Ana içeriğe geç
Sözlük

bulgular ile cümle

bulgular kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.الاستنتاج: DNA هو المادة الوراثية وليس البروتين.
Burada daha önceki çağlara ait bulgular ele geçmemiştir.حيث لم يكن لديهم خيار آخر للاعتبارات الواردة آنفاً.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Mesmo assim, há fortes indícios de que a teoria seja incompleta.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Por outro lado, as evidências para a eficácia da aloe vera são de pouca qualidade.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.O papiro Ebers (cerca de 1550 a.C.) também contém evidências do tradicional empirismo.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Espécies passadas também deixaram registos da sua história evolutiva.
Çizelge bu bulguları göstermektedir.Na tabela mostram-se os resultados.
Yerleşimin büyük bir yangın geçirdiği yönünde bulgular vardır.Mostra também sinais de um grande incêndio no lugar.
Yaşlı kişilerde bulgular daha ağırdır.Em idosos isto é mais acentuado.
Prognostik bulgular.Virada espetacular.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileu Galilei foi o primeiro a resolver as primeiras estrelas individuais do aglomerado.
Bu bilimin elde etmiş olduğu bulgular çeşitli amaçlar için uygulanabilir.Como comentado, a técnica de Gnose, alcançada por qualquer meio, pode ser utilizada para variadas finalidades.
Uzmanların gecici hesaplarına göre bu iki bulgular yaklaşık birkaç milyon yıl yaşında olduğu belirtilmiştir.As datas das suas assinaturas demonstravam que haviam chegado há mais de dois anos atrás.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Não foi possível estabelecer a importância clínica destes achados.
Kitridlerin en eski fosil bulguları İskoçya'da Devonian-devrine ait olarak bulunmuştur.Os insetos mais antigos datam do Devoniano.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
Sigara dumanındaki radikallerin akciğerde bulunan alfa-1 antitripsini inaktive ettiğine dair bulgular vardır.Verder zijn radicalen in sigarettenrook ook betrokken bij de inactivatie van α-1-antitripsine in de longen.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Deze complexen zijn klinisch niet relevant.
Fakat diğer arkeolojik ve belgesel bulgular bu duruma yeni açılar getirmiştir.Andere historische en archeologische bronnen geven weer een ander beeld.
Diagnostik (tanı) bulgular.Van klacht naar diagnose.
Arkeolojik bulgular bölgenin Orta Tunç Çağında (MÖ y.Archeologische opgravingen hebben aan het licht gebracht dat er in de Middenbronstijd (ca.
Ancak Pioneer'in bulguları bundan öteye gidememiştir.Echter, de komst van oppas Mrs. Sturak hindert dit allemaal.
Bununla birlikte Allah ve Hubel’in farklı tanrılar olduğuna dair bulgular da bulunmaktadır.Istnieją jednakże dowody wskazujące, że Allah i Hubal stanowią dwóch różnych bogów.
Cinsel araştırma ve deneyler yapan klinik ve doktorların bulguları kesin midir?Czy ustalenia lekarzy i klinik prowadzących badania i eksperymenty seksuologiczne są prawdziwe?
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Wyniki mogą jednak się różnić, a w innych typach zapalenia płuc powszechne są inne wzory zmian.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Wyniki RTG normalizują się zazwyczaj w przeciągu czterech tygodni, a śmiertelność jest niska (poniżej 1%).
Gözlem yolu ile öğrendikleri bildirilmiş olsa da bu bulguların geçerliliği tartışmalıdır.Uczą się one przez obserwowanie, choć jakość tych doniesień jest kwestionowana.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksja diagnozowana jest na podstawie objawów klinicznych.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei pierwszy odkrył fizyczne właściwości poszczególnych ciał niebieskich.
Üstelik, bulgular "hatalı babalık olaylarının" çok az sayıda olduğunu göstermiştir.Zgłoszony został m.in. problem "nadmiernego apetytu" chłopca.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür."Jest pewne, że koty potrafią wykryć chorobę".
Bilgilerin bir kısmı da Hitit kayıtlarından ve arkeolojik bulgulardan elde edilmiştir.Pewne informacje można czerpać z dzieł sztuki i znalezisk archeologicznych.
Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir.Większość znalezisk na stanowiskach archeologicznych stanowią wyroby garncarskie.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Liczba archetypów jest ograniczona.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Nie ma potrzeby podawać wszystkich jednocześnie.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Nie jest znana kliniczna istotność tego działania.
Dehidratasyonun belirti ve bulguları kontrol edilir.Przedmiot i podmiot hipnozy są tożsame.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Röntgenfynd försvinner normalt inom fyra veckor och mortaliteten är låg (lägre än 1 %).
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei var den första som upptäckte fysiska detaljer på de enskilda kropparna i solsystemet.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Det finns dock starka indikationer på att teorin är ofullständig.
Birkaç NSAİİ hakkında kullanımlarını destekleyecek bulgular mevcuttur.Det finns data som stöder användning av ett antal NSAID.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Fynden kan emellertid variera och andra mönster är vanliga i andra typer av lunginflammation.
Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.Enligt berättelser från aboriginer kan arten ha överlevt fram till 1950-talet.
Hastalık erişkin hayvanlarda klinik bulgularla seyretmez.Detta trots att fåglarna inte har uppvisat kliniska tecken på sjukdom.
Bazı bulgular hastalığın ilk yıllarında yok iken birkaç sene sonra ortaya çıkabilir.Det kan dröja flera år innan sjukdomen når detta stadium.
Arkeolojik bulgulara göre kasaba, 13. yüzyıl başlarında madencilerin yerleşimiyle kurulmuştur.Det finns arkeologiska belägg för att platsen har varit bebodd åtminstone sedan 900-talets början.
En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir.Anläggningen tillhör slutet av tidig neolitikum.
2004 yılındaki çalışmalarda 460 metre derinlikte elde edilen bulgular çalışmalar açısından risk taşımaktaydı.Under 2008 utmanade han på allvar Wariner på 400 meter.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Знімки рентгену звичайно проясняються протягом 4-х тижнів, і рівень смертності низький (менший від 1%).
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.Патогномонічний симптом — ознака, яка свідчить про наявність лише однієї конкретної хвороби.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Діагностування анафілаксії ґрунтується на клінічних критеріях.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Однак є теоретичні підстави стверджувати, що загальна теорія відносності незавершена.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Результати офтальмоскопії можуть також вказувати на те, як довго людина була гіпертоніком.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Проте, результати можуть різнитися, й інші зразки можуть показати інші типи пневмонії.
Önemli bulgularını kaydet.Просто перезапишіть старі значення.
En fazla ve en eski bulgular Kuzey Pasifik kökenlidir.Більшість знахідок, зокрема найстародавніших, були зроблені в північному тихоокеанскому регіоні.
Ayrica denetçilerin kendi denetim bulgularını onaylar.Бойовики укріплюють власні позиції.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rentgenový nález je obvykle čistý do čtyř týdnů a úmrtnost je nízká (méně než 1 %).
En erken bulgular Kofun Dönemine (3.-6. yüzyıllar) aittir.Nejranější objevy jsou z období Kofun (3. až 6. století).
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Důkazy o účinnosti aloe vera nejsou přesvědčivé.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod