Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Existují však silné náznaky, že teorie je neúplná.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Nálezy se však mohou lišit, a u dalších typů zápalu plic jsou běžné jiné charakteristiky.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Jsou zde archeologické nálezy dokazující, že lidé zde žili již v pravěku od doby kamenné.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.Kapitola Jak se pozná meteorit?.
Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititlerden öteye gitmiyor.Pozitivnějších slov nenachází ani pro peripatetiky.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Pitevní nález odpovídá klinickému obrazu.
Bu tedavi yöntemleri memenin muayene bulgularına göre değişir.Odchylky od těchto hodnot vyžadují medicínskou prohlídku.
Bazı bulgular maske takmanın da faydalı olduğunu göstermektedir.Maska samozřejmě slouží i k obraně.
Bu bulgular genetik faktörlerin cinsel yönelim üstündeki etkisinin önemli olduğunu destekler.Za cíl si kladli rozpoznat, jak velkou roli v procesu imigrace hraje etnická identita přistěhovalců.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Dovezile cu privire la aloe vera sunt de calitate scăzută.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rezultatul radiografiei pulmonare devine negativ în patru săptămâni, iar mortalitatea este scăzută (sub 1%).
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Cu toate acestea, rezultatele pot varia, iar alte caracteristici sunt obișnuite în alte tipuri de pneumonie.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Chiar și așa, există indicii solide că teoria este incompletă.
Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir.Dovezile arheologice indică faptul că cultura lor are cel puțin 2.500 de ani.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Rezultatele oftalmoscopiei pot indica și durata stării hipertensive a persoanelor.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaxia este diagnosticată în baza unor fapte clinice obiective.
Medya Farkındalık Ağı bulgularını "Çok başarılı bir film için tekrar izleme oranı yaklaşık %5'tir.Media Awareness Network a spus că, „Rata de repetare a vizionării unui blockbuster este de aproximativ 5%.
Fakat bulgular “tekrar” olmadan da hatırlamanın mümkün olduğunu ortaya koymuştur.Și puteau să spună "da" referindu-se la "nu" în același timp.
En eski tarım yerleşimiyle ilgili bulgulara ise Gächlingen'de (MÖ 5300'lü yıllardan kalma) rastlanır.Cele mai vechi așezări agrare din Elveția, găsite la Gächlingen, au fost datate în preajma anului 5300 î.e.n.
Eldeki bulgulara göre piyade alaylarının gücü 1.200 asker, süvarilerin ise 600 askerdi.Dintre aceștia 2.000 erau infanteriști, iar 6.000 erau cavaleri.
Menenjizm’in diğer bulguları arasında pozitif Kernig bulgusu ve Brudzinski bulgusu yer almaktadır.Alte semne ale meningismului includ prezența semnului Kernig sau a semnului Brudzinski.
Fakat Peltier bulgularını Seebeck'inkilerle ilişkilendirmedi.Cu toate acestea, Mantell încă nu a recunoscut relația cu Cetiosaurus.
2009 yılı itibarıyla klinik bulgular baskılı sargının halen sınırlı olarak kullanıldığını gösterir.Cercetările recente, din 2009, de asemenea, demonstrează că în această locație este anume un crater de impact.
En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir.Cele mai vechi piese datează din perioada neolitică.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Azonban erős jelei mutatkoznak, hogy az elmélet nem teljes.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Az oftalmoszkópiás eredmények azt is jelezhetik, hogy mennyi ideje áll fenn a hipertónia az illetőnél.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Négy hét elteltével a tüdőröntgen általában negatív, és a halálozási arány alacsony (kevesebb mint 1%).
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Feltűnő, hogy legtöbbször nem látunk egy alakot teljes egészében.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Az anafilaxia diagnosztizálása klinikai tényeken alapul.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Néhány boltívet pedig aloe vera motívumok díszítenek.
Ancak, bu bulgular genellikle hastalığın 1. haftası geride kaldıktan sonra belirgin hale gelir.Ezek a hatások gyakran már a kezelés első hetében jelentkeznek.
1811'de ise Amedeo Avogadro, bu bulguları kullanarak Avogadro yasasını yaratmıştır.1814-ben Avogadrótól függetlenül kidolgozta azt a törvényt, amit Avogadro-Ampère törvénynek is nevezünk.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.A központi hatalom gyengülése szinte azonnal elszakadási kísérletekhez vezetett.
Fakat son birkaç yılın bulgularına göre bu bölümlerin de kodlandığı anlaşıldı.Az utóbbi évek leletmentéseinek eredményei alapján megállapítható, hogy ez a terület egészen a Kr. u.
Diagnostik (tanı) bulgular.Labor diagnosztika).
Amarna olarak bilinen bu döneme ait arkelojik bulgular oldukça detaylıdır.Az itt készitett agyagpipák elég ismeretesek.
Hiperkalseminin klinik bulguları kan kalsiyumunun düzeyi ile ilişkilidir.Ezen alvadási faktorok hiányát a klinikai vérzéshez társítják.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.A csoportokat a legjellemzőbb meteoritről nevezték el.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Bu deneylerden elde edilen bulgular Tajfel ve Turner’in sosyal kimlik kuramını geliştirmelerine yol açmıştır.Tulosten perusteella Tajfel ja John Turnerin kehittivät sosiaalisen identiteetin teorian.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Menneet lajit ovat myös jättäneet merkkejä omasta kehityshistoriastaan.
Yazılı bilgilerde elde edilen bulgulara göre yöre İşuva adıyla anılmaktaydı.Lehtikirjoitusten mukaan he olisivat todellisuudessa saaneet potkut.
IUCN bulgularına göre, soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.IUCN:n uhanalaisuusluokituksen mukaan laji on elinvoimainen.
Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.Tämä kuvaa, miksi lukuja on aiheellista arvioida syvällisemmin.
Fakat Peltier bulgularını Seebeck'inkilerle ilişkilendirmedi.Muuta tekemistä Kleopatran kanssa obeliskeilla ei ole.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.Ο Πάπυρος Έμπερς (περ. 1550 π.Χ.) περιέχει επίσης στοιχεία του παραδοσιακού εμπειρισμού.
Amarna olarak bilinen bu döneme ait arkelojik bulgular oldukça detaylıdır.Η ιστορία του Ανηλίου από εδώ και πέρα είναι αρκετά ξεκαθαρισμένη.
Kararlar, bulgulara göre verilmelidir.Οι αποφάσεις θα πρέπει να παίρνονται με βάση τις ενδείξεις.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Αυτά τα συμπτώματα δεν χρειάζεται να εμφανίζονται όλα την ίδια στιγμή.
Lister'in çalışması, Fransız biyolog Louis Pasteur'un önemli bulgularına dayanıyordu.Αλλά και τού Λίστερ η καινοτομία βασίστηκε στα σημαντικά ευρήματα του Γάλλου βιολόγου Λουί Παστέρ.
Sol kalp yetmezliği'nin en önemli bulgularından biridir.Είναι από τους πιο πολύπλοκους ιστούς της καρδιάς.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Η διάγνωση της αναφυλαξίας γίνεται με βάση κλινικά στοιχεία.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Το πείραμα αυτό παρείχε επιπλέον ενδείξεις ότι το γενετικό υλικό ήταν το DNA, και όχι πρωτεΐνη.
Çizelge bu bulguları göstermektedir.Midterspalten viser resultaterne.
Kedilerin evcilleştirildiğine dair en güvenilir bulgular, MÖ 1500 tarihinden sonrasına rastlar.De gotiske, kamtakkede tilbygninger er af senere dato og menes at stamme fra det tidlige 1500-tal.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei var den første som oppdaget fysiske detaljer på den enkelte objektene i solsystemet.
Ancak bazı bulgular (fakat hepsi değil), sorgulanmıştır.Dette gir en rekke uløste spørsmål (se under).
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dette eksperimentet ga altså bevis for at DNA, ikke protein, var det genetiske materialet.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Arkeologiske funn viser at det har bodd mennesker her siden steinalderen.
Bu bulgular, döşemenin Erken Tunç Çağı başlarında inşa edildiğini gösterir.De sa at bygningen kollapset i de tidlige timene av dagen.