich odegrały istotniejszą rolę w późniejszej historii.
''The Mirror'' bölümünde babasını bulmuştur.W ceremonii obłóczyn uczestniczył jej ojciec.
İşte o zaman adaçayı eğilmiş ve Meryemana sığınacak bir yer bulmuş.Zniknął wówczas podział na rozdziały, pojawiła się natomiast dedykacja dla Marii.
Fakat kişisel hayatındaki bazı şahsiyetler için de zaman bulmuştur.W tym czasie znalazł szczęście w życiu osobistym.
Yedinci kurşun hedefi bulmuştur; fakat hile ortaya çıkmıştır.W drugim przejeździe osiągnął czwarty rezultat, jednak doznał kontuzji ścięgien przystrzałkowych.
Yıllarca Avrupa’da yaşamış, kadınları tanıma imkânı bulmuştur.Przez wiele lat mieszkał w Europie, zdobywając naukowe doświadczenie.
Bu süreçte aradığı gerçeklikleri İslam dininde bulmuştur.Zagubiona w otaczającej ją rzeczywistości Rahima szuka pocieszenia w islamie.
Çiftin evliliği 1994'te boşanmayla son bulmuştur.Małżeństwo z Janet zakończyło się rozwodem w 1994 roku.
Çıkana kadar analitik geometriyi formüle etmişti ve matematiksel metodu felsefeye uygulama fikrini bulmuştu.Stworzył geometrię analityczną, co skłoniło go do stwierdzenia, że filozofia powinna stosować podobną metodę.
Novgorod’ta antik Perin bölgesinde arkeologlar Perun’a adanmış olduğu düşünülen bir tapınak bulmuştur.W Paterson w New Jersey istnieje na tyle liczna społeczność peruwiańska że powstał tam konsulat Peru.
Zaten jüri de teğmeni suçsuz bulmuştur.Sędziego i ławy przysięgłych nie przekonują zeznania porucznika i zostaje on skazany na śmierć.
(Dört işlemi bulmuşlar, dairenin alanını hesaplamışlar, çarpma ve bölme cetvelleri hazırlamışlardır.)Ponadto występują w nim luki (Mt 5,44-6,12; 9,18-10,1; 22,44-23,35; J 21,10-fin.).
Artık birbirlerini bulmuşlardır.Paren har funnit varandra.
Georges Lemaître benzer bir çözümü 1927’de bağımsız bir şekilde bulmuştu.Georges Lemaître härledde oberoende av Friedman en liknande lösning år 1927.
Evrenin (Büyük) Mimarı, Tanrı kavramı olarak Hristiyanlıkta birçok kez kendine yer bulmuştur.Tanken om Gud som (Hela) Världens Store Byggmästare har använts många gånger i kristendomen.
Kate, Claire'ı bulmuştur.Alex hjälpte Claire att fly.
Aragorn ayrıca bir müchevher kutusu bulmuştur ki bu da muhtemelen yüzüğü saklamak amacıyla yapılmıştır.Aragorn hittade också en kista som förmodligen Saruman hade tänkt skulle innehålla Ringen.
Miceala Jose'yi arayıp bulmak için bir kılavuz tutmuştur ve onu bulmuşlardır.Micaela kommer dit med en guide, för att hitta José.
Winton çocuklara kalacak yer bulmuş ve güvenli bir şekilde İngiltere'ye ulaşmalarını sağlamıştır.Winton hittade hem för barnen och arrangerade deras resor till Storbritannien.
Listede son olarak #1'da yer bulmuştur.På den Englandslistan nådde det 1:a plats.
Olaylar, dünya çapında yankı bulmuş olup Baltık ülkelerinin bağımsızlık ilanlarını hızlandırdı.Bilderna visades över hela världen och ökade det internationella stödet för baltisk självständighet.
Alıcı ise, parayı ödemeden önce ürünü inceleme fırsatı bulmuş olur.På så sätt får kunden möjlighet att kontrollera varan innan man betalar den.
Bismarck aradığı bahaneyi bulmuştu.Bismarck fick sin vilja igenom.
Kent, Yugoslavya’nın dağılması ile birlikte, kendini yine savaşın içinde bulmuş.Efter kriget integrerades Kroatien åter i Jugoslavien.
Tüm hattın tamamlanması 1911 yılını bulmuştur.Hela linjen stod färdig 1911.
Üçüncü bölüm, 21 isimli karakter artık aşkı bulmuştur.Spår 23: Mannen som älskade träd.
Şarkıyı Yunanistan'lı bir arkadaşı bulmuştur.Sången sjungs till en grekisk melodi.
Yedinci kurşun hedefi bulmuştur; fakat hile ortaya çıkmıştır.Vid det sjunde anfallet var det dock klart och försvaret var redo.
1940'ta Nazca çizgilerini bulmuş olan Amerikalı arkeolog Paul Kosok'un yardımcısı olmuştur.1940 blev hon assistent till den amerikanska arkeologen Paul Kosok som hade upptäckt Nazcalinjerna.
Söz konusu düşünürlerde çokluk ortak ve farklı anlamlarda kendisine yer bulmuştur.Var och en av er upplever era samtal med Gud på ert eget vis – och på olika sätt vid olika tillfällen.
Artık grup kendini bulmuştur.Det räcker att part infunnit sig.
Prenslik 1000 yılında Macaristan Krallığı'nın kurulması üzerine son bulmuştur.År 2000 firades 1 000-årsjubileum för bildandet av Kungariket Ungern.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Han omkom vid Titanics förlisning.
Holografi'yi bulmuş ve üzerinde çalışmıştır.Utvecklades viruset eller lagades det?
Ayrıca Binnig, Quate ve Gerber o yıl analog atomsal kuvvet mikroskobunu bulmuştur.Binnig, Quate і Gerber, також, винайшли аналогічний атомно-силовий мікроскоп того-ж року.
Karl Weierstrass 1841'de bu seriyi bulmuş olabilir ancak o zamanda ilk yayınlayan olamamıştır.Карл Вейєрштрасс, можливо, використовував ці ряди ще у 1841 році, але не опублікував своїх результатів.
Artık grup kendini bulmuştur.Тепер солдати показали себе.
Saruman'ın ihanetinin nedenini bulmuş oldu.Він дізнався про зраду Сарумана першим.
Daha önceki gözlemciler Pleiades için 6-7 yıldız kaydederken , Galileo yaklaşık 50 tane bulmuştur.В той час як його попередники розрізняли в Плеядах 6—7 зір, Галілей виявив майже 50.
İki ay içerisinde, Faraday elektromanyetik ürünlenimim bazı belirtilerini bulmuştur.Протягом двох місяців Фарадей знайшов кілька інших проявів електромагнітної індукції.
Sonunda hazinesini bulmuştu.Він таки знайшов своє золото.
Çoğuna göre, grubun Alan Wilder'ın 1995'teki kaybından sonra tekrar kendini bulmuştu.Це був останній реліз перед тим, як Алан Уайлдер покинув групу у 1995 році.
Deklarasyon kabulünden beri 14 ülkenin yasalarında ve uygulamalarında kendine yer bulmuştur.Після цього Декларацію було закріплено у національних законодавствах і державній практиці 14 країн.
Bu araştırma Tıp Dünyasında oldukça yankı bulmuştur.Ця точка зору набула широкого впливу в медичному середовищі.
Artık birbirlerini bulmuşlardır.Колись вони полінувалися зрозуміти один одного.
Bodrumda gizlenen on sivil bulmuşlardı.В підвалі виявилось багато гітлерівців.
Oğuz Han ilk eşini bir gölün ortasındaki adada yer alan bir ağacın kovuğunda bulmuştur.У третій арці показується що сталося з хлопцем після того як він впав в річку в першій.
T-Bag onu çoktan bulmuştur.Лі Бо ймовірно там і познайомився з нею.
Bismarck aradığı bahaneyi bulmuştu.Містер Хоббс запитує, що трапилося.
Araştırmalar birçok gay ve lezbiyenin ciddi ve uzun ömürlü ilişki istediklerini bulmuştur.Сучасні дослідження продемонстрували, що чимало лесбійок і ґеїв хочуть мати гармонійні та міцні стосунки.
Dagerreyotipi adlı fotoğrafik görüntü elde etme yöntemini bulmuştur.Свій спосіб одержання фотографічного зображення Дагерр назвав дагеротипія.
2. sezon, "Ello Gov'nor" bölümüyle başlamış, "Karaoke Video" bölümüyle 28 bölüm olarak son bulmuştur.Другий сезон почався 29 листопада 2010 з "Ello Gov'nor" і закінчився 1 серпня 2011 серією "Karaoke Video".
1940'lı yıllarda nüfusu 1200 kişiyi bulmuştur.На початку 1960-тих населення складало 1200 людей.
"Anar soyadını amcam bulmuş.Взяв собі ім'я на згадку про свого дядька.
1890 yılında Alman Hans Goldschmidt, karbonsuz krom üretimine yarayacak termit reaksiyonunu bulmuştur.У 1890-их німецький хімік Ганс Гольдшміт (Hans Goldschmidt) винайшов алюмінотермітний спосіб одержання сплаву.
Yaşı yetmişi bulmuştu.Став володарювати у віці.
Samurayın cesedini de günler sonra ormanda oduncu bulmuştur.Існує легенда, що одного разу в лісі на нього напали самураї.
Titanik' in kalıntılarını bulmuştu.Належить до клади титанозаврів.
Öyle ki ABD'de 2005-2006 arasında Meksika'dan yapılan ithalat 130.000 tonu bulmuştur.Між 1999—2012 роками австрійські компанії інвестували понад 135 млн доларів США в Мексику.
İlgili Sayfalar