Çıkış yolunu bulmak için on dakikadan daha fazla zamana ihtiyacı vardı.He needed more than ten minutes to find the way out.
Bu bulmacayı yeni çözdüm.I just solved this puzzle.
Lise aşkını bulmayı başardı.She managed to find her high school crush.
Bunun son bulması gerekiyor.This needs to end.
Onun evini bulmakta biraz zorlandım.I had some difficulty finding his house.
Yaşamak için iyi bir yer bulmak zor.It's hard to find a good place to live.
Birisi bariz şekilde örnek cümlelerimi çalıyor ve bunun bir son bulması şart.Someone is openly stealing my example sentences and this has to stop.
Yiyecek bir şeyler bulmam lazım.I need to find something to eat.
Su bulma umuduyla aynı yönde yürümeye devam ettik.We kept walking in the same direction, hoping to find water.
Bu kadar zamanın ardından Yanni'yi bulmak kolay olmayacak.Finding Yanni after all this time won't be easy.
Bunca zaman sonra Yanni'yi bulmak kolay olmayacak.Finding Yanni after all this time won't be easy.
Park edecek bir yer bulmak sıkıntı olabilir.Finding a place to park might be a problem.
Polis her türlü ipucunu bulmaya çalışıyordu.Police were trying to find any kind of clue.
ABD'de iş bulmak zordur.It's hard to find work in the US.
Elini keseye soktu ve taşlardan birini bulmaya çalıştı.He stuck his hand into the pouch, and felt around for one of the stones.
Sıkışmış bir vaziyette gözümle tabelaları tarayıp "WC" yazısını bulmaya çalıştım.Desperate for a toilet, I scanned the signs, looking for "WC".
Arabayı bulmalıyız.We need to find the car.
Bunu derhal bulmamız gerekiyor.We need to find it in a hurry.
Başkalarında kusur bulmayı bırakın.Stop finding fault with others.
Saklanacak bir yer bulmalıyım.I need to find a place to hide.
Bir bebek bakıcısı bulmam gerek.I need to find a babysitter.
Robert, insanların iş bulmasına yardımcı olan bir ajansı ziyaret etti.Robert visited an agency that helps people find jobs.
Robert, Martha'ya sosyalleşecek birini bulmasını tavsiye etti.Robert advised Martha to find someone to socialize with.
Tom'un masumiyetini kanıtlamak için kanıt bulmamız gerekiyor.We need to find evidence to prove Tom's innocence.
Tom'un masum olduğunu ispatlayacak kanıt bulmalıyız.We need to find evidence to prove that Tom is innocent.
Onu kanıtlamanın bir yolunu bulmamız gerekir.We need to find a way to prove that.
Biraz uyuyabileceğim sessiz bir yer bulmak istiyorum.I'd like to find somewhere quiet where I can get some sleep.
Kanepemize uyacak perdeler bulmakta zorlandım.I had trouble finding curtains to match our sofa.
Karl iki iş arkadaşını bulmaya gitti.Karl went to find his two co-workers.
Lukas felaket bölgesinden çıkış yolunu bulmaya çalışıyordu.Lukas was trying to find his way out of the disaster zone.
Lukas başka bir rota bulmaya çalışıyordu.Lukas tried to find another route.
Stefan sonunda gerçek aşkını bulma şansına sahip oldu.Stefan finally had the chance of finding his true love.
Sonuçları kendileri için uygun bulmadı ve 1 Nisan 1997'de Bre-X yorum yapmayı reddetti.Results were not favorable to them, and on April 1, 1997, Bre-X refused to comment.
Bohr ABD'de bir pozisyon bulmakta ona yardım etti.Bohr helped him find a position in the United States.
Daha sonra, onlar çeyrek bulmak, Onlar hala bazı şanslı karar bıraktı.Later, when they find a quarter, they decide that they still have some luck left.
Russell ayrıca Alys’in annesini de sevmiyordu ve onu kontrolcü ve zalim bulmaktaydı.Russell also disliked Alys's mother, finding her controlling and cruel.
Morrigan için uygun bir sesli oyuncu bulma, herhangi bir karakterden en çok zaman aldı.Finding a suitable voice actor for Morrigan took the most time of any character.
Çocukluk döneminde gerçek annesini bulmak için Hirafuku'ya gitti.During his childhood, he went to Hirafuku to find his real mother.
Aynı zamanda tıbbi cihazlar için sürücüleri bulmak ve indirmek için kullanılabilir.It can also be used to find and download drivers for medical devices.
Bu yüzden, kadın oyuncu bulmak, uzun süre önemli bir mesele olarak kaldı.So, finding a female actress has remained an important issue for a long time.
Eğitimin amacı iş bulma kanallarını geliştirmektir.The aim of the training is to improve the channels of finding employment.
Glenn, Maggie'yi bulması gerektiğini söyler.Glenn explains that he needs to find Maggie.
Newt, kayıp yaratıkları bulmasında kendisine yardım etmesi için Jacob'ı ikna eder.Newt persuades Jacob to help search for the missing creatures.
Benim bulmamı istediğin şeyi buldum.I found what you wanted me to find.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."After that I tried so hard to find the identity of my voice."
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill railed, "Is it really impossible to find a general who can win a battle?"
İlk keşif sonuçsuzdu, ta ki Ocean Viking'in 21 Ağustos 1969'da petrol bulmasına kadar.Initial exploration was fruitless, until Ocean Viking found oil on 21 August 1969.
Dolayısıyla kasabayı bir kez daha örtecek olan koruma büyüsünü yerine getirmenin bir yolu bulmalı.So he must find a way to restore the protection spell that will cloak the town once more.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi."I find the media's obsession with promotion and demographics upsetting," Beatty said.
Moshe Mabovitch 1903 yılında iş bulmak için New York'a gitmiştir.Moshe Mabovitch left to find work in New York City in 1903.
Arzuyu bulmak zorundaydık.We had to find lust.
Sözdizimi vurgulama ayrıca programcılara, programlarındaki hataları bulmalarında yardımcı olur.Syntax highlighting also helps programmers find errors in their program.
Hanoi kuleleri bulmacası için ise her disk sayısı için bir Tanrı'nın algoritması bulunmaktadır.For the Towers of Hanoi puzzle, a God's algorithm is known for any given number of disks.
Bu arada Martha, bir Hath ile kaynağı askerlerden önce bulmak için kendi yoluna gider.Meanwhile, Martha has been making her own way with one of the Hath to the Source.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.The loyal Flavius vows to find him.
Doug, Japonya'da bulunan oğlunu bulmaya çalışırken dünyayı dolaşıyor. ^ Davis, Justin.Doug travels the world trying to find his son, who is located in Japan.
Bazı Yahudi vatandaşlar daha iyi ekonomik fırsatlar bulmak için ülkeden ayrıldı.A number of Jews left the country in search of better economic opportunities.
Bu proje için 40.000$ bulmayı başarmış ve daha da para geleceğinin sözünü vermiştir.He managed to raise up to $40,000 for the project, promising more to come.
Yıllarca insanlar ve hazine avcıları Quedagh Merchant gemisini bulmak için çaba sarfettiler.For years, people and treasure hunters have tried to locate Quedagh Merchant.
Aile ve kariyer arasında denge bulmanın önemi hakkında sık sık kendisinden bahsedilir.She is often quoted talking about the importance of finding balance between family and career.