Bu ev için bir kiracı bulmak kolay olacak.It'll be easy to find a renter for this house.
Bu evi kiralayacak birini bulmak kolay olacak.It'll be easy to find someone to rent this house.
Daireni bulmam çok zordu.It was very hard for me to find your apartment.
Herkesin kendi yolunu bulması gerekiyor.Everyone needs to find their own path.
Ben Lyon'dayım, ama belki bir iş bulmak için Paris'e gideceğim.I am in Lyon, but maybe I'll go to Paris for hunting a job.
İşe yarayan kuralları bulmak zorundayız.We have to find rules that work.
Bu bulmacayı daha önce kaç kere yaptın?How many times have you done this puzzle already?
Bu gitara sahip olan kişiyi bulmaya çalışıyorum.I'm trying to find the person who owns this guitar.
Onlar seni bulmadan önce, yok olmalısın.You need to disappear before they find you.
Eti tatlı bulmadı.She doesn't find meat tasty.
Kendim için boş bir oda bulmama yardım et.Help me find an empty room for myself.
Ölürsem kimsenin beni bulmayacağı bir yerde ölmek istiyorum.If I die, I want to die where nobody ever finds me.
Eğer ölürsem, hiç kimsenin beni bulmayacağı yerde ölmek istiyorum.If I die, I want to die where nobody ever finds me.
Henüz bir doktor bulmadım.I haven't found a doctor yet.
Onları bulmak zor.They're hard to find.
Bir şey bulmana yardım edebilir miyim?May I help you find something?
Bu sözlükte bir kelime bulmazsan bana söyle ben onu ilave ederim.If you don't find a word in this dictionary, tell me and I will add it.
Bir iş bulmak için her şeyi yapardım.I would do anything to get a job.
Bir çözüm bulmaya çalışıyorum.I'm trying to figure out a solution.
Bu kitapta herhangi bir fıkra bulmadım.I didn't find any jokes in this book.
Seni fırsat bulur bulmaz arayacağım.I'll call you as soon as I can.
Görünüşe göre, iyi bir pozisyon bulmak zor oluyor.Apparently, it's getting difficult to find a good position.
Onu bulmam birkaç saat aldı.It took me several hours to find it.
O, çölde su bulmayı biliyor.He knows how to find water in the desert.
Almanya'da iş bulmak sana göre kolay mıydı?Was it easy for you to find a job in Germany?
Sence, Almanya'da iş bulmak kolay mı?Do you think it's easy to find a job in Germany?
Almanya'da iş bulmanın kolay olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's easy to find a job in Germany?
Uygun bir çeviri bulmak zor.It's hard to find a suitable translation.
Onlara bir otel bulmak kolaydı.It was easy for them to find a hotel.
Kanada'da Fransızca konuşan insanlar bulmak istiyorsan Quebec'e git.If you want to find people who speak French in Canada, go to Quebec.
Tom'un evini bulmak çok zor olmamalı.Tom's house shouldn't be too hard to find.
Tom'u bulmalıyım.I have to find Tom.
Yardım edebilecek birini bulmaya git.Go find somebody who can help.
Tom bulması zor olmayacak.Tom won't be difficult to find.
Tom ve Mary onlar için bebek bakıcılığı yapacak birini bulmanı istiyorlar.Tom and Mary want you to find someone to babysit for them.
Tom kimi bulmaya çalıştığımı biliyordu.Tom knew who I was trying to find.
Tom onu nasıl yapacağını bulmaya çalışarak çok zor bir zaman geçiriyor.Tom is having a very hard time trying to figure out how to do that.
Tom seni bulmaya çalışıyor.Tom has been trying to get a hold of you.
Sadece Tom'u bulmam gerekiyor.I just need to find Tom.
Bir iş bulmam gerek.I need to get a job.
Tüm akşamı anahtarlarımı bulmaya çalışmakla geçirdim.I spent the whole evening trying to find my keys.
Seni bulmaya çalıştım.I tried to get hold of you.
Keşke iyi bir iş bulmana yardım edebilsem.I wish I could help you find a good job.
Evimizi bulmada zorluk yaşadığın için üzgünüm.I'm sorry that you had trouble finding our house.
Tom'u hemen bulmamız gerekiyor.We need to find Tom right away.
Sadece Tom'u bulmak istiyorum.We just want to find Tom.
Tom'u bulmak zorundayız.We have to find Tom.
Polis bulmadan önce Tom'u bulmak zorundayız.We have to find Tom before the police do.
Makinenin neden düzgün çalışmadığını bulmak zorundayız.We have to figure out why the machine isn't working properly.
Tom'un evini yakıp kül eden yangını kimin başlattığını bulmak zorundayız.We have to figure out who started the fire that burned down Tom's house.
Bu makinenin su altında çalışması için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to get this machine to work under water.
Biz Tom'u doğru şeyi yapmaya teşvik etmek için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to encourage Tom to do the right thing.
Burada hiçbir şey bulmayacaksınız.You won't find anything here.
İş bulmalısın.You must find work.
O iş bulmalı.He must find work.
Biz buradan canlı çıkmak için bir yol bulmak zorundayız.We have to figure out a way to get out of here alive.
Biz biraz para kazanmak için bir yol bulmalıyız.We have to figure out a way to make some money.
Tom'a yapmasını istediğimiz şeyi yaptırmanın bir yolunu bulmak zorundayız.We have to figure out a way to make Tom do what we want him to do.
Adli tabip cesetlerden herhangi birinde herhangi bir ateşli silah yarası bulmadı.The coroner didn't find any gunshot wounds on any of the bodies.
Katilleri kesinlikle bulmalıyız.We must absolutely find the assassins.