Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:범죄를 저지를 만한 모든 전과자를 모두 조사했고 24시간이 자나기 전에 혐의자를 지목했습니다.
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:24時間以内に容疑者を特定しました フランシスコ・カリヨ 17歳
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Au luat în calcul toți vinovații uzuali și în mai puțin de 24 de ore au stabilit suspectul:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:De kollade alla de vanliga gärningsmännen, och på mindre än 24 timmar, hade de valt ut en misstänkt:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Fontolóra vették a szokásos bűnösöket, és kevesebb mint 24 óra alatt kiválasztották a gyanúsítottjukat:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Họ đã xem xét tất cả những thủ phạm thông thường, và trong vòng chưa tới 24 giờ, họ đã có được nghi phạm:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Presero in considerazione tutti gli schedati, e in meno di 24 ore, avevano individuato il sospetto:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Rozważyli wszystkich "typowych" sprawców i przed upłynięciem doby wskazali podejrzanego:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Zij overliepen alle gebruikelijke boosdoeners, en in minder dan 24 uur hadden ze hun verdachte gevonden:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Zvažovali všechny obvyklé pachatele a za méně než 24 hodin si zvolili svého podezřelého:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:Они изучили всех подозреваемых и менее чем за сутки выбрали подходящего.
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:הם בדקו את כל העבריינים המועדים, ובתוך פחות מ-24 שעות, הם בחרו את החשוד שלהם:
Tüm olası zanlıları incelediler ve 24 saatten kısa bir sürede, şüpheliyi buldular:أخذوا جميع المجرمين المعتادين بعين الاعتبار، وفي أقل من ٢٤ ساعة، حددوا المشتبه فيه:
Twitter denen bir şey buldular.A Twitterrel találták magukat szembe.
Twitter denen bir şey buldular.Au găsit ceva numit Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Encontraram algo chamado Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Ils ont trouvé un truc appelé Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.그들은 트위터라 불리는 것을 알아냈습니다.
Twitter denen bir şey buldular.Mereka menemukan sesuatu yang disebut Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Našli něco, čemu se říká Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Natkęli się na coś, co nazywa się Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Objavili niečo, čomu sa hovorí Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Sie fanden etwas namens Twitter
Twitter denen bir şey buldular.Una cosa chiamata Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Y algo llamado Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Ze vonden iets als Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.Βρήκαν κάτι που λέγεται Twitter.
Twitter denen bir şey buldular.И кое-что под названием Twitter/
Twitter denen bir şey buldular.Откриха нещо, наречено Туитър.
Twitter denen bir şey buldular.Щось, що називається Твіттер.
Twitter denen bir şey buldular.הם מצאו משהו שנקרא טוויטר.
Twitter denen bir şey buldular.وجدوا شيئا يدعى تويتر.
Twitter denen bir şey buldular.逮捕の対象となりました
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.A stalo sa po troch dňoch, že ho našli v chráme sedieť medzi učiteľmi počúvať ich a opytovať sa ich.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.Dopo tre giorni lo trovarono nel tempio, seduto in mezzo ai dottori, mentre li ascoltava e li interrogava
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.După trei zile, L-au găsit în Templu, şezînd în mijlocul învăţătorilor, ascultîndu -i şi punîndu-le întrebări.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.I stalo se po třech dnech, že nalezli jej v chrámě, an sedí mezi doktory, poslouchaje jich a otazuje se jich.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.Khỏi ba ngày , gặp Ngài tại trong đền thờ đang ngồi giữa mấy thầy thông_thái , vừa nghe vừa hỏi .
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.Khỏi ba ngày, gặp Ngài tại trong đền thờ đang ngồi giữa mấy thầy thông thái, vừa nghe vừa hỏi.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.사흘 후에 성전에서 만난즉 그가 선생들 중에 앉으사 저희에게 듣기도 하시며 묻기도 하시니
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.И след три дни Го намериха в храма, седнал между законоучителите, че ги слушаше и ги запитваше.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.І сталось, через три дні знайшли Його в церкві, сидячого серед учителїв, і слухаючого їх, і питаючого.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.Через три дня нашли Его в храме, сидящего посреди учителей, слушающего их и спрашивающего их;
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.ויהי אחרי שלשת ימים וימצאהו במקדש ישב בתוך המורים שמע אליהם ושאל אתם׃
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.وبعد ثلاثة ايام وجداه في الهيكل جالسا في وسط المعلمين يسمعهم ويسألهم.
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.過 了 三 天 、 就 遇 見 他 在 殿 裡 、 坐 在 教 師 中 間 、 一 面 聽 、 一 面 問
Üç gün sonra Onu tapınakta buldular. Din öğretmenleri arasında oturmuş, onları dinliyor, sorular soruyordu.過 了 三 天 、 就 遇見 他 在 殿裡 、 坐在 教師 中間 、 一面聽 、 一面問
Üst kattaki terasta beni buldular.A felső teraszton találtak meg.
Üst kattaki terasta beni buldular.De hittar mig uppe på takterrassen.
Üst kattaki terasta beni buldular.Encontraram-me lá em cima no terraço.
Üst kattaki terasta beni buldular.Họ tìm thấy tôi trên gác mái
Üst kattaki terasta beni buldular.Ils me trouvent en haut sur la terrasse.
Üst kattaki terasta beni buldular.그들은 꼭대기 테라스에 있던 저를 찾아냈습니다.
Üst kattaki terasta beni buldular.Me encontraron en la terraza.
Üst kattaki terasta beni buldular.Mereka menemukan saya di teras atas.
Üst kattaki terasta beni buldular.Mi trovano sulla terrazza superiore.
Üst kattaki terasta beni buldular.Našli ma na terase.
Üst kattaki terasta beni buldular.Ze vinden mij op het dakterras.
Üst kattaki terasta beni buldular.Znaleźli mnie na tarasie.
Üst kattaki terasta beni buldular.Με βρίσκουν στην ταράτσα.