Bu açıdan Buşido Orta Çağ Avrupa'sındaki şövalyelik kurallarına benzemektedir.Bushidō er løselig analogt med konseptet ridderskap i middelalderens Europa.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.Men selve opplevelsen av fargen rød er en quale.
Ayaklanma bu açıdan başarılı oldu.Opprøret falt dermed sammen.
Bu açıdan yerleşim birimi pek çok alternatif konaklama imkânına sahiptir.Innredningen finnes i flere ulike alternativer.
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.Imidlertid må det ha fungert godt, for mange av disse deltidslærerne har jobbet i årtier på denne måten.
Herkes bunun bir son bulmasını ister ve bu açıdan Sağ Kalan Çocuk Harry Potter'a güvenirler.For det han vil mest av alt er å drepe Harry Potter, gutten som overlevde alle de tidligere angrepene hans.
Ayaklanma bu açıdan başarılı oldu.Pemberontakan adalah hasilnya.
Bu açıdan Fransa Hava Kuvvetleri'de Fransız ordusu gibi ikiye bölünmüştü.Liu sekarang telah mengambil kulit kepala dua komandan angkatan laut Prancis dalam keadaan yang sangat mirip.
Bu açıdan, çok geç vakitte gösterilmesi gayet uygun.Buku itu sangat tepat pada waktunya.
Olayların bir bölümü bu açıdan başlar.Hàng loạt rắc rối bắt đầu từ đây.
Bu açıdan bir diğer dar görüştür.Đây lại là một ngộ nhận khác.
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.The discoverer has taught for many năm ở this school.
Bu açıdan da bu dönem önem taşır.Ngoài ra, thời kỳ này còn có khởi nghĩa Yên Thế.
Bu açıdan bir rekor sahibidir.一行の中で記録係である。
Bu açıdan Akdeniz iklim özelliklerini andırır.風の存在がこの気候の特徴である。
Çevrenin bu açıdan zarar görmesini engellerler.周囲の被害を顧みず戦闘を行なう。
Bu açıdan hiçbir şekilde ciddi bir çatışmalar meydana gelmedi.この戦いではあまり激しい戦いは行われていない。
Bu açıdan akla yatkın görünmektedir.这一点听起来表面上是公平的。
Hatta bu açıdan bakıldığında önleyici olarak birinin komşusuna saldırması mantıklıdır.甚至搶先攻擊自己的鄰居,也是非常合理的。
Şair, bu açıdan fahişeler ve ressamların yakın olduğunu düşünüyordu.他说道,数学家与画家和诗人一样,是模式的创造者。
Bu açıdan bir rekor sahibidir.著有《因話錄》。
Ayaklanma bu açıdan başarılı oldu.这些叛乱逐步成功。
1968 öğrenci hareketleri bu açıdan belirleyici olmuştur.1938年,開始有學者提出此處為古墳。
Bu açıdan da bu dönem önem taşır.我很珍惜这种时刻。
Cumartesi oynanacak karşılaşma bu açıdan bir ilktir.토요일에 이 곳에서 홈 경기를 치룬다.
Bu açıdan da ilk kolleksiyonculardan olarak bilinir.מסיבה זו הם נקראים יצרנים ראשוניים.
Bu açıdan bakıldığında şirketlerin iki temel finansman alternatifi vardır.על פי שילוב זה, מול סוכן כלכלי ניצבות שתי התנהגויות חלופיות.
Bu açıdan, bir nesneye ait kırmızılık özelliği bir soyutlamadır.לדוגמה: צבע אדום בעל משמעות חשובה יותר.
Herkes bunun bir son bulmasını ister ve bu açıdan Sağ Kalan Çocuk Harry Potter'a güvenirler.Ражда им се момченце и те го кръштават Хари Потър.
Bu açıdan put tanımları, putperestlik tanımlarını anlamada önemlidir.Význam znaku je to, čo vieme, keď výrazu rozumieme.
Bu açıdan bir rekor sahibidir.Je držiteľkou svetového rekordu na tejto trati.
Bu açıdan nehir önemli bir role sahiptir.Rieky tu hrali oddávna dôležitú úlohu.
Bu açıdan Avrupa’da da az bulunan örneklerden biridir.Je jednou z mála pôvodných paliem v Európe.
Şair, bu açıdan fahişeler ve ressamların yakın olduğunu düşünüyordu.Salón sa stal miestom, kde sa stretávali básnici a spisovatelia.
Beyşehir bu açıdan oldukça şanslı bir konuma sahiptir.Čierny má v tomto otvorení často dosť stiesnené postavenie.
Bu açıdan uçak motorlarında dizel yakıt kullanılamamaktadır.Živega srebra se zato praviloma ne sme prevažati z letali.
Bu açıdan bakınca ne eyalete ne de Roma'nın kendine karşı bir tehdit kalmamıştır.Če pa pomoči ne bo, grozi nevarnost ostali Evropi in tudi samemu Rimu.
Bu açıdan özeldir zira Han kökenli bir halkın bu şekilde muhafaza ettiği tek eserdir.Tai bene vienintelis Lietuvoje panašaus pobūdžio primityviojo liaudies meno pavyzdys.
Çevrenin bu açıdan zarar görmesini engellerler.Jis visiems kenkė, niokodamas aplinką pagal savo užgaidas.
Bu açıdan Buşido Orta Çağ Avrupa'sındaki şövalyelik kurallarına benzemektedir.Sipahio statusas atitiko viduramžių Europos riterio statusą.
Bu açıdan bağlam, iletişimde çok önemli bir yere sahiptir.Mina ja Sina on selles suhtlemises täiesti võrdväärsed.
Bu açıdan da ilk kolleksiyonculardan olarak bilinir.Nad on ka esimesed nimepidi tuntud heliloojad.
Bu açıdan öğretim üyeleri yıllardır bu tecrübeye sahiptir.Seda õppeasutust juhtis ta palju aastaid.
Bu açıdan Jülyen takvimine benzemektedir.Õiguslikult sarnaneb preestriga.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Ich habe nichts zu der in dieser Hinsicht zu beklagen, Sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Ik heb niets te klagen in dat opzicht, meneer.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Jag har inget att klaga på i detta avseende, sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Jaz nimam nič opozarjal na nastale v zvezi s tem, gospod.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Jeg har intet at klage over i denne henseende, sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Je n'ai rien à se plaindre de à cet égard, monsieur.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."네, 그 점에있어서의 불평 없어요.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Minulla ei ole mitään valittaa tältä osin, sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Nemám nič sťažovať v tomto smere, pane.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Nemám nic stěžovat v tomto ohledu, pane.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Nie mam nic skarżyć się w tym zakresie, sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Nincs mit panaszkodnak e tekintetben, uram.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Non ho nulla di cui lamentarmi in tal senso, signore.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Nu am nimic să se plângă de în această privinţă, domnule.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Saya tidak mengeluh dalam hal ini, Sir.
"Ben, efendim, bu açıdan şikayet hiçbir şey yok."Tôi không có gì để khiếu nại trong đó tôn trọng, thưa ông.