Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Aku pernah melihat seorang jahat yang suka membual; ia seperti pohon yang segar dan berakar dalam
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Am văzut pe cel rău în toată puterea lui; se întindea ca un copac verde.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ho visto l'empio trionfante ergersi come cedro rigoglioso
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ich habe gesehen einen Gottlosen, der war trotzig und breitete sich aus und grünte wie ein Lorbeerbaum.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ik zag eens een goddeloos mens. Het leek heel wat en hij breidde zich uit als een grote woekerplant,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jag såg en ogudaktig som trotsade på sin makt; han utbredde sig såsom ett grönskande träd, väl rotat.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;J`ai vu le méchant dans toute sa puissance; Il s`étendait comme un arbre verdoyant.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jeg har set en gudløs trodse, bryste sig som en Libanons Ceder
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Jeg så en ugudelig som var veldig og utbredte sig som et grønt tre som ikke er flyttet;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;내가 악인의 큰 세력을 본즉 그 본토에 선 푸른 나무의 무성함 같으나
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Láttam elhatalmasodni a gonoszt és szétterjeszkedett az, mint egy gazdag lombozatú vadfa;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Minä näin jumalattoman, väkivaltaisen, rehevänä kuin viheriöivä puu, juurtunut paikoilleen.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Tôi từng thấy kẻ ác có thế lực lớn, Trải ra như cây xanh tươi mọc nơi cố thổ,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Tôi từng thấy kẻ ác có thế_lực lớn , Trải ra như cây xanh_tươi mọc nơi cố_thổ ,
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Viděl jsem bezbožníka hrozné síly, an se rozložil jako zelený samorostlý strom.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Videl sem brezbožnika silovitega, in razprostiral se je kakor zeleneče drevo v domači zemlji.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Videl som ukrutného bezbožníka ohromnej sily, rozvetveného jako samorastlý strom zelený v domácej zemi.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Vi um ímpio cheio de prepotência, e a espalhar-se como a árvore verde na terra natal.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Widziałem niezbożnika nader wyniosłego, a rozłożonego jako drzewo zielone samorosłe;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Yo he visto al impío enaltecido, que se levantaba como un cedro del Líbano
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Ειδον τον ασεβη υπερυψουμενον και εξηπλωμενον ως την χλωραν δαφνην
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;Виждал съм нечестивия страшен, И разпрострян като зелено дърво на своята си почва;
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;ראיתי רשע עריץ ומתערה כאזרח רענן׃
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;قد رأيت الشرير عاتيا وارفا مثل شجرة شارقة ناضرة.
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;我 見 過 惡 人 大 有 勢 力 、 好 像 一 根 青 翠 樹 在 本 土 生 發
Kötü ve acımasız adamı gördüm, İlk dikildiği toprakta yeşeren ağaç gibi Dal budak salıyordu;我 見過惡 人大 有 勢力 、 好像 一 根 青翠樹 在 本土 生發
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Ako mladý muž navštevoval obchodnú strednú školu v Budapešti.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Als jongeman ging hij naar de handelsschool in Boedapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Als junger Mann ging er an die Kaufmännische Wirtschaftsoberschule in Budapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Da ragazzo frequentò la scuola superiore commerciale a Budapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.En su juventud fue a un colegio especializado en negocio comercial en Budapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Fiatalkorában kereskedelmi-üzleti középiskolába járt
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.그는 청년이 되자 부다 페스트에 있는 상업고등학교에 진학하였으며,
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Ông đến trường thương nghiệp khi còn là một thanh niên ở Budapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Quando jovem, foi para a escola comercial, em Budapeste.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Tânăr fiind, a urmat cursurile liceului comercial din Budapesta.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Une fois devenu un jeune homme, il alla en école de commerce à Budapest.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Νεαρός παρακολούθησε το εμπορικό γυμνάσιο στη Βουδαπέστη.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.Юношей он пошел в бизнес-школу в Будапеште.
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.כאיש צעיר, הוא הלך לביה"ס התיכון לעסקים
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.ذهب الى المدرسة الثانوية التجارية كشاب
Liseyi Budapeşte'de bir Ticaret Lisesi'nde okumuştu.成長した彼はブダベストの 商業高校に通いました 頭もよく おとなしい生徒で
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.A tengervízben van lítium. Ez a sárga vonal.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.E il litio è nell'acqua di mare. Questa è la barra gialla.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.리튬은 바닷물에도 존재하고 있습니다. 그것이 노란선입니다.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Le lithium se trouve dans l'eau de mer. C'est la ligne jaune.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Lithium ist im Meerwasser - die gelbe Linie.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Lithium zit in zeewater. Dat is de gele lijn.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Litiul se găsește în apa marină. Ajungem la linia galbenă.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Litiumia on merivedessä. Se on keltainen viiva.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Litium yang ada di air laut. Pada garis kuning.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.O lítio está na água do mar. É a barra amarela.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Và lithium có trong nước biển. Biểu hiện bằng đường màu vàng.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Y el litio está en el agua de mar. Esa es la línea amarilla.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Žlutý sloupec představuje lithium v mořské vodě.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Znajdziemy lit w oceanach. To ten żółty słupek.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.И лития е в морската вода. Това е жълтата линия.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.Литий имеется в морской воде. Объем показан желтым столбиком [справа].
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.וליתיום נמצא במי-ים. זהו הקו הצהוב.
Lityum deniz suyunda var. buda sarı çizgi.والليثيوم في ماء البحر. ذلك الخط الأصفر.