Ana içeriğe geç
Sözlük

bozulmaya ile cümle

bozulmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.الإصابة البكتيرية الثانوية غير نادرة، ويمكن أن تتسبب في رائحة كريهة.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.Coceira pode causar lesão da pele e pouco comumente resultar em uma infecção bacteriana.
Kullanılmayan beyin hücreleri bozulmaya başlar.Verouderde hersencellen worden afgebroken.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.W ciągu 1937 roku zdrowie Atatürka zaczęło się pogarszać.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Po tym wydarzeniu stosunki między Iracką Partią Komunistyczną a Kasimem ostatecznie się pogorszyły.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Z powodu złej pogody, rozbiórkę przesunięto na następny dzień.
Peyo’nun Sağlığı bozulmaya başladı.Zdrowie Spinoli nagle się pogorszyło.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Sedan börjar Scotts tålamod sakta men säkert ta slut.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Dåligt väder försenade starten.
Bu birleşmeden iki yüzyıl sonra 1772 ve 1795 yılları arasında bu ittifak bozulmaya başladı.Under de två efterföljande århundradena, mellan 1797 och 1977, nämns ringarna knappt.
Bu birleşmeden iki yüzyıl sonra 1772 ve 1795 yılları arasında bu ittifak bozulmaya başladı.Внаслідок трьох поділів (1772, 1793 і 1795) Річ Посполита припинила існування.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Jeho zdraví bylo oslabeno a začátkem roku 842 zemřel.
Bunlar DNA'da bozulmaya sebep olur.Na slunci prý mohou poškodit lidskou DNA.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Po krátkém čase se pohled obou na jejich vztah začnou rozcházet.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.În scurtă vreme totuși relațiile dintre cei doi soți se strică.
Distopik bir gelecekte Avustralya’da kanun ve nizam enerji kıtlığı sebebiyle bozulmaya başlamıştır.Într-un viitor distopic, în Australia, legea și ordinea nu mai au autoritate.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Confuzia lui Gumm crește treptat.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Amikor Claudius betegsége egyre nyilvánvalóbbá vált, családjával megromlott a kapcsolata.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Marić tudományos karrierje 1901-ben törést szenvedett, mikor Einstein teherbe ejtette.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.A viharossá váló időjárás miatt a hadműveletet elhalasztották másnapra.
Bu yüzden düzensizlikler genellikle bozulmaya eğilim gösterir.Az ellentmondások végül természetszerűleg robbanáshoz vezetnek.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Lear elmeállapota lassan helyreállt.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.A szülés megindítására adott gyógyszer, mely nagyon ritkán infarktust okozhat.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Ennen pitkää tämä alkaa tuoda säröjä parin suhteeseen.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.Viktorian terveys oli alkanut heiketä vuonna 1900.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.Näistä onnettomuuksista johtuen Immanuel Nobelin oli hakeuduttava konkurssiin.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Σύντομα όμως άρχισε να επικρατεί ένταση στις σχέσεις των δύο γυναικών.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Pga. dårligt vejr blev den udskudt til dagen efter.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Hans helse ble gradvis dårligere og han døde av dysenteri den 20. januar 842.
Bunlar DNA'da bozulmaya sebep olur.Dette blir fremdeles markert i Dnk.
Bu manyetikler ses titreşimlerini bazı elektronik devreler ile bozulmaya uğratan manyetiklerdir.Disse tilfeldige bevegelsene er årsaken til støy i elektroniske komponenter.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Karier akademik Marić itu terganggu pada 1901 ketika ia menjadi hamil oleh Einstein.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.(Inggris) Laman mengenai Immanuel Nobel
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Ketika kesehatannya memburuk, yang lainnya mulai mengetahui tentang kondisinya.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Namun tak lama kemudian, hubungan keduanya membaik.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Di sinilah kemudian hubungan antara Malayalam dan Tamil mulai merenggang.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Khi mà khuyết tật của Claudius trở nên rõ ràng, mối quan hệ với gia đình của ông trở nên chua chát.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Tương tự, những mối quan hệ vốn tốt đẹp trước kia của Liên bang Xô viết với Iraq cũng bắt đầu giảm sút.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Từ hôm nay trở đi quan hệ của hai bên bị phá vỡ.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Sức khỏe của Adam Rainer bắt đầu giảm dần.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.おじはヌルを虐待し始める。
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.一方でネロの治世は徐々に歪み始めていった。
Peyo’nun Sağlığı bozulmaya başladı.而裴隆健康也開始出現問題。
IV. Philippe'in papalıkla olan ilşkileri İngiltere'ye karşı sürdürülen savaş sırasında bozulmaya başlamıştı.그의 치세기 동안 이룩된 국내의 평화는 잉글랜드와의 전쟁으로 깨졌다.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.כאשר החלו פגמיו של קלאודיוס להתגלות, היחסים עם משפחתו נעכרו.
Eşitlik bozulmayan turlarda direkt olarak penaltı vuruşlarına geçiliyordu.Преди при равенство се изпълнявали директно дузпи.
Bu sırada yaratığın sağlık durumu kanala bırakılacağı gün yaklaştıkça bozulmaya başlar.Kako se dan puštanja bića na slobodu kroz kanal približava, njegovo zdravstveno stanje se počinje pogoršavati.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Mal podlomené zdravie a začiatkom roka 842 zomrel.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.Nende õnnetuste tagajärjel läks Immanuel Nobeli äri pankrotti.
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Aeglaselt, kuid siiski, hakkas tema olukord paranema.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Tema seisund järjest halvenes ja ta suri 27. jaanuaril.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.a postavil ich navždy, na veky; vydal zákon, a niktoré neprekročí!
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.A utvrdil je na věčné věky, uložil cíle, z nichž by nevykračovaly.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Él los estableció para siempre, por la eternidad; les puso ley que no será quebrantada
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Er hält sie immer und ewiglich; er ordnet sie, daß sie nicht anders gehen dürfen.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.han gav dem deres plads for evigt, han gav en lov, som de ej overtræder!
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Hij heeft alles vastgesteld voor altijd. Hij gaf aan alles een wetmatigheid, die geen ervan overtreedt.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Ia menentukan tempatnya masing-masing, ketetapan-Nya berlaku untuk selama-lamanya
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.Il les a affermis pour toujours et à perpétuité; Il a donné des lois, et il ne les violera point.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.in utrdil jih je za vselej in na veke; dal je zapoved, ki je nihče ne prestopi.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod