Buldukları yer ise Los Angeles'ta bulunan kurgusal Hyperion Hotel'dir.Il habite un temps dans l'hôtel Hyperion à Los Angeles.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.La marque qu'Oliver a sur lui s'éclaire et fait partir l'esprit.
Suyu bulduklarına çok sevinirler.Elle déclare aussi avoir eu du plaisir sur l'eau.
Ama suyu bulduk.Projette de l'eau.
Biz sonunda anahtarı bulduk.Al fin encontramos la llave.
Onu burada bulduk.Lo encontramos aquí.
Sanırım sorunu bulduk.Creo que hemos encontrado el problema.
Sonunda anahtarı bulduk.Finalmente encontramos la llave.
Galiba onu bulduk.Creo que lo encontramos.
Tom'un anahtarlarını bulduk.Hemos encontrado las llaves de Tom.
Onu bulduklarında, soğuktan donmuştur.Tenerlo a él... algo se congela en mí.
1971'de Rus yer bilimi uzmanları doğal gaz araması yaparken tesadüfen buldukları uzun bir kuyudur.En 1971, un grupo de geólogos soviéticos halló en un sondeo una caverna llena de gas natural.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Además, se solicita que devuelva el dinero que ganó en los torneos.
Bill, askerlerle kalırken; Doktor ve Nardole, TARDIS'le buldukları laboratuvara gider.Bill se queda atrás, mientras el Doctor y Nardole viajan en la TARDIS al laboratorio.
Bulduklarını, 5 Aralık 1995 günü FBI bürosuna açıkladı.Informó de sus hallazgos a la Oficina Federal de Investigaciones (FBI), el 5 de diciembre de 1995.
Jonathan, buldukları yerin üstüne düşer ve kanı orayı aydınlatır.Andrew apuñala a Jonathan y el cuerpo cae sobre el, que se ilumina cuando su sangre se derrama en el sello.
Onu bulduk.L'abbiamo trovato.
Wallis'i bulduklarında çok sevindiler ve onun resme olan yaklaşımını çok beğendiler.Estuvieron encantados de encontrar a Wallis y celebraron su acercamiento directo a la creación de imágenes.
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.Si bien al principio rivalizan entre sí, conforme transcurre la trama se van volviendo amigos.
Nihayet onları bulduk.Finalmente la aceptaron.
Ancak birçok eleştirmen O'Brien'ın rahatsız edici ve ukalâca buldukları tavrına karşı çıkıyordu.Sin embargo, varios otros funcionarios buscados por O'Doherty estaban ausentes.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.El que me ha visto a mí, ha visto al Padre; ¿cómo, pues, dices tú: Muéstranos el Padre?
Çalıntı çantayı bu çalılıkta bulduk.Abbiamo trovato la borsa rubata in questo cespuglio.
İğrenç bir kardan adamın ayak izlerini Himalayalarda bulduklarını duydum.Ho sentito che sull'Himalaya hanno trovato le impronte di un abominevole uomo delle nevi.
Biz ayrıca bunu bulduk.Abbiamo trovato anche questo.
Wallis'i bulduklarında çok sevindiler ve onun resme olan yaklaşımını çok beğendiler.Ludovico è impaziente di conoscermi, perché gli piacque il mio ritratto.
Orada 1975'te Lyme hastalığı bulduk.Morì nel 1975 di leucemia.
Biz sadece onun varlığını bulduk.Loro stessi ammettevano la loro esistenza.
Kendilerine 'sanırız Usame bin Ladin'i bulduk ve sizin göreviniz onu öldürmek.' dendi." ifadelerini kullandı.'Fu detto loro, "Pensiamo di aver trovato bin Laden, e il vostro lavoro è ucciderlo",' ricordò uno dei capi.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.Nessuno sa cosa gli sia accaduto ma generalmente si assume che sia morto.
Kürk avcıları yeni buldukları bu yöreyi Mormonlardan Brigham Young'a tavsiye etmiştir.La città fu colonizzata da pionieri mormoni sotto la direzione di Brigham Young.
Nihayet onları bulduk.Наконец они были найдены.
Böylece buldukları yeni hesaplamaları kullanarak 1902 yılında uçuracakları üçüncü planörü inşa ettiler.Их испытания и вычисления позволили построить третий планёр, на котором они летали в 1902.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.Потом поверил им, потому что их было больше».
Bundan önce, insanlar doğru buldukları şekilde ibadetlerini edâ ederlerdi.И они начали спрашивать друг друга, кто бы из них был, который это сделает.
Ocak 2015'te NASA, Kepler Uzay Teleskopu tarafından keşfedilen 1000. gezegeni bulduklarını doğruladı.6 января 2015 года НАСА сообщило об обнаружении с помощью телескопа Kepler 1000-й по счёту экзопланеты.
Biz sadece onun varlığını bulduk.Именно ему принадлежала идея её создания.
Daha sonra kadını dövülmüş olarak bulduklarında bunu yapanlardan intikam almaya kalkacaklardır ama..Когда они узнают, что девушка водила их за нос, то решают отомстить.
'Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.' 9.Утром мы посмотрели на небо и обнаружили, что совершили молитву не в сторону Киблы.
Ama suyu bulduk.Вода у меня была.
Geceyi buldukları boş bir evde geçirirler.На ночь компания останавливается в незапертом пустующем доме.
Onları bulduktan sonra, sevinç gözyaşları insanlara dönüştü.Но если раньше это были слезы боли, то теперь это слезы радости.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.«Мы знаем, что этот человек купил как минимум две единицы огнестрельного оружия.
Onu bulduklarında, soğuktan donmuştur.Я видел его мертвого, уже остывшего.
Onları bulduktan sonra, sevinç gözyaşları insanlara dönüştü.وعندما سماعا الخبر، غمرتهم السعادة.
Buldukları yere Baykonur diyoruz, biliyorum...مكان الفطر أعرفه أنا...
Adamlardan birinin Penelope'ı araması ve "Bence, onu bulduk." demesiyle bölüm sona erer.انتهى الجزء ببحث بنيلوبا و بقوله "بالنسبة لى نحن وجدناه " و بذلك أنتهى الجزء .
Biz sadece onun varlığını bulduk.وقمة وجوده.
Polis memurları, aracın içinde biri dolu iki tabanca bulduklarını söylediler.ذهب إلى الداخل ، وجد اثنين من المسلحين هناك.
Ne bulduklarını bilmiyorlardır, ama uğrunda ölünecek bir şey olduğunu düşünürer.لا يعرف حقاً ما حدث للطاقم، ولكن يقال أنهم ماتوا من المرض.
Bunu söylemeninn tatlı, kolay ve havalı yolunu bulduk.Nós encontramos nossa maneira doce e simples de dizer isso.
Bulduklarını, 5 Aralık 1995 günü FBI bürosuna açıkladı.Ela relatou os seus achados ao FBI a 5 de Dezembro de 1995.
Bern'e döndükten sonra ailesiyle uzun yıllar yaşadı ve fırsat buldukça sanat kurslarına katıldı.Ao voltar à Berna, ele viveu com seus pais por vários anos, assistindo lições de arte ocasionalmente.
Bill, askerlerle kalırken; Doktor ve Nardole, TARDIS'le buldukları laboratuvara gider.Bill fica para trás enquanto o Doutor e Nardole viajam na TARDIS para o laboratório .
Ama suyu bulduk.Militar conseguindo água.
Onu bulduklarında, soğuktan donmuştur.Se você espirrar três vezes, então você está provavelmente ficando resfriado.
Bulduklarından ötürü kendinden geçmesine rağmen, Mike'a söylememeyi seçer.Embora completamente perturbada pela descoberta, ela não menciona isso para Mike.
Nihayet onları bulduk.Finalmente nos encontramos.
Torbalarda buldukları parayı geri götürmelerini söyledi.Ele estranha os objetos que encontra na mochila.
Fadil, Layla'yı yatakta başka bir adamla bulduktan sonra, intihar etti.Fadil cometeu suicídio depois de encontrar Layla na cama com outro homem.