Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.그러나 내가 거기에 다다랐을 때, 많은 플라스틱 쓰레기와 다른 잔해를 발견하게 되었습니다.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Maar toen ik daar kwam, vond ik veel plastic afval en ander puin.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Mais lorsque j'y suis parvenu, j'ai vu beaucoup d'ordures en plastique et de débris.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Mas quando lá cheguei, encontrei uma data de lixo plástico e outros restos.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Ma, una volta arrivato, ho trovato molti rifiuti di plastica e di altro genere.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Namun begitu sampai di sana, saya melihat banyak sampah plastik dan yang lainnya.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Nhưng khi tới đó, tôi tìm thấy rất nhiều túi nilon và các loại rác khác.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Pero cuando llegué allí encontré muchos restos de plástico y otros desechos.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Stattdessen fand ich dort Unmengen an Plastikmüll und anderen Abfällen.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Αλλά όταν έφτασα στον πυθμένα, βρήκα πολλά πλαστικά και άλλα σκουπίδια.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Но когато стигнах до там, открих огромно количество от пластмасови боклуци и други отпадъци.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.Но когда я спустился туда, я обнаружил огромное количество пластикового мусора и других отходов.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.אך כשהגעתי לשם, מצאתי המון פסולת פלסטיק ולכלוך אחר.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.و لكن عندما وصلت إليها، وجدت الكثير من النفايات البلاستيكية و غيرها من القمامة.
Ama oraya vardığımda,... ...birsürü plastik çöp ve diğer atıkları buldum.たくさんのプラスチックゴミや 他のゴミを見つけました 私は楽しく科学し 探索だけをしているわけにいかないことに
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Ale podniosłam ją, zaczęłam czytać i pomyślałam, że jest zdumiewająca.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Dar am găsit-o și am început să citesc din ea și mi s-a părut o carte incredibilă.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.De megláttam, beleolvastam, és rájöttem, hogy ez egy lenyűgöző könyv.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.그러나 읽기 시작해보니, '이책 대단하다' 라고 생각돼졌습니다.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Maar ik begon het te lezen en dacht: wat een fantastisch boek!
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Mais je l'ai pris et j'ai commencé à le lire et j'ai pensé, ce livre est incroyable.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Ma l'ho preso in mano e ho iniziato a leggere e l'ho trovato fantastico.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Nhưng tôi nhặt nó lên và bắt đầu đọc và nghĩ rằng, cuốn sách này thật tuyệt.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Pero tomé el libro y empecé a leerlo y pensé, este libro es asombroso.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Но я взех и започнах да я чета и си казах: "Тази книга е страхотна!"
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.Я купила эту книгу, стала её читать и подумала: книга уникальная.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.אבל לקחתי אותו והתחלתי לקרוא אותו, וחשבתי, ספר זה הוא מדהים.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.ولكني أبحرت في قراءة هذا الكتاب وأيقنت تماما أنه كتاب رائع.
Ama şans eseri bu kitabı buldum ve okumaya başladım ve kitabı çok dikkat çekici buldum.この本の存在は知るべきよ
Amerika'ya geldim. Ne buldum tahmin edersiniz?저는 미국에 도착했습니다. 자, 제가 뭘 발견했을까요?
Amerika'ya geldim. Ne buldum tahmin edersiniz?Poleciałam do Ameryki, Co tam znalazłam?
Amerika'ya geldim. Ne buldum tahmin edersiniz?وصلت إلى أمريكا. كما يمكنك أن تتخيل، ماذا أرى؟
Amerika'ya geldim. Ne buldum tahmin edersiniz?まず 雪を見ました!
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Acolhi-a quando a mãe a abandonou.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Jag tog hand om henne när hennes mor övergav henne.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Jeg tog mig af hende, da hendes mor forlod hende.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.La adopté cuando su madre la abandonó.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.L'ho adottata quando sua madre l'ha abbandonata.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Otin Xiao Mein hoiviini, kun sen emo hylkäsi sen.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Wzięłam ją, kiedy opuściła ją matka.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Την υιοθέτησα αφού την παράτησε η μητέρα της.
Annesi onu terk ettiğinde buldum.Я взяла её, когда мать от неё отказалась.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Cercetarea aceasta m-a dus in Grecia si Roma antica.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Cette recherche m'a menée jusqu'à l'Antiquité grecque et romaine.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Diese Suche führte mich ins alte Griechenland und das alte Rom.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.E quella ricerca mi ha portato all'antica Grecia e antica Roma.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Essa busca levou-me à Grécia e Roma antigas.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Ez a kutatás vezetett az ókori görög és római példákhoz.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Ja tuo etsintä johti minut antiikin Kreikkaan ja antiikin Roomaan.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.저의 연구는 저를 고대의 그리스와 고대의 로마 사회로 데려갔습니다.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Mijn zoektocht heeft me gebracht bij de oude Grieken en Romeinen.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Og den søgen har før mig til antikkens Grækenland og antikkens Rom
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Pencarian ini membawa saya ke budaya Yunani dan Romawi kuno.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Poszukiwania zawiodły mnie do starożytnej Grecji i Rzymu.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Sökandet förde mig till antikens Grekland och Rom.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Tenhle výzkum mě dovedl do starověkého Řecka a Říma.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Tento výskum ma zaviedol do starovekého Grécka a Ríma.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Và cuộc nghiên cứu đã dẫn tôi đến với Hi Lạp và La Mã cổ đại
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Y esa búsqueda me ha llevado a la antigua Grecia y a la antigua Roma.
Aradıkça, kendimi antik Yunan ve antik Roma'da buldum.Η έρευνά μου με οδήγησε στην αρχαία Ελλάδα και τη Ρώμη.