buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simon, Simon! glej, satan si je izprosil, da vas sme presejati kakor pšenico;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simón, Simón, he aquí Satanás os ha pedido para zarandearos como a trigo
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simon, Simon, katso, saatana on tavoitellut teitä valtaansa, seuloakseen teitä niinkuin nisuja;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simon, Simon, let op. Satan heeft gesmeekt of hij jullie door elkaar mag schudden als tarwe in een zeef.
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simon, Simon! Se, Satan har begärt att få eder i sitt våld, för att kunna sålla eder såsom vete;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Simon! Simon! se, Satan krevde å få eder i sin vold for å sikte eder som hvete;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Ειπε δε ο Κυριος Σιμων, Σιμων, ιδου, ο Σατανας σας εζητησε δια να σας κοσκινιση ως τον σιτον
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.И сказал Господь: Симон! Симон! се, сатана просил, чтобы сеять вас как пшеницу,
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Рече Господ]: Симоне, Симоне, ето, Сатана ви изиска всички, за да ви пресее като жито;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.Рече ж Господь: Симоне, Симоне, ось сатана жадав собі вас, щоб просівати, як пшеницю;
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.ויאמר האדון שמעון שמעון הנה תבע אתכם השטן לזרותכם כחטים׃
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.وقال الرب سمعان سمعان هوذا الشيطان طلبكم لكي يغربلكم كالحنطة.
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.主 又 說 、 西 門 、 西 門 、 撒 但 想 要 得 著 你 們 、 好 篩 你 們 、 像 篩 麥 子 一 樣
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.主 又 說 、 西門 、 西門 、 撒但 想要 得 著 你 們 、 好篩 你 們 、 像 篩麥 子 一樣
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.내가 진실로 진실로 너희에게 이르노니 한 알의 밀이 땅에 떨어져 죽지 아니하면 한 알 그대로 있고 죽으면 많은 열매를 맺느니라
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.И славата, която Ти Ми даде, Аз я дадох на тях; за да бъдат едно, както и Ние сме едно;
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.אמן אמן אני אמר לכם אם לא יפל גרגר החטא אל תוך האדמה ומת ישאר לבדו וכאשר מת יעשה פרי הרבה׃
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.الحق الحق اقول لكم ان لم تقع حبة الحنطة في الارض وتمت فهي تبقى وحدها. ولكن ان ماتت تأتي بثمر كثير.
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.我 實 實 在 在 的 告 訴 你 們 、 一 粒 麥 子 不 落 在 地 裡 死 了 、 仍 舊 是 一 粒 . 若 是 死 了 、 就 結 出 許 多 子 粒 來
‹‹Size doğrusunu söyleyeyim, buğday tanesi toprağa düşüp ölmedikçe yalnız kalır. Ama ölürse çok ürün verir.我 實實 在 在的 告訴 你 們 、 一 粒 麥子 不 落在 地裡 死 了 、 仍舊 是 一粒 . 若是 死了 、 就 結出 許 多 子粒來
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.(147:3) утверждает в пределах твоих мир; туком пшеницы насыщает тебя;
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.(3)Установява мир в твоите предели, Насища те с най изрядната пшеница.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Békességet ád határaidnak, megelégít téged a legjobb búzával.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.dine Landemærker giver han Fred, mætter dig med Hvedens Fedme;
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Egli ha messo pace nei tuoi confini e ti sazia con fior di frumento
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.El dă pace ţinutului tău, şi te satură cu cel mai bun grîu
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Ele é quem estabelece a paz nas tuas fronteiras; quem do mais fino trigo te farta;
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Er schafft deinen Grenzen Frieden und sättigt dich mit dem besten Weizen.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Han er den som gir dine grenser fred, metter dig med den beste hvete.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Hän hankkii rauhan sinun rajojesi sisälle, ravitsee sinut parhaalla nisulla.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Han skaffar dina gränser frid, han mättar dig med bästa vete.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Ha traído paz a tu territorio, y te ha saciado con abundancia de trigo
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Hij geeft vrede in het land en zorgt voor rijke oogsten.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Ia menjaga daerahmu supaya tetap aman, dan mengenyangkan engkau dengan gandum yang terbaik
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Il rend la paix à ton territoire, Il te rassasie du meilleur froment.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.네 경내를 평안케 하시고 아름다운 밀로 너를 배불리시며
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Ngài giáng bình an trong bờ cõi ngươi, Làm cho ngươi được đầy dẫy lúa-miến tốt-nhứt.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Ngài giáng bình_an trong bờ_cõi ngươi , Làm cho ngươi được đầy_dẫy lúa - miến tốt - nhứt .
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.On czyni pokój w granicach twoich, a najwyborniejszą pszenicą nasyca cię.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.On, ki daje mir pokrajinam tvojim, z mezgo pšenice te siti;
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.on pôsobí, aby tvoje hranice maly pokoj; sýti ťa beľou pšenice;
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.On působí v končinách tvých pokoj, a bělí pšeničnou nasycuje tě.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.Βαλλει ειρηνην εις τα ορια σου σε χορταινει με το παχος του σιτου.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.השם גבולך שלום חלב חטים ישביעך׃
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.الذي يجعل تخومك سلاما ويشبعك من شحم الحنطة.
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.他 使 你 境 內 平 安 . 用 上 好 的 麥 子 使 你 滿 足
Sınırlarını esenlik içinde tutar, Seni en iyi buğdayla doyurur.他 使 你 境內 平安 . 用上 好 的 麥子 使 你 滿足
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.다음 3개의 비스켓은 가축을 먹이는데 사용되도록 정해진 식량입니다, 옥수수, 밀, 콩 같은 것들이죠.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.A következő három keksz a takarmánynak kikiáltott élelmiszert szemlélteti: kukoricát, gabonát, szóját.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Ďalšie tri keksy predstavujú jedlo, ktorým sme sa rozhodli kŕmiť statok, kukurica, zrno a sója.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Další tři sušenky, to je jídlo, které určíme jako krmení pro zvířata. Kukuřice, pšenice a sója.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.De volgende drie koekjes zijn de voedingsmiddelen die we voeden aan vee, de maïs, de tarwe en de soja.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Die nächsten drei Kekse stellen die Lebensmittel dar, die wir an Vieh verfüttern, Mais, Weizen und Soja.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Gli altri tre biscotti sono il nutrimento del bestiame: mais, grano e soia.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Kolejne 3 ciastka to żywność, którą karmimy trzodę: kukurydza, pszenica i soja.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Las siguientes tres galletas son la comida con que destinamos al ganado: maíz, trigo y soya.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Nästa tre kakor är mat som vi ger till djur. Majs, vete och soja.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Următorii 3 biscuiți sunt alimentele pe care le dăm animalelor din ferme: porumbul, grâul și soia.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Τα επόμενα τρία μπισκότα είναι αυτά που αποφασίζουμε να ταΐσουμε τα ζώα, το καλαμπόκι, το σιτάρι και η σόγια.
Sonraki üç bisküvi hayvanlara yedirdiğimiz miktarı temsil ediyor mısır, buğday ve soya gibi.Ещё 3 крекера представляют тот объём пищи, который будет скормлен скоту: кукуруза, пшено и соя.