buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.mia moglie macini per un altro e altri ne abusino
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.naj žena moja melje drugemu in drugi naj se nadnjo sklanjajo!
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.Nechť mele jinému žena má, a nad ní ať se schylují jiní.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.Nguyện vợ tôi xây cối cho người khác , Và kẻ khác nằm chung cùng nàng .
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.Nguyện vợ tôi xây cối cho người khác, Và kẻ khác nằm chung cùng nàng.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.Niechajże mele innemu żona moja, a niechaj się nad nią inni schylają.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.niin jauhakoon oma vaimoni vieraalle, ja halailkoot häntä muut;
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.Que ma femme tourne la meule pour un autre, Et que d`autres la déshonorent!
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.så dreje min Hustru Kværn for en anden, og andre bøje sig over hende!
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.so müsse mein Weib von einem andern geschändet werden, und andere müssen bei ihr liegen;
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.vtedy nech melie moja žena inému, a nech sa zohýňajú nad ňou iní.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.η γυνη μου να αλεση δι' αλλον, και αλλοι να πεσωσιν επ' αυτην.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.пусть моя жена мелет на другого, и пусть другие издеваются над нею,
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.То нека моята жена меле за другиго, И други да се навеждат над нея;
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.תטחן לאחר אשתי ועליה יכרעון אחרין׃
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.فلتطحن امرأتي لآخر ولينحن عليها آخرون.
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.就 願 我 的 妻 子 給 別 人 推 磨 、 別 人 也 與 他 同 室
Karım başkasının buğdayını öğütsün, Onunla başka erkekler yatsın.就 願 我 的 妻子 給別 人 推磨 、 別人 也 與他 同室
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.dit Skød som det runde Bæger, ej savne det Vin, dit Liv som en Hvededynge, hegnet af Liljer;
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.Ditt sköte är en rundad skål, må vinet aldrig fattas däri. Din midja är en vetehög, omhägnad av liljor.
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.배꼽은 섞은 포도주를 가득히 부은 둥근 잔 같고 허리는 백합화로 두른 밀단 같구나
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.Pupek tvůj koflík okrouhlý, ne bez nápoje; břicho tvé jako stoh pšenice obrostlý kvítím.
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.Ο ομφαλος σου κρατηρ τορνευτος, πληρης κεκερασμενου οινου η κοιλια σου θημωνια σιτου περιπεφραγμενη με κρινους
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.שררך אגן הסהר אל יחסר המזג בטנך ערמת חטים סוגה בשושנים׃
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.سرتك كاس مدورة لا يعوزها شراب ممزوج. بطنك صبرة حنطة مسيجة بالسوسن.
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.你 的 肚 臍 如 圓 杯 不 缺 調 和 的 酒 . 你 的 腰 如 一 堆 麥 子 、 周 圍 有 百 合 花
Karışık şarabın hiç eksilmediği Yuvarlak bir tas gibi göbeğin. Zambaklarla kuşanmış Buğday yığını gibi karnın.你 的 肚臍 如 圓杯 不 缺 調和 的 酒 . 你 的 腰 如 一 堆 麥子 、 周圍 有 百合花
Kimisi içinde buğday saklıyor.A veces almacenan granos en ellos.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Câteodată stochează semințe în ea.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Czasami przechowują w nich ziarno.
Kimisi içinde buğday saklıyor.De opbevarer nogle gange korn i det.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Kadang mereka menyimpan hasil pertanian disitu.
Kimisi içinde buğday saklıyor.화장실에 곡물을 저장하기도 하고,
Kimisi içinde buğday saklıyor.Manchmal lagern sie Korn drin.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Néha gabonát tárolnak benne.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Někdy v ní ukládají obilí.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Người ta đôi khi cất lúa trong đó.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Por vezes armazenam grão lá dentro.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Quelquefois ils y entreposent des graines.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Talvolta la usano per conservare il grano.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Ze slaan er soms graan in op.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Κάποιοι αποθηκεύουν μέσα σιτηρά
Kimisi içinde buğday saklıyor.Иногда в них хранят зерно.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Інколи вони зберігають там зерно.
Kimisi içinde buğday saklıyor.Понякога съхраняват жито вътре.
Kimisi içinde buğday saklıyor.לפעמים הם מאחסנים שם תבואה.
Kimisi içinde buğday saklıyor.ويستخدمونه بعض الأحيان لتخزين الحبوب داخله.
Kimisi içinde buğday saklıyor.ニワトリ小屋になっているのさえ見たことがあります
Mikroorganizmalar var. Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Itu adalah barang yang bagus (untuk kesehatan), tapi bukanlah bagian paling enak dari gandum.
Mikroorganizmalar var. Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Trong bánh chứa vi khuẩn có lợi, nhưng đó không phải phần ngon nhất của hạt mỳ.
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››야곱이 또 이르되 내가 들은즉 저 애굽에 곡식이 있다 하니 너희는 그리로 가서 거기서 우리를 위하여 사오라 그리하면 우리가 살고 죽지 아니하리라 하매
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››Рече още: Ето, чух, че в Египет се намира жито; слезте там та ни купете от там, за да живеем и да не измрем.
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››ויאמר הנה שמעתי כי יש שבר במצרים רדו שמה ושברו לנו משם ונחיה ולא נמות׃
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››وقال اني قد سمعت انه يوجد قمح في مصر. انزلوا الى هناك واشتروا لنا من هناك لنحيا ولا نموت.
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››我 聽 見 埃 及 有 糧 、 你 們 可 以 下 去 從 那 裡 為 我 們 糴 些 來 、 使 我 們 可 以 存 活 、 不 至 於 死
‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››我 聽見 埃及 有糧 、 你 們 可以 下去 從 那 裡為 我 們糴 些來 、 使我 們 可以 存活 、 不 至於 死
Mısırdan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, ‹‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın›› dedi.그들이 애굽에서 가져온 곡식을 다 먹으매 그 아비가 그들에게 이르되 다시 가서 우리를 위하여 양식을 조금 사라
Mısırdan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, ‹‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın›› dedi.Men Juda sa til ham: Mannen sa så alvorlig til oss: I skal ikke komme for mine øine uten eders bror er med.
Mısırdan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, ‹‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın›› dedi.И като изядоха житото, което донесоха от Египет, баща им рече: Идете пак, купете ни малко храна.
Mısırdan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, ‹‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın›› dedi.ויהי כאשר כלו לאכל את השבר אשר הביאו ממצרים ויאמר אליהם אביהם שבו שברו לנו מעט אכל׃
İlgili Sayfalar