Tom'un nasıl bu kadar zengin olduğu hakkında biraz meraklıyım.I've always been a little curious about how Tom became so rich.
Yıllardır bu kadar çok eğlenmedim.I haven't had this much fun in years.
Hiç bu kadar sıkılmamıştım.I've never been more bored.
Seninle hiç bu kadar gurur duymamıştım.I've never been more proud of you.
Hayatımda hiç bu kadar mahcup olmadım.I've never been so embarrassed in my life.
Hiç bu kadar mahcup olmadım.I've never been so embarrassed.
Hiç bu kadar küçük düşürülmedim.I've never been so humiliated.
Hiç bu kadar aşağılanmadım.I've never been so insulted.
Hiç bu kadar etkilenmemiştim.I've never been so moved.
Daha önce asla bu kadar korkmadım.I've never been this scared before.
Bu kadar eski bir arabayı böyle iyi bir durumda hiç görmedim.I've never seen a car this old in such good condition.
Bu kadar güzel bir şey hiç görmedim.I've never seen anything so beautiful.
Tom'u bu kadar kızgın hiç görmedim.I've never seen Tom so angry.
Tom'u bu kadar gergin hiç görmedim.I've never seen Tom so tense.
Asla bu kadar sinirli göründüğünü görmedim.I've never seen you look so nervous.
Asla bu kadar korkmuş göründüğünü görmedim.I've never seen you look so scared.
Asla seni bu kadar gergin görmedim.I've never seen you so nervous.
Umarım bu kadar çok önemli olmadığını biliyorsun.I hope you know it doesn't really matter all that much.
Fransızcada bu kadar iyi olduğunuzu bilmiyordum.I didn't know you were that good at French.
Ben sadece biraz başımın döndüğünü hissettim. Bu kadar.I just felt a little dizzy. That's all.
Sen neden bu kadar yakışıklısın?Why are you so handsome?
Sadece neden bu kadar erken gitmek istediğini bilmek istiyorum.I just want to know why you left so early.
Keşke o bu kadar pahalı olmasa.I just wish it wasn't so expensive.
Senin gerçekten istediğinin bu olmadığını biliyorum ama sahip olduğum bu kadar.I know this isn't what you really wanted, but it's all I have.
Tom'a neden bu kadar çok para verdiğini biliyorum.I know why you gave Tom so much money.
Fransızcada bu kadar çabuk çok iyi olacağını hayal bile etmedim.I never dreamed you'd get so good at French so quickly.
Bu kadar uzun yaşayacağımı gerçekten hiç düşünmedim.I never really thought I'd live this long.
Bu kadar çok eğleneceğimi hiç düşünmemiştim.I never thought I'd have so much fun.
Onun bu kadar kötü olacağını hiç düşünmedim.I never thought it would be this bad.
Genellikle bu kadar geç yemek yemem.I don't usually eat this late.
Bu kadar garip bir ilişki uzun bir süre tekrar olmayacak.An affair this strange will not happen again for a long time.
Bu kadar yeter dedim.I said that's enough.
Neden bu kadar çok insan var?Why are there so many people?
Neden bu kadar kızgınsın bilmiyorum.I don't know why he's so mad.
Bu gece Ay neden bu kadar büyük?Why is the moon so big tonight?
Marika neden Japonlara bu kadar hayran kalmış?Why was Marika so fascinated with Japan?
Neden Marika Japon kültürü ile bu kadar ilgileniyordu?Why was Marika so interested in Japanese culture?
Benim küçük kız kardeşim bu kadar güzel olamazdı.My little sister couldn't be this pretty.
Kendine bu kadar sert olma.Don't be so harsh on yourself.
Neden bu kadar çok ağladın?Why did you cry so much?
Neden bu kadar uzun zamanımı aldığını bilmiyorum.I don't know why it took me so long.
Elbiselerini nasıl bu kadar çabuk değiştiriyorsun?How do you change your clothes so fast?
Eğer Tom yardım etseydi bu kadar meşgul olmazdın.You wouldn't have been so busy if Tom had helped.
Ben gece bu kadar geç saatte genellikle hala uyanık değilim.I'm not usually still awake this late at night.
Tom bir yemek için bu kadar harcamak istemiyordu.Tom didn't want to spend that much for a meal.
Bu yeri neden bu kadar çok sevdiğini anlayabiliyorum.I can see why you like this place so much.
Keşke Tom'a karşı her zaman bu kadar kaba olmasan.I wish you weren't always so rude to Tom.
Keşke bu kadar erken gitmek zorunda olmasan.I wish you didn't have to leave so early.
Tom her zaman eve bu kadar geç gelmez.Tom doesn't always come home this late.
Size bu kadar çok soruna neden olduğum için üzgünüm.I'm sorry to cause you so much trouble.
Herkesin neden bu kadar erken gittiğini merak ediyorum.I wonder why everybody left so early.
Belki bu kadar şüpheci olmamalıyım.Maybe I shouldn't be so suspicious.
Tom'un bu kadar zamanını alan şeyin ne olduğunu merak ediyorum.I wonder what's taking Tom so long.
Bu kadar gergin olmayı bırakır mısın?Would you stop being so uptight?
Bu kadar fazla yemeyeceğim.I'm not going to eat that much.
Seni bu kadar çabuk beklemiyordum.I wasn't expecting you so soon.
Tom'un neden bu kadar kızgın olduğunu merak ediyorum.I wonder why Tom was so angry.
Genellikle bu kadar meşgul değilim.I'm usually not this busy.
Ben her zaman bu kadar erken ayaktayım.I'm always up this early.
Bu kadar cimri olduğum için üzgünüm.I'm sorry I was so mean.