buğday ile cümle

buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ve bunlar buğday ve pirinç saplarıydı.كان هناك قش القمح, وقش الرز في المنطقة.
Ve bunlar buğday ve pirinç saplarıydı."つなぎ"として利用したものは
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Ar trebui să iau vitamina C? Ar trebui să iau pir?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?제가 비타민 C를 섭취해야 하나요? 밀싹은요?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?¿Debo tomar vitamina C? ¿Debería comer trigo candeal?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Devo tomar Vitamina C? Devo tomar erva de trigo?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Devrais-je prendre de la vitamine C? Devrais-je prendre du jus d'herbe de blé?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Dovrei prendere vitamina C? Dovrei prendere erba di grano?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Mal by som si dať vitamín C? Mal by som jesť mladý jačmeň?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Měl bych brát vitamin C? Měl bych jíst pšeničnou trávu?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Moet ik vitamine C nemen? Moet ik tarwegras nemen?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Powinienem brać witaminę C? Czy może pędy przenicy?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Ska jag äta vitamin C? Ska jag äta vetegräs?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Soll ich Vitamin C nehmen? Soll ich Weizengras nehmen?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Szedjek C vitamint? Egyek búzafüvet?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Tôi có nên uống vitamin C không? Tôi có nên uống thảo dược?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Θα' πρεπε να παίρνω βιταμίνη C; Θα' πρεπε να παίρνω βρώμη;
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Нужно ли мне принимать витамин С? Стоит ли есть пророщенную пшеницу?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Трябва ли да приемам витамин C? Трябва ли да ям млади житни стъбла?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?Чи повинен я приймати вітамін С? Чи повинен я їсти пирій?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?האם אני צריך לקחת ויטמין C? האם אני צריך לקחת נבט חיטה?
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?هل ينبغي أن أتناول الفيتامين (ج)؟ هل ينبغي أن أتناول عصير السّنابل؟
Vitamin C mi almalıyım? yoksa Buğday Çimi mi?これは栄養補助食品に関する
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,A keď videl Jakob, že je obilie v Egypte, riekol svojim synom: Prečo hľadíte jeden na druhého?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,A widząc Jakób, że było zboże w Egipcie, rzekł do synów swoich: Czemuż się oglądacie jeden na drugiego?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Cînd a auzit Iacov că este grîu în Egipt, a zis fiilor săi: ,,Pentruce staţi şi vă uitaţi unii la alţii?``
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Da aber Jakob sah, daß Getreide in Ägypten feil war, sprach er zu seinen Söhnen: Was sehet ihr euch lange um?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Da Jakob fikk vite at det var korn i Egypten, sa han til sine sønner: Hvorfor sitter I og ser på hverandre?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Da Jakob hørte, at der var Korn at få i Ægypten, sagde han til sine Sønner: "Hvad venter I efter?"
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,És látá Jákób, hogy van gabona Égyiptomban és monda Jákób az õ fiainak: Mit néztek egymásra?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Gia-cốp thấy xứ Ê-díp-tô có lúa bán ra, bèn nói cùng các con trai mình rằng: Sao bay ngơ ngẩn nhìn nhau vậy?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Jacob, voyant qu`il y avait du blé en Égypte, dit à ses fils: Pourquoi vous regardez-vous les uns les autres?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,때에 야곱이 애굽에 곡식이 있음을 보고 아들들에게 이르되 너희는 어찌하여 서로 관망 만하느냐
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Ko je torej videl Jakob, da je žita v Egiptu, reče sinom svojim: Kaj gledate drug drugega?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Men när Jakob förnam att säd fanns i Egypten, sade han till sina söner: »Varför stån I så rådlösa?»
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Mutta kun Jaakob sai tietää, että Egyptissä oli viljaa, sanoi hän pojillensa: "Mitä epäröitte?"
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Ora, Jacó soube que havia trigo no Egito, e disse a seus filhos: Por que estais olhando uns para os outros?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Vida pak Jákob, že by potrava byla v Egyptě, řekl synům svým: Co hledíte jeden na druhého?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,Viendo Jacob que había provisiones en Egipto, dijo a sus hijos: --¿Por qué os estáis mirando unos a otros
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,А като видя Яков, че в Египет се намира жито, Яков рече на синовете си: Защо се гледате един друг?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,И узнал Иаков, что в Египте есть хлеб, и сказал Иаков сыновьям своим: что вы смотрите?
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,וירא יעקב כי יש שבר במצרים ויאמר יעקב לבניו למה תתראו׃
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,فلما رأى يعقوب انه يوجد قمح في مصر قال يعقوب لبنيه لماذا تنظرون بعضكم الى بعض.
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,雅 各 見 埃 及 有 糧 、 就 對 兒 子 們 說 、 你 們 為 甚 麼 彼 觀 望 呢
Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,雅各 見 埃及 有糧 、 就 對兒 子 們說 、 你 們為 甚 麼彼觀 望 呢
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.A comida que produzimos é milho, soja e trigo.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Bueno, los alimentos que se producen son más o menos, maíz, soja y trigo.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.E gli alimenti prodotti sono, più o meno, mais, soia e grano.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.생산되는 식량은 주로 옥수수, 콩, 밀입니다.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Kukurydza, soja i pszenica.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Les aliments que l'on produit sont, en gros, le maïs, le soja et le blé.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Makanan yang diproduksi kurang lebih adalah jagung, kedelai dan gandum.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Nos, többé-kevésbé kukoricát, szóját és búzát termelünk.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Nou, het voedsel dat wordt geproduceerd is, zo ongeveer, mais, soja en tarwe.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Nun, die Lebensmittel, die produziert werden, sind mehr oder weniger Mais, Soja und Weizen.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Recoltele care se cultivă sunt, mai mult sau mai puțin, porumb, soia și grâu.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Samozrejme, potraviny, ktoré sú pestované, viac či menej, sú kukurica, sója a pšenica.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Thực phẩm mà chúng ta sản xuất ít nhiều gì cũng có bắp, đậu nành và lúa mì.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Vyprodukované potraviny jsou víceméně kukuřice, sója a pšenice.
Yani üretilen yiyecekler, daha fazla veya daha az, mısır,soya ve buğdaydır.Και τα τρόφιμα που παράγονται είναι,λίγο πολύ,το καλαμπόκι, η σόγια και το σιτάρι.

İlgili Sayfalar