Ana içeriğe geç
Sözlük

bulgular ile cümle

bulgular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu bulgular antik başkentte avcılık, hayvancılık uygulamalarını kanıtlamaktadır. [2]Тези находки доказват практикуването на лов, животновъдство и соколарство в древната ни столица.[9]
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rentgenska slika se u tipičnim slučajevima normalizira za četiri tjedna, a smrtnost je mala (ispod 1%).
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Tretmnan aloe verom se nije pokazao učinkovitim.
Bu, onun retinanın daha fazlasını görmesine ve diyabetik retinopati bulgularını aramasına izin verir.To mu omogućava da bolje vidi mrežnicu i znakove dijabetičke retinopatije.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksija se dijagnosticira temeljem kliničke slike.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Oftalmoskopski nalaz također može ukazivati na duljinu trajanja hipertenzije u bolesnika.
Jyväskylä bölgesinde, Taş Devri'nden arkeolojik bulgular bulunmaktadır.Na prostoru Praga postoje arheološki nalazi iz starijeg kamenog doba.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.U većini slučajeva otkriva se slučajno.
Sol kalp yetmezliği'nin en önemli bulgularından biridir.Srčanik je jedan od najboljih ojačivača ljudskog imunog sisteama.
Lateral darlıkta sinir kökü bulguları verir.Sirova pak uzrokuje probavne smetnje.
Bu tanımda diğer şizofrenik bulgular bulunmamaktadır.V súčasnosti neexistuje žiadny jednoznačne špecifický príznak schizofrénie.
Bu bulgular cinsel yönelimin doğuştan geldiğini destekler.Týmto mýtus vysvetľuje vznik pohlavnej lásky z pôvodnej obojpohlavnosti.
Araştırılan tüm bulgular dosyalama sistemiyle kaydedildi.Všetka komunikácia je kvôli bezpečnosti archivovaná.
Diğer birkaç kafatası parçası ve otuz izole diş Alberta ve Montana bölgesinden çıkarılan diğer bulgulardır.Z Alberty a Montany sú známe aj nálezy niekoľkých ďalších fragmentov lebky a 30 izolovaných zubov.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Sú tu archeologické nálezy dokazujúce, že ľudia tu žili už v praveku od doby kamennej.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Je však existencia arché vôbec dokázaná?
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rentgenska slika se običajno razjasni v štirih tednih in smrtnost je nizka (pod 1 %).
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei je bil prvi, ki je odkril fizične podrobnosti posameznih teles Osončja.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Rezultati oftalmoskopskega pregleda lahko tudi nakažejo, kako dolgo že oseba oboleva zaradi visokega tlaka.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Vendar pa se izvidi med seboj lahko razlikujejo in drugi vzorci so pri drugih vrstah pljučnice pogosti.
Arkeolojik kazılar ve bulgular antik döneme dair bilgiler sunmuştur.S pomočjo arheologije in drugih virov imamo veliko informacij o tem, kaj je nekoč obstajalo.
Ørsted'in bulguları, bilim camiasında elektrodinamike dair yoğun araştırmaların kapısını açtı.Njegovo odkritje je sprožilo nova temeljita raziskovanja v znanstveni srenji na področju elektrodinamike.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür.Karkoli, torej, kar spominja na bolezen.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Tudi vrste, ki so živele v preteklosti, so zapustile sledi svojega razvoja.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.Nekatere so zaznali tudi na meteoritih.
Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir.Arheološki dokazi kažejo, da sega zapoteška kultura vsaj 2500 let v preteklost.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Tudi arheološke najdbe v zvezi s križanjem so izredno redke.
Sigara dumanındaki radikallerin akciğerde bulunan alfa-1 antitripsini inaktive ettiğine dair bulgular vardır.To tveganje je še posebej veliko, če oseba, ki ji alfa 1-antitripsin primanjkuje, tudi kadi.
Arkeolojik bulgular Mayalar’ın yaklaşık 3000 yıl önce törensel yapılar inşa ettiklerini göstermektedir.Archeologiniai radiniai rodo, kad majai ceremoninę architektūrą turėjo jau prieš 3000 metų.
Sol kalp yetmezliği'nin en önemli bulgularından biridir.Tai viena didžiausių įgimtų širdies ydų.
Buradaki bulguların çoğu balta olmak üzere, kazma ve kürekler de elde edilen buluntular arasındadır.Daugumą to meto žinių pateikia kapai ir šalia palaikų esantys daiktai.
Bazı bulgulara bakılırsa, eskiçağlarda Kalamış Koyu, Fikirtepe eteklerine dek uzanıyordu.Seniau, kol dar nebuvo išrasti laikrodžiai, žmonės pagal daiktų šešėlius matuodavo laiką.
Kararlar, bulgulara göre verilmelidir.Debatai priklauso nuo apibrėžimų.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Archeologiniai radiniai rodo, kad žmonės čia gyveno jau akmens amžiuje.
Jyväskylä bölgesinde, Taş Devri'nden arkeolojik bulgular bulunmaktadır.On arheoloogilisi leide kiviajast.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.Rühmad on nimetatud iseloomulikuma meteoriidipala järgi.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Enamikul juhtudel ühest skannimisest terve mudeli saamiseks ei piisa.
Önemli bulgularını kaydet.Loe põhjalikumalt järeldustest siit.
10 üçgenleme yoluyla nitel bulguların doğruluğunun kontrol edilmesi (• Был ли уместен качественный подход?
2007 Ulusal Uyuşturucu Stratejisi Hanehalkı Anketi: ayrıntılı bulgular.No obstante, los niveles de consumo de cocaína en ellos son elevados en comparación con otros países europeos.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.私たちは 被験者に研究室に来てもらい
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Ale to nezodpovedalo tomu, čo sme zistili.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Ale zjišťujeme, že je to jinak.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Dar nu asta am găsit.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.De mi nem erre az eredményre jutottunk.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Doch unsere Funde sehen anders aus.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Eppure questo non è quello che abbiamo scoperto.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.하지만 이것이 알고 싶은것은 아닙니다.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Maar dat is niet wat we zien.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Mais ce n'est pas ce que nous trouvons.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Mas isto não é o que acontece.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Men det är inte det vi ser.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Men det er ikke det vi fandt ud af.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Nhưng đó không phải là thứ chúng tôi tìm kiếm.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Odkryliśmy coś innego.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Pero esto no es lo que nos encontramos.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Αλλά δεν είναι αυτό που ανακαλύπτουμε.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Но ние не открихме това.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Но это не то, что мы обнаружили.
Ama bulgularımız bunu göstermiyor.Та це не те, що ми з'ясували.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod