Ana içeriğe geç
Sözlük

buldum ile cümle

buldum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.Сейчас уже нет, но я нашел вышедшего на пенсию профессора геологии, и он спустил меня вниз.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.הוא כבר לא. אבל איתרתי פרופסור לגאולוגיה שפרש שיירד איתי למכרה.
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.ولكنه لم يعد كذلك ولكني وجد بروفيسور جيولوجي متقاعد وافق على أخذي إلى هناك
Artık değil, fakat emekli bir jeoloji profesörü buldum, beni aşağıya indirmesi için.私を鉱山の中へ案内してくれる 引退した地質学教授を見つけました 「鉱山の水をいくらか持ち帰ってもいいよ」と言ってくれました
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.At rejse med militærfolkene var en ting, - - men sikke et møgsted jeg er faret vild på.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Att åka med militärerna var en grej- -men vilket jävla ställe att gå vilse på.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Inseguire quei militari è un conto, ma guarda in che razza di posto mi sono perso adesso.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Nie było tak trudno zabrać się z wojskowymi, ale teraz zgubiłem się na dobre.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Oli eri juttu kulkea sotilaiden perässä. Tämä on pirunmoinen paikka eksyä.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Seguir os militares é uma coisa, mas parece que me perdi num sítio infernal.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Yo solo quería seguir a los militares. No esperaba acabar en un laberinto como este.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Η πίστη στους στρατιωτικούς είναι ένα πράγμα. Αλλά εγώ φαίνεται να χάθηκα σε κάτι πολύ διαφορετικό.
Askerlerin peşine takılmak ayrı... ...ama kaybolmak için korkunç bir yer buldum gibi görünüyor.Тащиться за военными - это одно, но, кажется, я выбрал удачное место, чтобы заблудиться.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.- am dat chiar și peste niște rude ale Generalului Tso care locuiesc încă în acel orășel.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.De hecho encontré una buena cantidad de familiares del General Tso quienes viven todavía en el pueblo.
--- Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.E... (Risate) ...ho trovato anche un gruppo di parenti del Generale Tsao che vivono ancora nel paesino.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.-- ich fand sogar eine ganze Menge von General Tsos Verwandten, die immer noch in der kleinen Stadt leben.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.J'ai trouvé tout un tas de membres de la famille du Général Tso qui vivent toujours dans cette petite ville.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.저는 쵸장군의 친척들을 많이 만날 수 있었습니다. 아직도 작은 마을에 모여 살고 있지요.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.Tego dzieli od generała pięć pokoleń, tego jakieś siedem.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.- tôi thậm chí còn tìm thấy một vài người họ hàng của Đại tướng Tso họ vẫn đang sống ở trong thị trấn nhỏ ấy.
--- Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.И — (Смех) мне удалось найти уйму родственников Генерала Цо, которые всё ещё живут в этом маленьком городке.
--- Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.И... (Смях) ...всъщност открих цял куп роднини на генерал Цо, които още са в малкия град.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.-- מצאתי חבורה שלמה של קרובים של גנרל צו שעדיין נמצאים בעיירה הקטנה.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.-- وجدت فعلا مجموعة من أقارب الجنرال تسو الذين ما زالوا في بلدة صغيرة.
Aslında ben General Tso's akrablarından bir sürü buldum. hala küçük bir kasaba.まだ、この小さな町に住んでいます この子は将官から5代目
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.De facto, desenvolvi algumas ferramentas interessantes para me ajudarem a lidar com este medo.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.De fapt, am dezvoltat câteva unelte interesante care să mă ajute să-i facă faţă acestei temeri.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.De hecho, he desarrollado algunas herramientas interesantes para ayudarme a lidiar con este miedo.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.En fait, j'ai développé des outils intéressants pour m'aider à surmonter cette peur.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Genau gesagt, habe ich ein paar interessante Mittel entwickelt, die mir helfen, mit jener Angst umzugehen.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Ik heb een paar interessante tools ontwikkeld om me te helpen met deze angst.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Infatti, ho sviluppato alcuni strumenti interessanti che mi aiutano ad affrontare questo timore.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Jag har utvecklat ett par intressanta redskap för att hjälpa mig hantera rädslan.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.사실, 이 두려움에 대처할 수 있도록 해주는 몇 가지 흥미로운 도구를 만들어냈습니다.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Sebenarnya, saya membuat beberapa alat menarik untuk membantu mengatasi ketakutan ini.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Stworzyłam ciekawe narzędzia, pozwalające mi zwalczać ten strach.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Thực tế là tôi đã phát triển vài cách thức thú vị giúp tôi đối mặt với nỗi sợ này
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Tulajdonképpen, kifejlesztettem néhány érdekes eszközt, amelyek segítenek eme félelem leküzdésében.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.V skutočnosti som vymyslela zopár zaujímavých pomôcok, ktoré mi pomohli vysporiadať sa s týmto strachom.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Στην πραγματικότητα, έχω αναπτύξει ορισμένα ενδιαφέρουσα μέσα που με βοηθούν να αντιμετωπίσω αυτό το φόβο.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Всъщност, аз разработих някои интересни инструменти, които да ми помогнат да се справя с този страх.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Фактично, я розробила кілька цікавих прийомів, які дозволяють мені справлятися зі страхом.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.Я разработала несколько методов, которые позволяют мне справляться со страхом.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.למעשה, פיתחתי כמה כלים מעניינים שעזרו לי להתמודד עם הפחד הזה.
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.في الحقيقة لقد طورت طرقاً مثيرة للاهتمام لتساعدني على التعامل مع هذا الخوف
Aslında, bu korkumu yenebilmek için bazı ilginç araçlar buldum.磨き上げてきましたので それを ご紹介します
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Algunas de estas son realmente una serie de fotografías... veamos.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Algures aqui há uma série de fotografias.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Da qualche parte qui si trova una serie di fotografie -- eccole.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Ergens hiertussen zit zelfs een serie van foto's -- hier zijn ze.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Gdzieś tu właściwie jest seria fotografii - tu ją mamy.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Irgendwo hier sind eine Reihe von Fotografien - hier sind sie.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Jossain täällä on itse asiassa sarja valokuvia - tässä.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.여기 저기는 사실 일련의 사진들입니다 - 여기 있네요.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Quelque part par là il y a même une série de photographies... nous y voilà.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Undeva pe aici este o serie de fotografii -- iată.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Vài nơi trong này thực ra đã có một series các bức ảnh -- chúng ta bắt đầu.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Van itt valahol egy olyan sorozat is néhány képpel -- itt is van.
Aslında burada bir yerde bir takım fotoğraflar olacaktı, işte buldum.Κάπου εδώ είναι μια σειρά φωτογραφιών -- εδώ είμαστε.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod