Sistemimize kimin saldırdığını bulmanın zor olmayacağından eminim.I'm sure it wouldn't be too hard to find out who hacked into our system.
Her zaman yapmak istediğim tek şey evime yakın iyi bir iş bulmak.One thing I've always wanted to do is get a decent job close to home.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Polis herhangi bir şey bulmadan gitti.The police left without finding anything.
Polis kimsenin izlerini bulmadı.The police didn't find anyone's traces.
Kurtarıcılar çocuğu bulma umuduyla çevreyi aradı.The rescuers searched the surroundings in hopes of finding the child.
Onların saklanma yerini bulmak bir hafta sürdü.It took one week to locate their hiding place.
Tom'un evini bulmak kolaydır.Tom's house is easy to find.
Tom çalıştığı yerden çok uzakta olmayan bir daire bulmalı.Tom needs to find an apartment not too far from where he works.
Tom bu soruna bir çözüm bulmak için baskı altında.Tom is under pressure to find a solution to this problem.
Tom bir iş bulma ümidiyle Boston'a geldi.Tom came to Boston hoping to find a job.
Sanırım polisin Tom'u bulması olası değil.I think it's unlikely that the police will find Tom.
Tom, Mary'nin o şirketle iş bulmasının mümkün olduğunu düşünüyor.Tom thinks it possible for Mary to get a job with that company.
Tom Mary'ye köpek yavrusunu bulması için yardım etmeyi önerdi.Tom offered to help Mary find her lost puppy.
Tom Mary'nin evini bulmakta biraz sorun yaşadı.Tom had some trouble finding Mary's house.
Tom Mary'yi yalnız bulur bulmaz, ona kötü haberi söyledi.As soon as Tom got Mary alone, he told her the bad news.
Tom Mary'yi yalnız bulur bulmaz, onu öpmeye başladı.As soon as Tom got Mary alone, he started kissing her.
Aradığını bulmadan önce internet'te arama yapmak Tom'un on beş dakikasını aldı.It took Tom fifteen minutes of googling before he found what he was looking for.
Tom iyi kelepirleri bulmada iyidir.Tom is good at finding good bargains.
Bir iş bulmak ne kadar zordur?How difficult is it to find a job?
Hırsızı bulmamız sadece zaman meselesi.It's only a matter of time before we find the thief.
Onun ofisini bulmakta güçlük çekmedim.I had no trouble finding his office.
Saygın bir insan bulmak bir piyango kazanmaktan daha zor.Finding a decent man is more difficult than winning a lottery.
Tom işi yapacak başka birini bulmaya çalıştı.Tom tried to find somebody else to do the job.
Tom cevabı tek başına bulmaya çalıştı.Tom tried to figure out the answer by himself.
Tom hâlâ iyi bir iş bulmadı.Tom still hasn't found a good job.
Tom bir miktar aspirin bulmayı umarak ecza dolabını açtı.Tom opened the medicine cabinet hoping to find some aspirin.
Tom Mary'nin evini bulmada biraz sorun yaşamıştı.Tom had a little trouble finding Mary's house.
Tom bir taksi bulmada zor bir zaman geçirdi.Tom had a hard time finding a taxi.
Tom taksi bulmakta zorlandı.Tom had a hard time finding a taxi.
Tom sonunda bulmacayı çözdü.Tom finally solved the puzzle.
Tom kalma sebebi bulmak için elinden geleni yaptı.Tom did his best to find a reason to stay.
Japonya'da uygun bir dükkân bulmak için asla çok uzağa gitmek zorunda değilsin.In Japan, you never have to go too far to find a convenience store.
Bir reklam ajansının temel işi nasıl bir isteğin bir ihtiyaca çevrileceğini bulmaktır.The basic job of an advertising agency is to figure out how to turn a desire into a need.
Bulmacayı çözebilir misin?Can you solve the puzzle?
Onu bulmaya çalışın.Try to find it.
Ban Ki-Moon'un, projesi için 40 milyar dolar bulması gerekiyor.Ban Ki-Moon needs to find $40 billion for his project.
Kayıp kediyi henüz bulmadık.We haven't found the lost cat yet.
Bu şirket için bir grup uzman bulmam gerekecek.I'll require a group of experts for this company.
Onun planları bir bulmaca.His plans are a riddle.
En uygun çözümü bulmak önemsiz değildir.Finding an optimal solution isn't trivial.
Sadece kusur arama uğruna her şeyde kusur bulma.Please don't nitpick just for the sake of nitpicking.
Tom onu sevdiğini Mary'ye söylemek için yaratıcı bir yol bulmak istedi.Tom wanted to find a creative way to tell Mary that he loved her.
Seni bulmayacağımı düşünmüştüm.I thought I wouldn't find you.
Birbirimizi suçlamak faydasız, çözüm bulmalıyız.It's no use blaming each other, we need to find solutions.
Ben sarışın, mavi gözlü bir Avrupalı kadın bulmak istiyorum.I want to find a blonde, blue-eyed European woman.
Senin bir tane bulup bulmadığını bilmiyorum.I don't know if you found one.
Tom Boston'da bir iş bulmanın ne kadar zor olabileceğini merak etti.Tom wondered how difficult it would be to find a job in Boston.
Herkes kendi yolunu bulması gerekiyor.Everyone needs to find his own path.
Ben asla umut ve hayallerin düşüncelerini bulmayacağım.I will never find thoughts of hope and dreams.
En uygun çözümü bulmak biraz zaman alacak.Finding an optimal solution will take some time.
Gerçekten tatmin edici bir çözüm bulmak imkansızdı.It was impossible to come up with a really satisfactory solution.
Sonunda gerçekten tatmin edici bir sonuç bulmak mümkündü.Eventually it was possible to find a really satisfactory solution.
Mükemmel yeri bulmak zorundayım.I have to find the perfect place.
Her pozisyon için doğru kişiyi bulmak zorundayız.We have to find the right person for each position.
O bir iş bulmak için başarısız olduğunda, Tom çaresiz hissetmeye başladı.When he failed to find a job, Tom started feeling desperate.
Kitabı bulmaya çalışmak için birçok dükkana gittim.I went to many shops to look for the book.
O, çiçekleri kimin gönderdiğini bulmak için meraklıdır.She's curious to find out who sent the flowers.
Planlarımızın hepsinin boşa olduğunu bulmak çok üzücü.It's very sad to find out that all of our plans were in vain.
O kelimeyi bulmalısın.You should look that word up.