En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Nejprve je zde jen jakási změť, ale velmi rychle se zde začínají rýsovat zřetelné jevy.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Og til at starte med, er det en sløret masse, men meget hurtigt begynder særlige ting at dukke op i det slør.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Till en början är allt ett töcken men väldigt snabbt börjar man skönja saker.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Trước hết đó chỉ là một vết mực , nhưng những điều riêng biệt bắt đầu xuất hiện rất nhanh từ vết mực đó
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.Zuerst ist es nur ein Schleier, aber es entstehen sehr schnell verschiedene Dinge in diesem Schleier.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.И първоначално тя е само мъглявина, но много бързо различни неща започват да се появяват в тази мъгла.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.И сначала картина очень размыта, но очень скоро отдельные вещи начинают проявляться в этой размытости.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.ותחילה הכל מטושטש, אבל במהרה מופיעים עצמים נבדלים בתוך הטשטוש.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.في البداية، ضبابيةٌ لا غير، ولكن سرعان ما تبدأ أشياءٌ متمايزة بالبروز من تلك الضّبابية.
En başta bulanık bir leke, ama kısa zamanda bu bulanık içinde net şeyler belirmeye başlıyor.その中から急速にはっきりしたものが浮かび上がります 最初の1秒間で
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlar10대 소년들은 혼자 떨어져 살았고, 그들의 몸에 흰 진흙을 발랐습니다.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarAdolescentes viviam em isolamento, com o corpo coberto de barro branco.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarBăieţi adolescenţi trăiau in izolare, trupurile lor fiind acoperite de o argilă albă.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarGli adolescenti vivevano isolati, i loro corpi coperti di argilla bianca.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarLes garçons adolescents vivaient en isolation, leur corps couverts d'argile blanche.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarMännliche Teenager lebten isoliert, ihre Körper mit weißem Lehm bedeckt.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarNa enkele weken wasten ze het wit eraf en namen de volle verantwoordelijkheden van mannen op zich.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarNa pustkowiu nastoletni chłopcy pokrywali ciała białą gliną.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarNiños adolescentes vivían aislados, con sus cuerpos cubiertos de arcilla blanca.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarTeini-ikäiset pojat elivät eristyksissä, vartalot valkoisessa savessa.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarМомчета в тинейджърските си години живяха в изолация, техните тела покрити с бяла глина.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarПодростки жили в изоляции, их тела покрывались белой глиной.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarנערים שחיו בבידוד כשגופם מכוסה בחימר לבן.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarعاش المراهقون في عُزلة، تم تغطية أجسادهم بالطين الأبيض.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlar数週間後、彼らは粘土を洗い落とし
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?- A felfedező nevezheti el, igaz?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?¿El que lo encuentra le pone nombre?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?Ik mag de naam bedenken, hč?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?Người nào tìm ra nó sẽ được đặt tên nó, đúng không?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?Persoana care o găseşte îi dă numele?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?Quem o encontra dá-lhe o nome, não?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?Откривателят кръщава, нали?
Fakat bir şey daha. Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?الشخص الذى أكتشفه من حقه تسميته صحيح ؟
Fakat, ilk vakaların nerde görüldüğünü öğrenmek için bir yol bulan KHSBA (GPHIN) adında bir organizasyon var.질병의 첫 발생시기를 알 수 있는 방법을 알고 있었습니다. GPHIN이라는 기구입니다.
Fakat, ilk vakaların nerde görüldüğünü öğrenmek için bir yol bulan KHSBA (GPHIN) adında bir organizasyon var.GPHIN -- 世界公衆衛生情報ネットワークです
Fakat, ilk vakaların nerde görüldüğünü öğrenmek için bir yol bulan KHSBA (GPHIN) adında bir organizasyon var.Mas há uma organização que tem sido capaz de encontrar uma forma de saber quando ocorrem os primeiros casos.
Fakat, ilk vakaların nerde görüldüğünü öğrenmek için bir yol bulan KHSBA (GPHIN) adında bir organizasyon var.שהצליח למצוא דרך ללמוד מתי המקרים הראשונים קורים, וקוראים לו GPHIN.
Fakat, ilk vakaların nerde görüldüğünü öğrenmek için bir yol bulan KHSBA (GPHIN) adında bir organizasyon var.كانت قادرة على إيجاد طريقة للتعرف أين تحدث أول حالة ، وتلك تسمى جبهين ( شبكة إستخبارات الصحة ) .
Fakat, onlar daha iyi birşey bulana kadar, sahip olduğumla mutluyum.אולם עד שיימצא משהו טוב יותר אני שמח עם מה שיש לי.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.1/5 비용이면 쥐를 훈련시킬 수 있다는 작은 차이가 하나 있을 것입니다.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.5分の1の費用で出来ることです こちらはモザンビークのチームです
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.Die Ausbildung der Ratten kostet ein Fünftel von dem, was die Ausbildung von Minenspürhunden kostet.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.Egy patkány betanítása ötödébe kerül egy kutya kiképzésének.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.l'addestramento dei ratti costa un quinto di quello dei cani.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.Poate o mică deosebire: putem să dresăm șobolanii la o cincime din prețul
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.אנו יכולים לאמן חולדות בחמישית מהמחיר של אימון כלב גישוש.
Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.يمكننا تدريب الفئران بخمس سعر تدريب كلب الالغام.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Du poulet pané, cuit au four et assaisonné.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.Glasiertes Hähnchen aus dem Ofen. Mit Gewürzen.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.남자: 양념을 발라서 오븐에서 구운 닭고기죠.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.الرجل: دجاجة بالخلطة ومطهوَة في الفرن مع التوابل.
Fırında pişmiş, una bulanmış, baharatlı tavuk.調味料たっぷりの 男: 何を一番愛してるかって?
Frekans düğmesini bir istasyon bulana kadar çevirin.Învârtiþi cãutãtorul de canale pentru a gãsi un post radio.
Frekans düğmesini bir istasyon bulana kadar çevirin.Kręcić potencjometrem do znalezienia stacji.
Frekans düğmesini bir istasyon bulana kadar çevirin.Γυρίστε το κουμπί συχνότητας για να πιάσετε ένα σταθμό.
Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.(118:162) Радуюсь я слову Твоему, как получивший великую прибыль.
Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.Gyönyörködöm a te beszédedben, mint a ki nagy nyereséget talált.
Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.Ich freue mich über dein Wort wie einer, der eine große Beute kriegt.
Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.Ik ben zo blij met Uw woord, alsof onverwachte rijkdom mij in de schoot valt.
Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum.Io gioisco per la tua promessa, come uno che trova grande tesoro