Ana içeriğe geç
Sözlük

bu kadar ile cümle

bu kadar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Keşke her zaman bu kadar meşgul olmasam.I wish I wasn't always so busy.
Keşke ikimiz de bu kadar meşgul olmasak.I wish we both weren't so busy.
Keşke bu kadar meşgul olmasaydın.I wish you weren't always so busy.
Keşke her zaman bu kadar meşgul olmasan.I wish you weren't always so busy.
Sadece daha dikkatli olman gerektiğini düşünüyorum, bu kadar.I just think you should be more careful, that's all.
O gerçekten bu kadar güzel mi?Is she really that pretty?
Bunun seni bu kadar üzeceğini bilseydim bundan bahsetmezdim.If I knew it was going to upset you so much, I wouldn't have mentioned it.
Nasıl bu kadar yavaş olursun?How come you're so slow?!
İnsanlar neden her zaman bu kadar alaycı?Why are people always so cynical?
Neden her zaman bu kadar alaycısın?Why are you always so cynical?
Keşke bu kadar çok sorunların olmasa.I wish you did not have so many problems.
Hayatım boyunca asla hiç bu kadar mahcup olmamıştım.I've never been so embarrassed in all my life.
Neden bu kadar çabuk gidiyorsun?Why are you leaving so soon?
Neden onunla bu kadar ilgileniyorsun?Why are you so interested in him?
Onunla konuşmaktan neden bu kadar çok korkuyorsun?Why are you so scared to talk to him?
O ona neden bu kadar geç geldiğini sordu.He asked her why she came so late.
Bu kadar fazla tutacağını sanmıyordum.I didn't expect it to cost so much.
Bu kadar uzun süreceğini düşünmedim.I didn't think it would take this long.
Geçmişte hiç bu kadar çok kar yoktu.In the past, there was never this much snow.
Daha önce bu kadar çok kar yoktu.There was never this much snow before.
Savunmanın söyleyecekleri bu kadar.The defense rests.
Bu bu kadar önemli.It's that important.
Bu bu kadar basit.It's that simple.
Bu kadar bunalımlı görünme.Don't look so depressed.
Neden bu kadar sıkıntılısın?Why are you so gloomy?
Gelecek hakkında bu kadar karamsar olma.Don't be so gloomy about the future.
Bu kadarla bitmedi.It's not just that.
Bu kadar kaba olmayın.Don't be so crass.
Bu kadar eleştirici olmayın.Don't be so critical.
Bu kadar aceleci olmayın.Don't be so hasty.
Bu kadar toy olmayın.Don't be so immature.
Bu kadar saf olmayın.Don't be so naive.
Bu kadar hayal kırıklığına uğramış görünme.Don't sound so disappointed.
Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?How can you be so cruel?
Ben bu kadar harika hissetmiyorum.I don't feel so great.
Neden bu kadar kibirlisin?Why are you so arrogant?
Bu kadar geç kalacağını düşünmedim.I didn't think you'd be so late.
Bu kadar aptal olduğuma inanamıyorum.I can't believe I was so stupid.
Birini bu kadar çok sevmeyi hayal bile edemiyorum.I can't imagine loving anybody that much.
Buraya nasıl bu kadar çabuk geldin?How did you get here so fast?
Sizi bu kadar erken görmeyi beklemiyordum.I didn't expect to see you so soon.
Bu kadar kısa sürede dönmeni beklemiyordum.I didn't expect you back so soon.
Herhangi birinin bu kadar hızlı hareket edebileceğini bilmiyordum.I didn't know anyone could move that fast.
Bu kadar hırslı olduğunu bilmiyordum.I didn't know you were so ambitious.
Senin bu kadar yorgun olduğunu bilmiyordum.I didn't know you were so tired.
Bu kadar iyi bir golfçü olduğunu bilmiyordum.I didn't know you were such a good golfer.
İşlerin bu kadar kötü olduğunu fark etmedim.I didn't realize things were so bad.
Neden bu kadar endişelendiğini bilmiyorum.I don't know what you're so worried about.
Tom'u bu kadar uzak tutan şeyi bilmiyorum.I don't know what's taking Tom so long.
Neden hepinizin bu kadar ürkek olduğunu bilmiyorum.I don't know why you're all so jumpy.
Bu kadar büyük bir arabaya ihtiyacım yok.I don't need a car that big.
Ben bu kadar uzun süre bekleyebileceğimi sanmıyorum.I don't think I can wait that long.
Neyin bu kadar komik olduğunu görmüyorum.I don't see what's so funny.
Bu kadar eğlenceli olan nedir anlamadım.I fail to see what's so amusing.
Bu kadar aptal olduğun konusunda hiçbir fikrim yoktu.I had no idea you were so stupid.
Bu kadar genç olduğun hakkında fikrim yoktu.I had no idea you were so young.
Bu kadar uzun kalmaya niyet etmemştim.I hadn't intended to stay this long.
Bu şirkette bu kadar uzun çalışmayı istememiştim.I hadn't intended to work at this company this long.
Seni bu kadar perişan görmekten nefret ediyorum.I hate to see you so miserable.
Sizi bu kadar zaman beklettim, yalvarırım affedin.I made you wait so long; I beg your forgiveness.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod