buhur ile cümle
buhur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Haced esto, Coré y todo tu grupo: Tomad incensarios
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Hỡi Cô-rê, hãy làm điều nầy: Ngươi và hết thảy kẻ hiệp với ngươi hãy cầm lư hương;
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Hỡi_Cô - rê , hãy làm điều nầy : Ngươi và hết_thảy kẻ hiệp với ngươi hãy cầm lư hương ;
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Iată ce să faceţi. Luaţi cădelniţe, Core şi toată ceata lui.
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.이렇게 하라 너 고라와 너의 모든 무리는 향로를 취하고
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Således skal I gøre: Skaf eder Pander, du Kora og alle dine Tilhængere,
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Spravte toto: vezmite si kadidlá, Kórach, i celá jeho obec.
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Storite to: Vzemite si kadilnice, Korah in vsa družba njegova,
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Tehkää näin: Ottakaa itsellenne hiilipannut, sinä Koorah ja kaikki sinun joukkosi,
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.To tedy uczynicie: Weźmiecie sobie kadzielnice, ty Kore, i wszystka rota twoja.
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Toto učiňte: Vezměte sobě kadidlnice, ty Chóre i všecko shromáždění tvé,
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Τουτο καμετε, Λαβετε εις εαυτους θυμιατηρια, ο Κορε και πασα η συνοδια αυτου
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.вот что сделайте: Корей и все сообщники его возьмите себе кадильницы
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.Това направете: ти, Корее, и цялата ти дружина, вземете си кадилници,
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.זאת עשו קחו לכם מחתות קרח וכל עדתו׃
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.افعلوا هذا. خذوا لكم مجامر. قورح وكل جماعته.
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.可 拉 阿 、 你 們 要 這 樣 行 、 你 和 你 的 一 黨 要 拿 香 爐 來
Ey Korah ve yandaşları, kendinize buhurdanlar alın.可拉阿 、 你 們要 這樣 行 、 你 和 你 的 一 黨 要 拿 香爐來
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Cum înveseleşte untdelemnul şi tămîia inima, aşa de dulci sînt sfaturile pline de dragoste ale unui prieten. -
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Das Herz erfreut sich an Salbe und Räuchwerk; aber ein Freund ist lieblich um Rats willen der Seele.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan khoái linh hồn; Lời khuyên do lòng bạn hữu ra cũng êm dịu dường ấy.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Dầu và thuốc thơm làm khoan_khoái linh_hồn ; Lời khuyên do lòng bạn_hữu ra cũng êm_dịu dường ấy .
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.El aceite y el perfume alegran el corazón; y la dulzura de un amigo, más que el consejo del alma
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Geurige olie maakt het hart blij, net zoals de goede raad die de ene vriend de andere geeft.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Il profumo e l'incenso allietano il cuore, la dolcezza di un amico rassicura l'anima
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Jako maść i kadzenie uwesela serce: tak słodkość przyjaciela uwesela więcej, niż własna rada.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.기름과 향이 사람의 마음을 즐겁게 하나니 친구의 충성된 권고가 이와 같이 아름다우니라
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.L`huile et les parfums réjouissent le coeur, Et les conseils affectueux d`un ami sont doux.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Mast a kadění obveseluje srdce; tak sladkost přítele víc než rada vlastní.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Masť a kadivo obveseľuje srdce, tak i sladkosť niečieho priateľa, pochádzajúca z rady duše.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Mazilo in dišava razveseljujeta srce, ali prijatelj je sladek duši po svetu svojem.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Olie og Røgelse fryder Sindet, men Sjælen sønderslides af Kummer.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Olje og røkelse gleder hjertet, og likeså en venns ømhet og opriktige råd.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Öljy ja suitsuke ilahuttavat sydämen; samoin ystävän hellyys, alttiisti neuvoja antavainen.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.O óleo e o perfume alegram o coração; assim é o doce conselho do homem para o seu amigo.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Salvor och rökelse göra hjärtat glatt, ömhet hos en vän som giver välbetänkta råd.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Sebagaimana minyak harum dan wangi-wangian menyenangkan hati, demikian juga kebaikan kawan menyegarkan jiwa
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Τα μυρα και τα θυμιαματα ευφραινουσι την καρδιαν, και η γλυκυτης του φιλου δια της εγκαρδιου συμβουλης.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Както благоуханните места и каденията веселят сърцето, Така - и сладостта на сърдечния съвет на приятел.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.Масть и курение радуют сердце; так сладок всякому друг сердечным советом своим.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.שמן וקטרת ישמח לב ומתק רעהו מעצת נפש׃
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.الدهن والبخور يفرحان القلب وحلاوة الصديق من مشورة النفس.
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.膏 油 與 香 料 、 使 人 心 喜 悅 . 朋 友 誠 實 的 勸 教 、 也 是 如 此 甘 美
Güzel koku ve buhur canı ferahlatır, Dostun verdiği öğüt insana tatlı gelir.膏油 與 香料 、 使 人 心喜悅 . 朋友 誠實 的 勸教 、 也是 如此 甘美
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.A Áron bude na ňom kadiť kadivo z voňavých vecí, každého rána; keď upraví lampy, vtedy to bude kadiť.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aäron moet elke morgen als hij de lampen in orde maakt, geurige kruiden op het altaar verbranden.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aarón quemará incienso aromático sobre él; lo quemará cada mañana cuando prepare las lámparas
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aaron va arde pe el tămîie mirositoare; va arde tămîie în fiecare dimineaţă, cînd va pregăti candelele;
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aaron y fera brûler du parfum odoriférant; il en fera brûler chaque matin, lorsqu`il préparera les lampes;
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.A będzie kadził na nim Aaron kadzeniem z wonnych rzeczy na każdy poranek; przygotowawszy lampy, będzie kadził.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Aronne brucerà su di esso l'incenso aromatico: lo brucerà ogni mattina quando riordinerà le lampad
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.I kaditi bude na něm Aron kadidlem z vonných věcí; každého jitra, když spraví světla, kaditi bude.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.In Aron naj zažiga na njem blagodišeče kadilo; vsako jutro, ko pripravlja svetilnice, naj zakadi.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.아론이 아침마다 그 위에 향기로운 향을 사르되 등불을 정리할 때에 사를지며
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Mỗi buổi sớm mai, khi A-rôn làm đèn, sẽ xông hương tại nơi đó.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Mỗi buổi sớm_mai , khi A-rôn làm đèn , sẽ xông hương tại nơi đó .
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Og Aron skal brenne velluktende røkelse på det; hver morgen når han steller lampene, skal han brenne den.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.På det skal Aron brænde vellugtende Røgelse; hver Morgen, når han gør Lamperne i Stand, skal han antænde den.
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Setiap pagi pada waktu Harun datang untuk menyiapkan lampu, ia harus membakar dupa harum di atas mezbah itu
‹‹Harun her sabah kandillerin bakımını yaparken sunağın üzerinde güzel kokulu buhur yakacak.Und Aaron soll darauf räuchern gutes Räuchwerk alle Morgen, wenn er die Lampen zurichtet.
İlgili Sayfalar